1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. İÇİ TAŞ DOLU TORBA
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

İÇİ TAŞ DOLU TORBA

A+A-

Balıkçı bir adam bir gün güneş doğmadan sabah namazından az önce deniz kenarında oturuyormuş. Derken içi taş dolu bir torba bulur. Elini torbanın içine sokarak bir taş alır ve o taşı denize fırlatır. Taşı fırlattığı esnada suyun üzerinde çıkardığı ses adamın hoşuna gider. Tekrar ikinci bir taş alır ve onunda denize fırlatır. Çünkü taşın suya değerken çıkardığı ses balıkçıyı mutlu eder ve bu şekilde taşları teker teker fırlatır. Bu arada güneşin ışığı yavaş yavaş yaklaşır ve adamın elindeki taş dolu torbada yavaş yavaş belli olmaya başlar. Artık torbanın içinde sadece bir taş kalmıştır. Güneş açıp adam torbanın içine baktığında bir de ne görsün içindeki taşlar elmas taşlarıymış. Meğerse denize fırlattığı tüm taşlar elmasmış. Çok pişman bir şekilde şöyle demeye başlar:" Ey ahmak herif. Eğer bu taşların elmas olduğunu bilseydim sadece sesi kulağıma hoş geldiği için eğleneceğim diye onları hiç denize firlatırmıydım?" Ancak iş işten geçmiştir.
Evet, kardeşim bu kıssadan çıkardığımız dersler:
1) Balıkçı sensin.
2) Aralıklarla denize fırlattığın elmaslar senin ömrün.
3) Denizin üzerinde taşın çıkarmış olduğu ses, yok olmaya mahkûm dünya süsü ve şehvetleridir.
4) Gecenin karanlığı ise gaflettir (dünya hayatına dalmak).
5) Güneşin doğuşu ise geri dönüşü olmayan ölümün ta kendisidir.
5) Kardeşim! Şimdiden itibaren uyanık ol ve elmas değerinde hatta çok daha değerli olan vaktini, ömrünü faydasız şeylerle boşa harcama. Yoksa pişmanlığın fayda vermediği o çetin günde çok pişman oluruz..
ABDEST
Insan vücudu üzerinde yaklaşık 700 Biyolojik Aktif Nokta (BAN) bulunur. Bunlardan 66 tanesi "Agresi Noktası" olarak adlandırılan ekstra aktif noktalardır. 66 Agresi noktasından 61'i abdest azalarında yer almaktadır. Abdestte azalar yıkanırken BAN faaliyete geçer, adresi noktaları denge kazanır. Bu sebepten abdestteki sırayı bozmamaya özen göstermek gerekir.
Yüz yıkanırken mide, bağırsaklar, safra kesesi, idrar yolları, sinir sistemi ve üreme organları,
Kollar yıkanırken, bağırsaklar, kalp, akciğerler, üreme organları, idrar yolları ve kan dolaşımı uyarılır.
Kulaklar yaklaşık 100 BAN'ın yer aldığı ve hemen hemen bütün organlarla bağlantılı olan bir komuta merkezidir. Kulaklar meshedilirken bütün organlar uyarılmış olur.
Ayaklar yıkanırken hormon dengesini sağlayan, büyüme ve üremeyi kontrol altında tutan, hipofiz böbrekler ve hemen hemen bütün organların faaliyetini etkileyen BAN uyarılır.
Abdestte akupunktur noktalarının uyarılmasıyla vücutta enerji ve kan dolaşımı kolaylaşır, vücudun direnci artar, bağışıklık sistemi güçlenir. Ateş yükselince soğuk su ile abdest almak, ateşi 1,5-2 derece kadar düşürür.
Abdest tansiyonu düşürür, baş ağrısını hafifletir, uyuklamayı, yorgunluğu ve öfkeyi giderir. Soğuk su kullanmak, abdestin ve guslün faydalarını artırır. Ancak akciğer ve karaciğer hastası olanlar, ağır ameliyat geçirenler, yaşlılar, ishal olanlar için ılık du kullanmak daha iyidir.
Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına abdest için ılık su tavsiye ederdi. Bu tavsiye avam için değil, soğan ve sarımsak yememe tavsiyesi gibi, yüksek manevi mertebelere ulaşan ve düşük ruh mertebelerine ait yıkıcı ve kronik hastalıklardan kurtulanlar içindir.
Her abdestte misvak kullanmak çok önemlidir. Dr. Aidin Salih Gerçek Tıp Yitik Şifanın İzinde..
YUNUS EMRE MENKIBELERİ
Dergâha Doğru..
Hacı Bektaş-ı Veli, Horasan diyarından Anadolu’ya gelip yerleştikten sonra veliliği ve kerametleri etrafa yayıldı. Fakir halli kimseler de gelir, ondan nasip alır giderlerdi. O zaman, Sivrihisar’ın kuzey tarafında Sarıköy de yaşayan Yunus, fakir halli olup etkincilik yapardı. Bir vakit kıtlık oldu. Hiç kimsenin bu kapıdan boş dönmemesi onu umutlandırdı. Oraya gidip biraz buğday istemeyi düşündü. Yunus emre, Sulucakarahöyük’e varınca, Dergahta sevgiyle karşılandı. İsteğinin ne olduğu soruldu. Getirdiği alıçları sunup “Ben fakir bir kimseyim, bu yıl ekinimden bir nesne alamadım, ümidim odur ki, bana buğday veresiniz.” dedi. Hacı Bektaş’ın yakınları Yunus’a çorba ikram ettiler. Alıcından yediler. ‘Biraz dinlen, sonra isteğini arz ederiz.” dediler. Daha sonra isteği Hacı Bektaş’a arz edildi. o da, “Sorun bakalım ne ister, buğday mı, erenler nefesi mi verelim?” dedi. Sordular, Yunus ‘Ben nefesi neyleyeyim, bana buğday gerek” diye cevap verdi. Yunus’un cevabı Hacı Bektaş’a bildirildi. O da, “Varın Yunus’a söyleyin, alıcının her tanesi için iki nefes verelim” buyurdu. Yunus: “Ailem ve çocuklarım var, nefes karın doyurmaz, lütfederse buğday versinler” dedi.               Buğday mı, Nefes mi?  Bu sözü Hacı Bektaş’a arz eylediler. Bu defa ‘Varın söyleyin, alıcının her çekirdeği başına on nefes verelim” dedi. Yunus bu söze karşılık yine :”Ben nefesi neyleyim, çoluğum çocuğum var ve açlar, bana buğday gerek” diye ısrar etti. Nefese razı olmadı. Hacı Bektaş, dilediği kadar buğday verilmesini emretti, dervişler buğdayı Yunus’un kağnısına yüklediler. Yunus veda edip yola koyuldu, fakat aklı başına gelince şöyle düşündü: Ulu bir kişinin huzuruna vardım, bana nasip sundular, alıcımın her çekirdeği başına on nefes verdiler, razı olmadım. Ne olmayacak iş ettim, yanlış yaptım. Şimdi bu buğday birkaç gün içinde tükenir, nefes ise ölünceye dek tükenmez. Ola ki, himmet ettikleri nasibi vereler.” diyerek geri dönmeye karar verdi. Hacı Bektaş dergâhına geri döndüğünde kendisine nasibinin Tabduk Emre’ ye verildiği söylendi.

Önceki ve Sonraki Yazılar