1. YAZARLAR

  2. Nefise GÜRBÜZ

  3. İlk dönem Osmanlı Mücahidi: Geyikli Baba -1
Nefise GÜRBÜZ

Nefise GÜRBÜZ

Tarih Okumaları/ Tarihçi
Yazarın Tüm Yazıları >

İlk dönem Osmanlı Mücahidi: Geyikli Baba -1

A+A-

Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde Orhan Gazi döneminde yaşamış Gazi- Derviş tipinin en önemli örneklerinden biri olan Geyikli Baba, Azerbaycan’ın Hoy şehrinde 1275 -1350( H. 674-650) yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.

Geyikli Baba’nın mensup olduğu yer olarak kaynaklarda farklı şekilde bahsedilmiştir. Yapılan çalışmalarda Konya’da bazı aşiretler arasında Geyikli Baba dervişlerinin bulunması ve buna nazaran bu taraflardan gelen bir Türkmen kabilesine mensup olabileceği belirtilmiştir. Hatta bu şahsın Konya ve civarında yaşamış ardından gazalara katılmak için Osmanoğulları’na katıldığı da belirtilmektedir. Kimi kaynaklarda ise, Anadolu’da Bursa’da bulunduğundan bahseder.

İsminin kayıtlarda Geyikli Baba olarak geçmesine karşın Yunus Emre’ye göre asıl adı Hasan’dır.

Bursa’nın fethinde yer alan ve çeşitli kerametler gösteren Geyikli Baba, geyiğe binmiş halde savaşmış ve Kızıl Kilise’yi tek başına fethettiği bilinmektedir. Fetihten sonra ise müritleriyle beraber İnegöl civarındaki Keşiş dağına yerleşmiş ve burada yaşamaya başlamıştır. Gazadan sonra dağlarda müritleriyle yaşamaya başlayan Geyikli Baba’nın çok önemli bir müridi vardır ki onu, Orhan Bey ile tanıştırmıştır. Orhan Bey’in en yakın silah arkadaşlarından biri olan Turgut Alp, Orhan Bey’e, Geyikli Baba’nın kerametlerinden ve Bursa’nın fethindeki gayretlerinden bahsetmiştir. Bunun üzerine Orhan Bey, Geyikli Baba’nın kim olduğunu öğrenmek üzere haber gönderir. Gelen cevapta Geyikli Baba, Baba İlyas müridi olup Seyyid Ebû-l Vefai tarikinden olduğunu söyler.

Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde, Vefaiyye tarikatı Anadolu’da özellikle konar-göçer Türkmen zümreler arasında muhtemelen en yaygın dini akım idi. Dede Garkın, Baba İlyas bu tarikatın Anadolu’da bilinen en önemli temsilcileridir. Babai İsyanından sonra, Türkiye Selçuklu Devleti, bu tarikat mensuplarını sıkı takibe başlamış ve faaliyetlerini kontrol altına almaya gayret etmiştir. Vefâî şeyh ve dervişleri de bundan kurtulmak için merkezî otoritenin daha zayıf olduğu uç bölgelerine göç etmişlerdir. Bilindiği üzere Vefâî dervişlerinin yerleştiği yerlerden biri de Osmanlı sahası idi. Burada hem inançlarının gereği gibi yaşıyor hem de konar-göçer hayat tarzlarını muhafaza ediyorlardı. Osmanlı topraklarında bu tarikatın en önemli temsilcisi ise Osman Bey’in kayınpederi Şeyh Edebâli idi.

Beyliğin kuruluşundan itibaren askerî, siyasî bakımdan beylerin yanında bi’fiil yer alan Vefaiyye tarikatı mensuplarının bir diğer önemli lideri de görüldüğü üzere Geyikli Baba olmuştur. O da kendisinden öncekilerin yaptığını yapmış ve aktif olarak devletin yanında yer almış müritleriyle beraber fetihlere de katılmıştır. Ancak etkisi bununla sınırlı kalmamıştır. Geyikli Baba yalnızca savaşlarda yer alan ve sair zamanda dağlarda müritleriyle dolaşan sıradan bir derviş değildir. O aynı zamanda siyasî kimliği olan da biridir. Kaynaklarda verilen bilgilere göre, Geyikli Baba’nın Orhan Bey’in siyasî meşruiyetini pekiştirmede önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

Geyikli Baba’nın hayat tarz ve takındığı dini kimliğine baktığımızda özellikle yaşadığı dönemde güçlü bir cezbeye ve olağanüstü güçlere sahip birisi olarak tanınmaktadır. Onun yabani hayvanları evcilleştirip binek ve yük hayvanı olarak kullandığından, onlarla dost olup dağlarda birlikte hayat sürdüğünden ve bu hayvanların sütüyle beslendiği bilinmektedir. Geyikli Baba, ormanların loşluğu ve sessizliğini sevdiği için bu hayatı tercih etmiş ve vahşi hayvanlarla iç içe yaşamıştır. İslam Öncesi Türk toplumunda önemli bir yere sahip olan geyik motifini de özellikle kendi şahsında simgelemekteydi.

Geyikli Baba’nın bu yaşam tarzı bizlere, Büyük Selçuklu Sultanı Sencer zamanında Harezm bölgesinde yaşamış olan giyeceğini ve yiyeceğini geyiklerden sağlamış olan Zahi-i Ahupuş ve Anadolu Selçuklu topraklarında Baba İlyas’ın en tanınmış halifelerinden olan ve Tokat’ta yaşamış olan Aynü’d-Devle’yi hatırlatmaktadır.

Değerli Okurlarım Yazının Devamı Haftaya…

Önceki ve Sonraki Yazılar