1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İDARECİLERE SORUYORUM; NE OLACAK ŞİMDİ?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İDARECİLERE SORUYORUM; NE OLACAK ŞİMDİ?

A+A-

Hepimiz aynı gemide sefer halindeyiz. Bu ülkede sağcısı da solcusu da, dindarı da, dinsizi de kendi düşüncelerini ortaya atarak fikir beyan edebilir. Bu oldukça normaldir. Önemli olan farklı fikirler karşısında duruş yeteneğimizdir. Siz kendinize muhalif fikirleri başarılarınızla ya da faydalı icraatlarınızla değil de dayatmacı bir anlayış ve mantıkla çözmeye çalışırsanız orada anarşi ortaya çıkar. Bu istenen gidişat yolu değildir. Bu konuda hemfikir miyiz?
Şimdi de ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik darboğazı hükümet ısrarla gölgelemeye çalışıyor hatta çalışmakla kalmıyor bunu dayatıyor. Siz halkın görüşlerine değer verirseniz orada karşılıklı konuşma ve fikirleri tartışma ortamı yaratırsınız. Bundan da kimseye zarar gelmez, bilakis daha sağlıklı ortama giden kapıyı aralamış olursunuz.
Benim her yaptığım doğruya çıkar saplantısıyla hareket ettiğiniz takdirde bugün olduğu gibi tökezlersiniz. Şu anda yaşanan ekonomik gelişmelerin temelinde de ne hazindir ki bu var. 
Siz Amerika’ya, Avrupa’ya yol gösterme ya da had bildirme yolundan ilerlediğiniz sürece kendi uhdenizde size inanmış sınırlı oranda kimsenin alkışını alırsınız, fakat bu kimseye yarar sağlamaz. 
Bugün hatırı sayılır oranda dünya gücü haline gelmiş olan ekonomi devlerinden Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere, Fransa gibi devletler dahi dünyaya laf yetiştirme çabasında değiller. Kendi ülkelerinde ki emniyet ve huzuru sağlamanın gerekliliğine inandıkları için Amerika’yla, Rusya’yla, Mısır’la, Çin’le ya da bilmem nereyle laf dalaşına ya da siyasi çatışmalara kalkışmıyorlar. 
Ekonomileri dimdik ayakta duruyor. Hatta daha da güçleniyorlar. Ekonomik noktada neredeyse tüm dünyaya meydan okuyacak seviyeye ulaştıklarını biliyor, görüyoruz.
Bir tanesi de çıkıp dünyaya ayar vermeye kalkışmıyor. Kendi emniyeti ve güvenliğini tesis etmenin derdinde koşuyor. Ancak laf düştüğünde demeçleri geliyor. Bunu da meydan okumakla değil, iğneli de olsa diplomatik ifadelerle karşısındakine ulaşması gereken cevabı aktararak gerçekleştiriyor.
Biz ise öyle bir yoldan hareket etmedeyiz ki “ Eyyy Falanca….” diye başlayan ifadelerle karşımızda ki mahalle kabadayısıyla restleşmek şeklinde tavır koymayı mantıklı sanıyoruz. Bundan nefisler haz duyuyor, birileri alkış tutarak ölümüne arkandayız mesajları paylaşıyor. Gerçekçi olun! bu çözüm getirmez.
Diplomatik dil kültürünü yok sayamazsınız efendim!
“O masada Sisi olduğu için oturmadım” diyemezsiniz. Siz bir milleti temsil ediyorsunuz.  
Sizin ardınızda 80 milyon varsa eğer karşındakinin arkasında da 100 milyon var, 200 milyon var. Herkesin unu da var, şekeri de var.  
Ekonomi alanında kendimize sağlam bir temel oturtamadıktan sonra dünyaya meydan okusak ne fayda!
Bazı dünya ülkelerinin bize bakış açıları hoşumuza gidiyor olabilir. Şunu unutmayalım. Dostla dost düşmanla düşman olunur. Ama bu haykırılmaz. Kimse abartılı sevilmez. İfrat ve tefrit noktasında aşırı duygusal yapımızın bize negatif dönüşümleri olmuyor mu? Elbette oluyor.  
Bugüne kadar diplomasi alanında birçok atarlanmalarımız oldu. Buna karşın ne elde edebildik?
Bunu düşünelim. 
Doları belli seviyede tutmak için piyasayı kasım kasım kastınız. Doları kendi haline bıraksaydınız gıdım gıdım yükselirdi. Ama patlaması yani halka acı yansıması bu kadar şedit olmazdı. 
Ülkeyi inşaat çöplüğüne çevirdiniz. Yapılaşmayı bu kadar serbest bırakıp bu işi konusunun uzmanları dışında emlakçılara kadar düşürürseniz, canı sıkılan inşaat yapmaya kalkışır, sıradan emlakçılar bile bir anda Karunlaşır. Yani kesesine çalışan vatana zerre katkısı olmayan sonradan görme zenginler! 
Kime faydanız oldu? Getirisi ne oldu? Bunu iyi bir tefekkür edin!
Lüks ve modern camiler inşa ederek şaheserler yaratmaya kalktınız. Bunu manevi kalkınmayı kontrole almadan yapınca camiler boş, disko ve barlar tıka basa dolu olmadı mı? Trilyon bedellerle yapılan camilerin içinde cemaat yoksa ben neyleyim gösterişi şatafatı?
İnsanların ruhuna ibadet sevgisi aşılamadıkça, insan sevgisi kondurmadıkça bu mabetlerin kime ne faydası olacak?
Gidin camiler orda! Dilediğiniz bir namaz vaktinde gidin. Siz bu camilere milyonluk bedelleri yaşı 60’ı aşmış ihtiyarlara hizmet için mi saçtınız? Gençlik nerede? Cafelerde, diskolarda, barlarda… Bu dönemde yaşanan İslam’dan kopuk yaşantı daha önce vallahi bu kadar değildi behey canlar!
Şimdi ne oldu? Çakıldık. 
Vallahi olmaz, billahi olmaz.
 

Bu yazı toplam 1099 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.