1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. İdam Cezası Ve Avrupa Birliği
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

İdam Cezası Ve Avrupa Birliği

A+A-
Avrupa Birliği, adından da anlaşılacağı üzere Avrupa’da yer alan devletler arasında gerçekleştirilmiş bulunan bir ortaklıktır. Bu ortaklığı sağlayan ise temelde bu ülkelerde yaşayan insanların sahip oldukları din birliğidir. Bu bakımdan değerlendirdiğimizde Hıristiyan Ülkeler Birliği demek yanlış olmaz.
Ne var ki, bizim de öteden beri yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana içimize yerleşen aşağılık duygusunun sevki ile bu ortaklıkta yer alma isteğimizin sevk ettiği son durağımız.
Tabii bu birlik kurulurken bizim de katılmamız konusunda her hangi bir teklif söz konusu olmamıştır. Eğer bir teklif olsaydı, bu teklif birliğin kuruluşuna aykırı bir teklif olurdu.
Ancak bizde de o devletlerin içine girersek bizim de onların seviyesinde bir ekonomik ve teknik kalkınmamızın mümkün olacağı gibi bir hayali duygu doğdu ve gelişti. Biz de dayanamayıp kalkıp gittik ve bu birliğin kapısını çaldık. Onlar da kapıyı aralayıp gelenin kimler olduğuna baktılar ve bizimle uzun sürecek bir dalga geçmeye karar verdiler.
Bizim teklifimizi hemen reddedip geri çevirmek yerine, ‘sizin aramızda olabilmeniz şu şartları yerine getirmenize bağlıdır’ dediler. Önce kolay bazı şartlar ileri sürdüler, fakat her şartı yerine getirdikçe de yeni, fakat ağır şartlar ileri sürmeye başladılar.

Aslında bizim asırlardan bu yana teşekkül etmiş, toplumumuzu diğer toplumlardan ayıran bir yaşayışımız vardı. Bu ortak paydamızı oluşturan ve bizi bir millet yapan da bu değerlerimiz idi. Bu değerlerin kaynağı ise dinimiz idi ve onun bize bildirdiği hayatımızı düzenleyen kurallar idi.
Fakat biz bu durumu hiç düşünmedik. Yahut düşünenlerimiz olmuşsa da onların da derdi zaten bu kurallardan kurtulmak idi. Çünkü böyle düşünenler her ne pahasına olursa olsun bu birliğin içinde yer almamız gerekiyordu. Bu sebeple de onların her dediğini yerine getirmeye çalıştık ve her isteği yerine getirdikçe haydi bizi de içinize alın dedik. Onlar ise her defasında yeni kuralları ileri sürdüler ve bu durum altmış yıla yakın bir süredir devam etti ve hâlen etmektedir.
Son olarak karşımıza çıkarılan engel ise idam cezasının yeniden konulamayacağı manifestosudur.
Bilindiği gibi, Avrupa Birliğine girebilmek için ceza kanunumuzda yer alan idam cezasını kaldırmıştık. Ancak son kalkışma bastırılınca kalkışmacıların idamla cezalandırılabilmesi için halkımız bu cezanın yeniden kanunlarız içinde yer alması gerektiğini dile getirmişti.
Bunun üzerine altmış yıldır kapılarının dışında bekleten Avrupa Birliği sesini yükseltti ve ‘eğer bu cezayı geri getirirseniz Avrupa Birliğinin kapısı sonsuza kadar size kapatılır’ dediler. Çünkü bu ceza müessir ve ibretli bir ceza idi. Aynı zamanda da bu cezanın hak edenlere uygulanması, dinimizin bir emri idi. Onlara göre ise bu ceza geride kalmış bir ceza idi, fakat bize göre asla ihmal edilmemesi gereken ve cemiyetin ıslah ve selâmetini sağlayacak canlılığa sahip bir ceza idi.
Şu husus unutulmamalı ve gözden uzak tutulmamalıdır: İnsanoğlu hangi dinden olursa olsun, nefsine düşkün ve onu her şeyden ve herkesten üstün tutar. Bundan dolayı da başkalarının haklarına tecavüz etmekten tamamen uzak kalamaz. Nefsine uyup olmayacak şeyleri işler. Onu bundan vazgeçirecek olan şey ise işlediği suçla hak ettiği cezayı alma duygusu ve korkusudur.
Bu noktada idam cezasının nasıl bir ceza olduğu konusu üzerinde gelecek yazılarımızda durmak istiyoruz.
 
Bu yazı toplam 139 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.