1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. HZ. SÜLEYMAN VE KUŞ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

HZ. SÜLEYMAN VE KUŞ

A+A-

Bugün sizi biraz düşündürecek, biraz derinliklere salacak  Hz. Süleyman ile bir kuş’un hikayesini anlatmak istiyorum.

Belki içimizden bu hikayeden der alabilecekler çıkar diye de düşünmekteyim.

İsterseniz hikayemize başlayayım.

Anlatılan ve yazılana göre bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman'a gelerek, kanadını bir

dervişin kırdığını söyler.

Biliyorsunuz Hz. Süleyman tüm mahlukatla konuşup diyalog kurabilen bir peygamber olduğu  bilinir. Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar;

"Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?"

Derviş kendini savunur ve olayı anlatır:

"Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı."

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;

"Bak, bu adam da haklı.

Sen niye kaçmadın?

 O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?"

Bu kez kuş kendisini savunur ama, kuş'un kendisini savunması Hz. Süleyman'ı da şaşırtır;

"Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah'tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım."

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. "Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın" diye  hüküm verir. Yaralı kuş o anda; "Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın" diyerek  karara itiraz eder.

 

 

Bu itiraz karşısında da hem Hz. Süleyman, hem yanındakiler ve derviş daha da şaşırır ve

"Neden" diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar;

"Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar... Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın... Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."

***

Bu çok anlamlı menkıbenin günümüze uyarlanmış şekli de "her gördüğün sakallıyı deden sanma"dır...

Yüzyıllar önce garip bir kuşun kanadını kıran sahte dervişlerle bugünümüzde bir değişiklik var mı?.  Bence yok. Yaşadığımız sıkıntıların altında da bu yatmıyor mu ?

Cumhuriyetin kuruluş yıllarından başlarsak; Şeyh Said'lerden sonra neler gördük neler?.. İhanetleri ile sapıklıkları ile...

Ali Kalkancılar... Badeci hocalar... Allah ile konuştuğunu iddia eden sapkınlar... Ve niceleri...

Son dönemde  ülkeyi baştan aşağı meşgul eden, hain FETO ve FETO’cular

Şimdi şuracığa, postmodern hacıları, hocaları, cemaat liderlerini, şeyhleri, ilahiyat hocalarını, Siyasal İslamcıları, cüppelileri, cüppesizleri, sarıklıları, sarıksızları isim isim icraatları ile birlikte yazmaya kalksam kıyametler kopar!..Zaten bunların pek çoğunu siz biliyorsunuz. Günümüzde ne  fetva(!) verip insanların beynini karıştırıyorlar.

Aslında siz, onları en az benim kadar iyi biliyorsunuz da... İş ki, yaralı kuş kadar cesur ve gerçekçi olalım. Sahte dervişin hırkasının altındaki, sahte hocanın takkesinin altındaki, sahte Siyasal İslamcının sözlerinin ve icraatlarının altındaki gerçekleri görüp haykırabilelim. Ona göre tavır koyabilelim.

Tabii ki bunlar kadar önemli olan da Hz. Süleyman'ın adaleti ve bilgeliğindeki karakterleri de seçebilmek. Yoksa, yaralı kuştan daha beter olacağımız kesin!.. Sahte hırkalarını ters yüz edemezsek bu sefer kanadımızı kırmakla kalmayacaklar. Kafalarımızı kopartacaklar!..

Bilmem anlatabildim mi ?

Bu yazı toplam 295 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.