1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. İHTİLÂLLER VE KALKIŞMA
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

İHTİLÂLLER VE KALKIŞMA

A+A-

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana yüz yıla yakın bir zaman geçti. Cumhuriyet demek aynı zamanda devlet idaresinin demokratikleşmesi demektir. Demokrasinin temeli de idare sisteminin halkın iradesine bırakılmış olması demektir. Yani halkın seçtiği kimseler iş başına gelip Anayasanın belirlediği istikamette devletin yönetimini üstlenmesi anlamına gelir.  

         Bu idare sisteminin güzelleşmesini sağlayan, temelinde belli sürelerde yönetimin değiştirilebilmesi imkânının bulunması yatmaktadır. Yani belli süre için iş başına gelmiş olan hükümet o süre içinde istenen ve beklenen randımanı veremezse süre sonunda halkın vereceği oy istikametinde yeni hükümetin iş başına getirilmesi mümkündür.

         1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ilk görevi üstlenen ve dönemin tek partisi olma özelliğini taşıyan CHP hükümetleri günün şartlarına göre her seçim sonunda açık oy gizli tasnif esasına dayanarak iktidar olmuşlardır. Bu durum ise 1950 yılında yapılan gizli oy açık tasnif esasına dayanan seçim sonunda DP iktidara gelinceye kadar devam etmiştir.

Demokrat Partinin iktidarı da 10 yıl sürmüştür. Çünkü daha iktidar süresi dolmadan ordu 27 Mayıs 1960 ta ihtilâl yapmış ve seçimle iktidara gelen hükümeti indirip kendisinin belirlediği bir hükümetin iş başına gelmesini sağlamıştır.

Bununla da kalmamış, iktidardan indirdiği hükümetin ileri gelenlerini suçlayarak kurdukları mahkeme aracılığı ile cezalandırmışlardır. İdama varan cezaların muhatapları ise başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Başbakan ve bazı bakanlar olmuştur. İktidar partisinin Meclis üyeleri ise siyaset yasağı ile hapis cezalarına çarptırılmıştır.

Açılan bu yol, sonraki yıllarda ordunun kullandığı bir sistem hâline gelmiş ve aradan on yıl geçince bu sefer bir muhtıra vererek ordu, halkın seçtiği iktidarı iş başından tekrar uzaklaştırmıştır.

Ordunun istediği ve şartlarını belirlediği yönetim bir müddet devam etmiş ise de tekrar halkın seçtiği partinin iktidara gelmesi mümkün olmuştur. Bu durum da bir müddet devam etmiş ve 1980 yılında ordu yeniden bir ihtilâl daha yapmıştır.

Farklı zamanlarda ordu tarafından yapılan bu ihtilâllerin ortak bazı özellikleri dikkatimizi çekmektedir. Bence bunları şöyle özetlememiz mümkündür:

1. Yapılan her ihtilâl, sağcı olarak bilinen partilerin iktidarlarına yönelik olmuştur.

2. İhtilâller, hep Demokratik uygulamaların memleketimizde yerleşmeye yön tuttuğu ve ekonomik gelişmelerin kendini hissettirdiği dönemlerde yapılmıştır. 

3. Her ihtilâlin sonunda iş başına getirilen ihtilâl hükümetleri ya sol tandanslı partiler tarafından kurulmuş veya onların içinde yer aldığı koalisyon hükümetleri olmuştur.

4. Her ihtilâlden sonra yapılan ilk seçimleri hep sağ partiler kazanmışlardır.

5. Her ihtilâl, arkasında bir yabancı devletin desteği ile gerçekleşmiştir. Bu devlet ise genelde ABD olarak yansımıştır. Nitekim 1980 yılında gerçekleştirilen ihtilâlin başı, zamanın Genel Kurmay Başkanı olarak ABD de bulunan Kenan Evren’in, dönüşünde verdiği beyanatın sonunda gerçekleşmiştir.

15 Temmuz 2016 da gerçekleştirilmek istenen ihtilâl denemesi ise aynı özellikleri taşımaktadır. Ne var ki, o bir kalkışma olarak kalmış olduğu için 249 kişinin şehit olması yanında binlerce kişinin de yaralanmasına ve “Gazi” ünvanı almalarına sebep olmuştur.

Bu yazı toplam 296 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.