Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

İmam-Hatip Okulları

A+A-

Türkiye’de din eğitim ve öğretiminin resmi olanı İmam-Hatip Mekteplerinin açılmasıyla başlamıştır. Bu sebeple onların tanınması ve bilinmesi uygun olur.

1924 yılında açılan İmam-Hatip Mektepleri 1930 yılında tamamen kapatılınca 1940’lı yıllar din eğitimi ve öğretimi yönünden büyük bir boşluk ardından da büyük bir sıkıntı doğurmuştur. Bu sebeple de halk bu konuda hep şikâyetçi olmuştur. Nitekim halkın bu konudaki şikâyeti artarak devam etmiştir. Vatandaşlar şikâyetlerini Meclise duyurmaya çalışmıştır. Ancak şikâyetin giderilmesi konusunda yeterli bir adım atılmamıştır.

Nihayet 14 Mayıs 1950 yılında yapılan seçimde Adnan Menderes Başkanlığında seçime giren Demokrat Parti çoğunluğu elde ederek Millet Vekili seçimini kazandı ve iktidar oldu.

Böylece yeni iktidar zaten vatandaşın diğer sıkıntıları yanında din eğitim ve öğretiminin sıkıntılarını da biliyordu ve bu sıkıntıyı giderebilmek için İstanbul, Ankara, Konya, Adana, Isparta, Kayseri ve Maraş’ta birer İmam-Hatip Okulu açtı.

Bu okullar 4+3 olarak toplamda yedi yıllık dini derslerin de yer aldığı okullar idi. Kültür dersleri olarak o dönemde var olan ve ilkokul öğretmenlerinin yetiştirildiği ‘Öğretmen Okulları’nın müfredatı uygulanmakta idi. Ayrıca Meslek dersleri olarak da dini dersler yer almıştı.

Büyük aşk, şevk ve ümitle açılmış olan bu okulların açılmasından şüphesiz hiç memnun olmayanlar da vardı. Bunlar iki ayrı grupta yer almakta idiler. Yani memnun olmamalarının sebepleri kendilerine göre farklı idi.

Bunlardan kendilerini yenileşmiş bir Türkiye’nin vatandaşı olarak gören ve bu sebeple de artık yeni Türkiye’de böyle bir eğitim ve öğretimin yeri olmadığını düşünenler ‘bu okulların açılmasının iyi olmadığını, çünkü buralardan yetişecek gerici kimselerin artık çekilemeyeceğini düşünüyor ve bunlardan kurtulmak gerektiğini savunarak karşı olduklarını’ ifade ediyorlardı.

Bunların karşısında yer alanlar ise yasaklı yıllarda şu veya bu şekilde bir hocadan ders almış ve yalan yanlış öğrendiklerini gerçek bilgi olarak görmüş ve bu konuda hizmet vermeye çalışan kimselerdi.

Bunlar da İmam-Hatip Okullarının resmen açılmış olmasının dinin ve dindarların aleyhine olacağını dile getiriyorlardı. Bu okullarda gerçek dinin değil de dine zarar verecek şeylerin öğretilerek din adına bunlar uygulamaya konulacak dolayısıyla din bunların eliyle tahrip edilecek, diye düşünüyorlardı.

Fakat netice bu iki zıt düşüncelilerden hiç birisini haklı çıkarmadı. Her ikisini de mahcubiyete sevk etti. İmam-Hatip Okulları doğru istikamette ve istikamet üzere tedrisatına devam etti ve her iki grubu da güldürmedi.

Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra dahi İmam-Hatip Okulları ve buradan yetişenler istikametlerini kaybetmediler; kendilerine ümit bağlayan ve samimiyetle destekleyen kimseleri de asla mahcup etmediler.

Üzerlerine aldıkları görevleri hakkıyla yerine getirmesini, bu konuya tereddütle bakan kimseleri de davranışlarıyla doğru yola iletmesini ve haklarında iyi ve müspet şeyler düşünmelerini sağlamasını bildiler.

Üzerlerine aldıkları görevler ister dini olsun ve ister dünyevi, yani idari veya sosyal konulu; her görevi doğru ve dürüst olarak ifa etmesini takdire değer şekilde icra ettiler. Bundan dolayı da İmam-Hatip Okulları kuruldukları günden itibaren bütün millete mal oldu ve buraya başlangıçta tereddütle bakan kimselerin tereddütlerini giderecek davranışlar sergilediler.

Bu yazı toplam 421 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.