Fizyoterapist Ümmühan YAĞMURKAYA

Fizyoterapist Ümmühan YAĞMURKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

İÇİYOR MUYUZ?

A+A-

Başlıktan da anlaşılamayacağı üzere bu hafta değineceğim konu: Hemipleji. Halk arasında inme ya da felç olarak bilinen bu rahatsızlığın altında birçok neden yatmaktadır. Yaş, kalp hastalıkları, diabet, obezite, sigara-kahve alışkanlıkları, sedanter dediğimiz durağan yaşam stilimizi bu nedenler arasında saysak da birçok hastamda karşılaştığım hipertansiyon (yüksek tansiyon) tablosu ciddi bir hal almaktadır. Daha doğrusu hipertansiyon için gerekli ilaçların düzensiz kullanımı ya da kullanımına gerek görülmemesi hastayı felç olmaya bir adım daha yaklaştırır. Yüksek tansiyonun en sık rastlanan belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır. Hemipleji, çoğu kez beyin damarlarındaki tıkanıklık ya da hasarlanma sonucunda vücudun sağ ya da sol yarısında gördüğümüz istemli hareket kaybı ya da azalması olarak adlandırılabilir. Beyin kanamalarının en önemli nedeni kontrol edilemeyen hipertansiyondur.

Hemipleji, vücudun tek taraflı fonksiyon kaybı olarak tanımlansa da birçok klinik tabloyu beraberinde getirir. Etkilenime göre hasta da konuşma, konuşulanı anlama, adlandırma, tekrarlama, okuma ve yazma gibi becerilerinde hasar, omuz çıkıkları, görme bozuklukları, idrar tutamama, hafıza sorunları, uzuvlarda hareket ederken uyum sorunu oluşması gibi birçok aksaklık göze çarpar. Bu semptomlar beyinin etkilenen damarları, etkileniş biçimine göre farklı kombinasyon gösterir.

Hemipleji tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyon programına uyulması şarttır. Fizyoterapist’in yapacağı değerlendirme sonucu hastanın bulunduğu seviye belirlenir ve hangi tedavi yönteminin seçileceğine karar verilir. En iyi fonksiyonel  geri dönüşüm 6 ay ile 2 yıl arasında gerçekleşmektedir. Felç geçirmiş hasta da 3 evre gözlemlenir ve her evrede uygulanan tedavi seçenekleri farklıdır: flask evre, spastisite evresi ve sonrasında da normal kas tonusuna geri dönüş evresi.

Flask evre dediğimiz dönemde hastanın etkilenen tarafında hiçbir istemli hareket meydana gelmez, reflekslerinde kayıp vardır ve bu evrede uzuvlar ağırdır. Bu evreden sonra (geçiş süresi hastadan hastaya göre değişir.) spastisite evresine geçilir. Spastisitenin meydana geldiği kaslar şiddetli derecede kasılı kalmışlardır ve uygun egzersizler ve tedavi yaklaşımı ile bu spastisite zamanla çözülüp normal kas tonusuna geri dönüş sağlanacaktır.

Tedaviye erken başvuru ve iyi aile desteğiyle beraber gelişim güzel seyredebilir. İlk 24-48 saat içerisinde tedaviye başlanmalıdır. Hasta da oluşacak bası yaraları tedaviyi ve gelişimi olumsuz etkileyeceği için hastanın pozisyonu 2 saatte bir değiştirilmelidir, çarşaf bakımı ve havalı yatak bu bakımdan önemlidir, eğer bası yarası oluştuysa hastanın pozisyonu 30 dakikada bir olarak değiştirilmelidir. Uygun pozisyonlama hasta için çok önemlidir ve gereken yardım alınmalıdır.

Her ne kadar kısa tutmak zorunda olduğum bir konu olsa da “inme rehabilitasyonu” uzun zaman ve sabır gerektiren bir süreçtir. Biz fizyoterapistler olarak amacımız hastayı maksimum fonksiyonele getirip günlük yaşam aktivitelerine geri kazandırabilmek ve  hastanın yaşam standartlarını arttırabilmektir…

Buradan her ilacını düzenli kullanan bilinçli hastalara ve egzersizlerini ihmal etmeyen herkese selam olsun…   : )

Haftaya “HUZURSUZ MU BACAK” başlıklı yazı ile aynı gün ve aynı köşede görüşmek dileğiyle...

SAĞLICAKLA KALIN...

 

Bu yazı toplam 444 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.