1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İfrazatın Temizlenmesi Gerek
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İfrazatın Temizlenmesi Gerek

A+A-
Siyasette yine bir dönüm noktasındayız. Çeşitli dönemlerde yapılan yoklama dönemlerinden birini daha yaşıyoruz. Yani halkın duruşunu ve tepkisini yoklayan hainlerin çabalarından bahsediyorum. Eğer halkta bir galeyan açığa çıkmışsa ve anlık tepkilerle ekonomik seyir negatife yönelmişse anında tepemizden balyozu indirerek ele güne muhtaç bir Türkiye’nin devamını sağlayacaklar. Emperyalist çevrelerin kabak tadı veren bu taktiği karşısında halkımızın başbakanına sahip çıkması, batı mayalı bu oyunun artık tutmadığına delalet ediyor. İşte bu noktada daha büyük bir sıkıntı açığa çıkıyor. Halkımızı zorlayacak daha ağır sonuçlar getirecek olan planlarını devreye sokmaya devam edecekler. Yani bizim tahakküm derecemizi ölçüyorlar. Örneğin geçtiğimiz yılın haziran ayında yaşanan gezi parkı olaylarından beklediğini bulamayan batı dünyası şimdi yeni kırılma noktalarını zorlamaya başladı. Başbakanın ifade ettiği dost modern darbe konusu aslında bunu ifade ediyor. Halkı ağaç bahanesiyle ayaklandırıp ortalığı savaş alanına çevirecek planlarını tutturamayan bilindik çevreler, başbakanı hiç beklemediği bir cihetten vurdu. İslami referanslarla tanıdığımız Fethullah Gülen cemaati kullanılarak ülkenin istikrarına darbe vurma girişimleri aslında geçtiğimiz dönemlerde yaşanan senaryonun bir level daha yükseltilmiş hali idi. Bu oyunu da sonuna kadar zorlamalarını halen yaşamaktayız. İstedikleri noktaya ulaşabilmek için var güçleriyle sarf ettikleri çabayı hepimiz görüyoruz. O noktayı merak ediyorsanız özetle ifade edeyim: Türkiye’nin ekonomik çöküşü.
Bu ekonomik çöküşle birlikte halkımızın kırılma noktasına ulaşacaklar. Devamında da küçük bahaneler yaratarak birbirimizi inciteceğimiz bir noktaya taşıyacaklar. Yani Türkiye’de yaşayan dinleri bir ama etnik kökenleri farklı olan değişik yüzdelik oranlara tekabül eden mutlu insanların arasında çıkacak bir fitne ile bu ülke de diğer birçok İslam ülkesi gibi zavallı bir duruma düşecek. Yatırımlarla, ekonomik büyüme ile, demokrasi paketleriyle büyümeye devam edecek olan bir sistemi böylelikle kolayca alabora etmiş olacaklar.

Bölgesel güç olmaya aday Türkiye’nin yerinde kaotik ortamda boğuşan bir harabe ülke ortaya çıkacak. İşsizlik daha da artacak, milletin alım gücü zayıflatılacak.
Geçim derdine düşen halkımız kendisini geçim şartlarıyla boğuşmaya verecek. Dolayısıyla yaşadığı gerilimi etrafına, ailesine, işine, esnafa, işverene, işçiye yansıtarak hınç yüklü bir psikoloji ile hareket edecek.
Bu durumun beraberinde getireceği çöküntüyü buradan uzun uzun anlatmama gerek yok. Çünkü benzeri senaryoları daha önce defalarca uyguladılar. Her defasında yeniden doğduk ama daha da önemlisi hep zaman kaybettik. Hala şu güzel ülkemizde imal edilen kaliteli arabalara binemiyoruz. Hala yabancı markalara olan tutsak hayatımız devam ediyor. Hiçbir sorun olmadığı halde ısıtıp ısıtıp önümüze Kürt Sorunu diye koydukları temcit pilavı da gerçeği yansıtmıyor. Kürt konusu, daha önce hiç sorun değilken, şimdi mi bir anda sorun oluverdi. Kaşıyan birileri var. Bir şeyi zorlayanlar var. Kıvılcımı parlatmak için olağanüstü çaba gösteren bir dümenler dönüyor. Kıvılcım bir parlasa etrafı yangın saracak. İş, içinden çıkılmaz bir hal alacak. Biz kendi derdimizle uğraşırken birileri zil takıp oynayacaklar.

Tekrar başa dönülecek.
Başbakan Erdoğan’ı özellikle hedef seçiyorlar. Çünkü onsuz bir AK Parti’nin eksik kalacağını ve yıpranacağını belki de çökeceğini düşünüyorlar. Bunda kısmen de olsa haksız değiller. Böyle bir durumun vukua gelmesi durumunda muhalefet partilerinin vatana hizmet noktasında aynı eforu gösteremeyeceklerini çok iyi biliyorlar. İşte bu da istedikleri gibi bir Türkiye’yi önlerine koyuyor. Senelerdir Avrupa Birliği’ne ha aldık ha alacağız masalıyla bizi oyalayan bu zihniyetin bunda ki amacı da kendilerine bağlı kalacağımız bir kördüğümün olması düşüncelerindendir. İşte sayın Başbakan tarafından son zamanlarda dile getirilen Şanghay Beşlisi’ne teklifi, bunları olabildiğince rahatsız etmiştir. Bunun gerçekleşme ihtimalinin olması ve Türkiye’nin o yöne kayması bile uykularını kaçıracak düzeydedir.
Peki, bu kadar yazdıktan sonra şöyle bir soru aklınıza gelebilir : Peki ortada yolsuzluk ve rüşvet hiç mi yok?
Olabilir efendim. Eğer böyle bir durum söz konusu ise bunu ilgili mahkemeler inceler ve gereğini yerine getiriler. Ama mahkemeler derken, son zamanların birinci gündem maddesi, alacakları kararlardan endişe edilen hakim ve savcılardan çıkacak olan değil. Tamamen bağımsız bir yargıdan çıkacak kararlara göre eğer gerçekten varsa bir hırsızlık milletçe üstüne gidelim. Ama biz bu noktaya odaklanırken büyük çerçevede ki resmi kaçırmayalım. Biz pireleri bulur temizleriz ama yorganı yakacak kadar da mantıksız olamayız.
AK Parti’de bu son gelişmeleri baz alarak öncelikle kendi bünyesinde yerleşmiş olan menfaat şebekeleri varsa – ki illa ki olur – onlardan arınmalıdır. Bu dönemde vücudunda biriken ifrazatı temizlemelidir. Buna en alt tabaka teşkilat bünyelerinden start vermelidir. Temeli sağlam olmayan bir oluşumun tavanı ne kadar yükselirse yükselsin. İçişleri Eski Bakanı Saadettin Tantan’ın söylediği bir söz cuk yerine oturmuş: “Dürüst insanlar siyasette yer alamıyor.” Evet genelleme yanlış olur. Ama bu, yüzdelik dilimin büyük parçasını ifade ediyor.
İşte bu!..

 
Bu yazı toplam 38 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.