1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İKTİDAR TAMAM DA HALK ÇOK MU MASUM?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İKTİDAR TAMAM DA HALK ÇOK MU MASUM?

A+A-

Evvelki yazılarımda iktidarın görebildiğim kadar yanlışlarına işaret ederek sizlere düşüncelerimi aktarmıştım. Tabi bunu izah ederken durumu tek taraflı değerlendirmedim. Eleştirilen kadar eleştirende de bariz hatalar olduğu aşikardır. Çünkü Peygamberimiz (sav)’in; “Nasılsanız, öyle idare edilirsiniz.” sözüyle ortaya koyduğu bir gerçek var. 
Bizim insanımız maddenin ağırlığını taşıyamıyor. Maddi çıkarlarını üzülerek ifade etmeliyim ki maneviyata tercih edebiliyor. Memleketimizde ki tüm kavga ve gürültüler dikkatinizi çekmiştir. Hep parasal konularda, eşyada, malda ve mülkte yaşanıyor. Manevi alanda üç beş kendini ilme adamış gerçek mü’min dışında vaktini sarf ederek hedef benimseyen yok. 
Sözün özü, bu kafayla maalesef milletçe cehenneme toplu yolculuk edecek gibiyiz. Vallahi bu yaşam tarzımızın açılacağı kapı maalesef cehennemdir. Beni korkutan da işte bu! Dünyaya meyilde ve kanmada destan yazacak düzeye geldik. Ama dinin buyruklarına uyma ve uygulamada hala olduğumuz yerde saymayı bir tarafa bırakın hep geriye gidiyoruz. Yoğun bir çaba ve ihlasla bezenmiş bir yaşantıya sahip değiliz.
Keyfiyetiniz ne ise, başınızdakilerin keyfiyeti de o oluyor. Siz nasıl bir kaynak iseniz, başınızdakiler de o kaynağın mahsulüdür. Yukarıda ki hadîs üzerinde kısaca duralım: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden mes’ulsünüz.” fetvasınca, herkesin bir mes’uliyet sınırı elbette var, taa devlet reisine kadar... Devlet reisi de, idare ettiği dairenin bütününden mes’ul. Ancak, “Siz nasıl olursanız, başınızdaki idareciler de öyle olur.” ifadesi, bu hususa, içtimâî hukuk açısından apayrı bir görünüm kazandırıyor. 
Evvela, bu hadîs, idare edilenlere yani bize diyor ki, “Siz çok önemlisiniz. Çünkü, başınıza geçecekler, hangi yoldan olursa olsun, sizin kapınızı çalmak zorundadırlar. Yani onlara şekil verecek olan sizlersiniz.” İşte bugün iktidarın yaptıkları olumlu faaliyetler kadar yaşanan olumsuzluklarda da her ferdin payı illa ki var. Bunu gölgeleyemeyiz. Çünkü iktidarın yaptığı hizmetler yanında, sağlanan imkanları şer ile harmanlayarak kolay yoldan zengin olma, onlarca yat, kat sahibi olma, son  model arabalarla fink atma, ticarette hilenin dibini bulma, helal olsun olmasın farketmez kazanılan her kuruşla şiştikçe şişkinleşme ve dünyanın ahirete baskın çıktığı, egonun  saltanatını sürdüğü, ahlaken haramlara kapılıp bundan büyük zevk alındığı bir müslümana yakışmayacak yaşam tarzımızla hatanın azımsanamayacak bir oranı da maalesef bizim payımıza düşüyor. 
Çünkü ruhlarımızı öldürdük. Yaşayan cesetlere dönüştük. Biz böyle olunca da bizi idare edenler bu halimize göre şekil almak durumunda kalıyorlar. 
Bir toplumda görülen gelişme ve yükselme hali, o toplumun bütün değerlerini kapsar. Bilim, sanat, ticaret, ekonomi, endüstri, devlet, hukuk, ahlak, din, sosyal gelişmelerin ve yükselişin, ya da gerilemenin ve düşüşün gözlemlendiği başlıca alanlar değil mi? Eğer bir toplumda iyileşme olursa sözü edilen alanların hepsinde kendini belli eder. Kötüleşme de böyledir.
İşte ülkemizde ki kötüleşmenin temelinde bizim halk olarak payımıza düşen de bugünkü mefluç haldir.
Kimsenin aksini iddia etmesine gerek yok. Maddeye kul olan o kadar çok insan var ki, şu dünyada kafasını kuma gördüğü için geçmişini unutmuş, geleceğinin de ölüm olacağını idrak edemez hale dönüşmüş. 
Acaba yöneticiler iyi ve dürüst olunca mı toplum sağlıklı ve iyi olur, yoksa halk iyi ve dürüst olunca mı yöneticiler adil ve ehliyetli olur? Bu sorunun net cevabı yönetici halka göre, halk da yöneticilerine göre olur. Her ikisi de birbirini olumlu veya olumsuz yönde etkiler.
Unutmamalıyız ki, insanlar her zaman layık oldukları yönetim tarzıyla yönetilirler, kendileri iyi olurlarsa yöneticileri de iyi olur, kötü olurlarsa yöneticileri de kötü olur. Zira yöneticiler halkın içinden çıkarlar ve onların bir parçasıdırlar. 
Her zaman yazılarımda ifade ettim. Müslümanın görevi toplumları ayakta tutan değerleri, özellikle ahlak kurallarını ve Allah korkusunu, hak ve hukuka saygıyı tabana yaymaktır. Toplumu düzlüğe çıkarmanın yolu budur. Düzelen bir toplumda mecburen yöneticiler de düzelir. Ama biz toplum olarak düzelme meylinde olmadığımız için başımızda ki yöneticilerin büyük bir gücün kudretiyle layık olarak yönetildiğimiz bir yaşam tarzına mecbur kalıyoruz. 
Umutsuz muyuz? 
Elbette ki değiliz. 
Toplumda bir hayli yolsuzluğun, kötülüklerin ve haksızlıkların revaçta olduğu doğrudur. Bunları azımsamak veya hafife almak doğru değildir. Ama iyilerin ve iyiliklerin daha fazla olduğu ama varlık gösteremediği de bir gerçektir.
Bize düşen bu gerçeği iyice köreltmeksizin kendimize çeki düzeni vermektir. O zaman düzelmeye doğru yol alır, şer gidişatı hayra tebdil edebiliriz. 
Musibetler karşısında da hak yoldan asla ayrılmayacağız. Çünkü musibetin her çeşidini kahır tecellisi olarak görmemek gerekir. Nitekim Allah en büyük musibetleri, en sevgili kulları olan peygamberlerine vermemiş miydi?
Gelin artık toptan sarılalım Yüce Kur’an’a dostlar!
Şu satırları okuyan kardeşim! Sana diyorum. Sağına soluna bakınma artık!

Bu yazı toplam 973 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.