1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. İktidar Maç yönetir Muhalefettekiler Maçı Yorumlar
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İktidar Maç yönetir Muhalefettekiler Maçı Yorumlar

A+A-

Hangisi zor, maçı yönetmek mi, maçı yorumlamak mı?  Siyaseti anlamanın, iktidar muhalefet mücadelesindeki farklı yaklaşımları kavramanın, aynı konuda iktidar ve muhalefetin birbirine yüzde yüz iki zıt fikre sahip olmalarının sebebini bilmenin en iyi yolu galiba onları başlıkta söylediğim konumda düşünmekten geçiyor.

Türkiye’de yaşayan bizlerin en çok ilgilendiği iki konudan biri siyaset diğeri futbol. Bu iki konu ülkemizde aynı tarzda işlem görüyor. Maşallah siyasilerimiz her gün bol bol konuşuyorlar, açıklamalarda bulunuyorlar, siyasi görüşlerini serdediyorlar. İktidar biraz daha fazla olmak üzere yazılı, görsel ve sosyal medya siyasilerin görüş ve düşünceleri ile dolup taşıyor. Siyasilerin konuşmalarında tıpkı futbol maçı gibi seyirciler bulunuyor ve bolca alkış ve tezahürat oluyor.       

Maçtan (pardon siyasi konuşmalardan) sonra da siyasi yorumcular ekranların başına kuruluyorlar “şu şöyle dedi, şu böyle dedi, Erdoğan bu cümleden şunu kast etti Kılıçdaroğlu bu argo cümlelerle aslında şunu kast etti…” Gibi saatler süren yorumlar yapıyorlar. İktidar taraftarı olan yorumcular, iktidar konuşmacılarının söylediklerini olumlu bulurken, muhalefetin söylediklerini ise yanlış bulurlar. Muhalefet yanlısı konuşmacılar ise tersini yaparlar. Futbolda da siyasette de bazen canlı yayınlar yapılır, bazen maçlar/konuşmalar daha sonra ekrana getirilir.

Futbol ve siyasetin esas benzerliği ise bunlardan ziyade maç ve siyasi konuşmalar sonrası olan gelişmelerdir. Futbola ilgisi olan biri olarak , yaşlı başlı adamların, maçlardan sonra  ekran başına oturup saatlerce maçları  yorumlamalarını, takımları, antrenörleri, seyircileri,  illa da hakemleri ve onların verdikleri kararları, saatlerce ve acımasızca eleştirmelerini çok haksız pek yersiz buluyorum. Niye? Bir kere maçı yöneten hakemin  karar  verdiği anda içinde bulunduğu atmosfer ( seyirci baskısı, futbolcu baskısı, kamuoyu baskısı…)  koskoca sahanın her yerine koşma mecburiyeti ve en önemlisi gördüğü pozisyonla ilgili kararanı birkaç saniyede verme durumunda olması çok ama çok büyük bir yük değil mi? Ya maç yorumcuları? Onalr maç bitmilş jher şey belli olmuş bir atmosferde yorum yapıyorlar. Maçla ilgili birçok kameranın kaydettiği görüntüler önlerine gelmiş, seyirci baskısı yok, koşmak zorunda değiller, kararlarını hemen vermek zorunda hiç değiller:  “…Durdur, oynat, yavaşlat, biraz geriden al, bir de şu açıdan bakalım...”  maç hakeminin büyük baskı altında, bedenen ve ruhen çok yorgun olduğu bir anda, çıplka gözle birkaç saniyede verdiği bir kararı, yorumcular,  masa başında, hiçbir baskı olmadan, birkaç kamera ile, pozisyonu yavaşlatarak, birkaç açıdan görerek DAKİKALARCA SÜREN BİR İNCELEME SONUDA değerlendiriyorlar.  Sonra da “hakem yanlış yapmış, böyle şey olur mu, mutlak penaltıymış, kesinlikle faül… “diyerek poz satıyorlar. Bu büyük bir adaletsizlik değil mi?

Siyasette aslında buna benziyor. İktidarda olan kişi/parti büyük baskı altında,(iç baskılar dış baskılar. Siyasi sosyal ekonomik psikolojik askeri baskılar)  koşup yorulduğu bir anda, kısa bir sürede önemli ve hayati bir konuda ciddi bir karar vermek zorunda kalıyor.  Ve veriyor. Kasıt olmadığı müddetçe, bilerek yapılmadığı sürece verilen bu kararları acımasızca eleştirmek haksızlık değil mi? Bu eleştiriler maç sonrası maç yorumcularının yaptığı yorumlara ve o atmosfere ne kadar da benziyor değil mi?

Futbol seyircisinin ve siyasette taraf tutan ahalinin, maçı yöneten hakem ve yorumlayan yorumcuların durumlarını;  siyasette birçok baskı altında karar alan iktidar ile bu kararların sonuçlarını hiçbir baskı altında olmadan, kararların sonuçlarını gördükten sonra yorumlayan muhalefetin pozisyonlarını çok iyi değerlendirmesi gerekir. Futbol taraftarı ile siyasi partileri destekleyen halkın, maç ve siyasi sahada karar verenlerle  bu kararaları daha sonra ekran başında, koltuklarına oturarak, çaylarını yudumlayarak, kameraların görüntüleri eşliğinde yorumlayan tarafların durumlarını iyi irdelemesi ve buna göre karar vermesi gerektiği çok açık, pek sarih bir durum değil mi?

Bu yazı toplam 617 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.