1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. İçeriden ve Dışarıdan
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

İçeriden ve Dışarıdan

A+A-
Bu günlerde yine memleketimizin içeriden ve dışarıdan topa tutulduğunu görüyoruz. Bunun belli bir stratejinin gereği olduğunu düşünmek ve görmek hiç de zor değildir.
Çünkü böyle davranışlar yeni değildir. İçeriden yapılan anarşist davranışların mutlaka dışarıdan verilen bir desteği de bulunmaktadır. Zaten dışarıdan her hangi bir destek bulamasa içeriden gelecek bir huzursuzluk söz konusu olmayabilir.

Benin dikkatimi çeken hususlardan biri de huzursuzluğun çıkarıldığı zamanların iyi seçilip ayarlanmış olmasıdır. Hep aynı nitelikli zamanlara denk gelmektedir. Nitekim geçmiş yıllara bir göz atacak olursak, durumun böyle olduğunu görürüz. Tek parti döneminden sonra iktidara gelen partiler döneminde memleketimizde bir gelişme ve kalkınma hamlelerinin başladığı doğrudur. İşte bu yıllardan itibaren içeride bir takım huzursuzlukların baş gösterdiğini görmekteyiz.

İçeride gerçekleştirilen ihtilâller ve Kıbrıs meselesinin gündeme taşınması bu hareket ve oyunların bir parçası olarak önümüze konmuştur. Bu durum yıllarca devam etmiş ve sonra da anarşi ile başlayan iç huzursuzluk memleketimizin içine sokulmuştur.

Bu durumda öncelikle, şöyle bir hükme varmamız mümkündür: Türkiye ne zaman kendisini gerek iktisadi ve gerek siyaset yönünden toparlayıp ilerlemeye başlasa ve maddi kalkınmanın yolunu bulup
devam ettirmeye çalışsa başına hep aynı türden engeller gelmiş, daha doğrusu getirilmiş bulunmaktadır.

Aslında ihtilâl dediğimiz ordumuzun yaptığı darbeler artık aralıklarla birkaç defa yapıldıktan sonra istenilen neticenin alınamaması sebebiyle özelliğini kaybettiği fark edilip bundan beklenen neticeler tam
olarak alınamadığı görülünce de karşımıza anarşinin çıkarıldığını görmekteyiz. Anarşinin önce yurt dışında başlatılıp oradan verilen zararlarla yetinilmeyip yurt içine sokulmuş olması da ayrı bir yöntem ve verilen huzursuzluklarda bir ileri adımdır.

Fakat hiçbir durumda anarşistlere sağlanan destek azalmamış, aksine geliştirilerek artan bir şekle dönüşmüştür. Bu dönemde verilen destek sadece malzeme ve silâh desteği olmaktan çıkmış, strateji ve her türlü eğitim desteğinin yanı sıra kullanılan malzemeler de geliştirilerek sunulmuştur.

İşin bir diğer yönü de anarşiye başladıkları bir grupla oyunlarını sürdürmek yerine onun zafiyetini gördükleri ve netice almalarının güçleştiği yer ve zamanlarda başka oluşum ve isimlerle bu desteklerini ve sinsi faaliyetlerini sürdürmüş olmalarıdır.

Bu arada milletler arası yaklaşım ve toplantılarında Türkiye aleyhine ve anarşistlerin lehine olacak propaganda dâhil, her türlü söylem ve eylemlerini de artırarak sürdürmüşlerdir. İktidarların, memlekete zarar verdiklerini gördükleri için anarşistlerin ortadan kaldırılması yönünde attıkları her adımı kendi lehlerine görmedikleri durumlarda da aleyhte yaptıkları propagandalarla iktidarları zayıflatıp gözden düşürme ve kendi düşüncelerini uygulayacak partileri destekleme faaliyetlerinden de geri durmamışlardır.

Son olarak Almanya’nın Osmanlı döneminde ve Birinci Cihan Harbi sırasında tebaasından olan Ermenilerin 1915 yılında tehcirleri (yani daha az zarar görmeleri için bulundukları yerlerden daha güvenli
başka yerlere göç etmelerini sağlamaları) sırasında meydana gelen zayiatı bir soykırım olarak değerlendiren bir kanunu kabul etmeleri ulaşılan en son nokta olmuştur. Yani bununla Türkiye Cumhuriyeti
Hükümetini zor duruma düşürmek istemişlerdir.

Aslında yapılan bu iş yeni değildir ve ilk de değildir. Ancak böyle bir kararın Almanya tarafından alınmasının ayrı bir önemi ve değeri bulunmaktadır. Çünkü Almanya bizim, hem Birinci Cihan Harbi’nde
müttefikimiz hem de bugün üç milyona ulaşan bir nüfusumuz orada bulunmaktadır.

Bu durumu göz ardı etmemiz mümkün değildir. Bu sebeple de Almanya’nın yaptığı uygunsuz hareketin iyi değerlendirilmesi gerekir. Her şeyden önce bu konular karşısında tek vücut hâlinde
görünmemiz ilk görevimiz olmalıdır.
 
Bu yazı toplam 155 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.