1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. HZ. ZÜLBİCADEYN (R.A) (İKİ ÇUL SAHİBİ)
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

HZ. ZÜLBİCADEYN (R.A) (İKİ ÇUL SAHİBİ)

A+A-

Peygamber aşığı bir yetim. Amcası tarafından büyütülen, kabilesinde sözü geçmeyen, değersiz sayılan bir genç.

Bir gün kabilesinde konuşulanları duyar. Yeni bir Peygamber, yeni bir din gelmiştir.

Hz. Zülbicadeyn henüz Peygamberi tanımadığı halde kalbinde tarifsiz bir his, tarifsiz bir heyecan yaşar.

Anlam veremediği bir aşka kapılmıştır. İçinde bir gül açmıştır ve o gülün peşinden gitmek ister.

Karar vermiştir, Peygamberin yanına gidecektir. İslam’ı kabul ettiğini söyleyip âşık olduğu Peygamberin yanında şehadet getirecektir. Hedefi Peygamberin yanından asla ayrılmamaktır.

Kabilesi bu haberi duyunca onu ayıplar ve ihanet ile suçlar. Dalga geçer, ciddiye almaz, üstündeki tüm kıyafetlerini çıkarır ve kafasına bir çuval geçirirler. Ayakkabısız, üzerinde kıyafeti yok, rezil rüsva bir halde bırakırlar onu. O'na gülerler ve onun bu haliyle eğlenirler.

"Bu halde hiç bir yere gidemez. Ya bizim inancımıza geri döner ya da bu yüz karasıyla yaşamaya devam eder." derler. Kim engelleyebilir ki bir kelebeğin ateşe uçuşunu? Kim genç bir aşığı hakikat yolundan alıkoyabilir ki?    Sıcak çöller mi? Düşmanlar mı? Susuzluk mu? Hiçbir şey!

O kararını vermişti bir kere. Hz. Zülbicadeyn yalınayak yolar çıkar, henüz tanımadığı ama âşık olduğu Peygamberin şehrine Medine’ye yol alır. Aç, perişan bir halde sahip olduğu tek bir çuval ile her zorluğu göğüsleyerek yoluna devam eder. Ama bilir eğer bu taşlı dağlar, dikenli yollar onu sevdiğine götürüyorsa, onu içindeki güle götürüyorsa, Ne susuzluk ne de sıcak çöller engel olabilir yolculuğuna. Hatta söz konusu kavuşmak ise hayatını bile feda etmeye hazırdır.

Sonunda varır Zülbicadeyn sevgilinin şehrine. Uzaktan Medine’yi izler. Bu huzur ne de başkaymış..

Üstü başı yara içinde. Allah Resul’ünün karşısına bu şekilde çıkmaktan hayâ eder, Üstündeki paramparça olmuş çuvalı kıyafet şekline getirmeye çalışır. Perişan bir halde mescide girer gözlerinin içi ışıldayarak:

“Ya Rasulullah ben geldim. İman ettim, seni buldum, İslam’ı kabul ettim ve sana geldim. Kabul et beni ya Nebi!” der. Peygamberimiz (sav) ona kollarını açarak: “Hoş geldin ya Zülbicadeyn. Hoş geldin iki çul sahibi.” der ve bu olaydan sonra herkes ona Zülbicadeyn yani 'iki çul sahibi' diye seslenmeye başlar.

Herkes toplansa, tüm servetini getirip verse, o iki çulun yanında ne değeri olabilirdi ki?

Peygambere, İslam’a günden güne daha da âşık olur ve hayalini gerçekleştirir. Bundan böyle asla Peygamberinin yanından ayrılmaz. Ve bir gece Tebük’te üç mübarek insan bu sadık kulun cenazesini taşır.

Hz. Muhammed (sav), Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir (r.a).. Efendimiz kendi elleriyle onu mezarına koyar ve ellerini kaldırıp şöyle dua eder:

"Ya Rab ben ondan razıyım, hep razı oldum. Sende razı ol!”

Keşke bizler de senin gibi olabilseydik ya Zülbicadeyn.. Keşke senin gibi İslam uğruna her şeyimizi feda edebilsek, keşke biz de içimizdeki gülün yeşerebilmesi için nefsimize diz çöktürebilsek.. İnşallah bir gün..

Bu yazı toplam 443 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar