1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. İletişim Ve Tıbbi Silahlar
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

İletişim Ve Tıbbi Silahlar

A+A-
Bazı insanlara dikkatle bakıldığında konuşma ve beden dilinde anormallikler görmek mümkün. Gariplikle karşılanan gülümsemeler, çelişkili ifadeler, kitleleri aldatmak kandırmak için yalan söylemek, gündemde kalmak için fırıldaklık gösterisinde bulunmak doğal hale gelmiş durumdadır.
Tarih boyunca yöneticiler; bir yandan kendileri psişik ve biyolojik kişilik ve kimlik değişimi ve dönüşümüne uğrarken, halkın da sorgulamasını önlemek için kitlesel psiko terapi ve biyolojik yöntemleri uygulamışlardır. Biyolojik silahlar günümüzde tıp alanındaki gelişmelere paralel çeşitlenmiştir.
Tıbbi silahlar; her zaman toplumlara yönelik kullanılmıyor. Kişilere yönelik de belli dozlarda kullanılabilir. Kişilik değişikliğine ya da saldırganlık, pasifleştirici etkilerinden yararlanılabiliyor. Mesela belli dozda bir kişiye verildiğinde kendini lider sanabilir ya da çok mazbut hayatı olan birini çocuk tacizcisi yapabilir. Günümüzde bu ilaçlar büyük ölçüde kullanılıyor. İşte Melih Gökçek- Bülent Arınç kavgası buna bir örnektir.
Siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlerdeki bazı hafıza kaybı olayları da bu kuşkuyu artırıyor. Bazılarının kanlarını tahlil etmek gerekir. Bu risk, karar verici yöneticiler içinde önemlidir.
Bu ilacın temininde çalışan bazı gazeteciler, televizyoncular, bilim adamlarından olabilir. Bazı iş adamlarından da. İlaç sektöründen bazı isimlerden de söz edenler oluyor.Bakınız merhum, şehit savcı Mehmet Kiraz’ın katledilmesi sonrası yaşanan olaylar, basındaki çelişki bunlara bir örnektir.
Haloperidol tartışması yapılıyor. Gerçekle gerçek dışını anlamak için iddiaların üzerini örtmek değil, gerçeklerin üzerine gitmek gerek. Bazı kişilerin bu anlamda kan örneklerini almak gerek.
Kişilik değişikliği, kişilik bozukluğu ve hafıza kaybı, bu ilacın dozu ve kullanım şekli ile ilgili. Eğer deneğinizin işini bitirmek ve onu defterden silmek istiyorsanız, yüksek dozla işini bitiriyorsunuz. Ama kullanmak istiyorsanız, daha uzun soluklu, sabırlı, düşük dozla paralel olarak ipnozu kullanmanız gerekiyor. Mesela düşük doz uygulaması ile onu normal şartlarda aklından geçirmeyeceği şeylere zorlayabilir. Sonra bunları kayda alıp belgeleyebilir, daha sonra serbest bırakıp, o utanç içinde köşeye sıkıştırıp, şantaj altında tutabilirsiniz.. İstihbarat örgütleri bunları yapmıyor değil. Özellikle siyasi davalarda buna dikkat etmek gerekiyor. İşte Balyoz ve Ergenekon davalarında gelinen nokta…
Adrenalin böyle bir şeydir. Hormon dengesini bozan her şey, bu anlamda uzmanının elinde bir silaha dönüşebilir. Normal ilaçlarda kullanılan malzemelerden, yüksek dozda kullanarak tehlikeli sonuçlara gitmek mümkün. Bu ilaçları bulduğunuzda doğrudan bir suç da isnat edemiyorsunuz bu arada. Önemli olan bu ilaçları, yüksek dozda, kim kime veriyor.
Dünyada birçok olayda böyle bir komplo ortaya çıkarıldı. Birçok kişinin uygulayıcı olmasından kuşkulanılan olay bugün onun hafızasını silmek adına ona karşı kullanılmak isteniyor olabilir. Kim bilir belki de bazı tipler de eski dostlarının kurbanıdır. İşte İran, İşte Irak ve Saddam, İşte Libya ve Kaddefi, İşte Mısır ve Sisi ve yıllardır devam eden Suriye ve Eset…
Bu sıradan bir komplo yaklaşımı değildir. Bazı ölümlerle ilgili, kalp krizine yol açacak biyolojik tetikleyici etkisi olan bir preperattan söz edilir. Kişinin saç dibi örneklerini morgtan alınıp daha sonra örnekler kaybolabilir. Birçok ölüm böyle bir komplonun kurbanı olmuş olabilir. Daha önceki tetikçinin yarım bıraktığı işi beyaz eldivenli biri tamamlayabilir.
Tetikçilerin çoğunun çocuksu bir kahramanlık duygusu uyandıran cesaret hapı kullandıkları söylenir hep. Tetikçileri yakalamak hiçbir şeyi çözmüyor. Tetikçiyi, bir başka tetikçiye vurduruyorlar. Onu da bir başkasına. Sonuncusunu bulsanız bile bir yere varamıyorsunuz. Çünkü o kişi, neyi, niçin yaptığını bilmiyor. Siyasetçilerin sağlık muayenesi sırasında mutlaka kanlarının alınıp, Haloperidol kontrolü yapılması gerekir. Bu denetim mutlaka yapılmalıdır. Ama kim yapacak? Biyolojik ve siber silahlar tartışılmıyor. Tek dozda bağımlılık yapan uyuşturuculara kaç politikacının kaç bürokratın, kaç işadamının çocuğunun tuzağa düşürüldüğü bilinmiyor. Kaç kişinin sürüklendikleri bataklıklarında nelerini kaybettiklerini, nasıl tehdit ve şantajla köşeye sıkıştırıldığını araştırmak gerek. Birileri birilerini bu yolla, biyonik robotlara dönüştürüyor, biyonik köleliğe zorluyor.

 
Bu yazı toplam 80 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.