Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

İman

A+A-
Kur'an'a, sünnete ve İslâm âlimlerinin icmâına göre İslâm'da iman esaslarının birincisi, Allah Teâlâ'ya imandır. Çünkü diğer esaslara iman, önce bu ana esasa inanmaya bağlıdır. Allah'a iman etmek, yalnız Hak Teâlâ'nın yüce Zâtına inanmaktan ibaret olmayıp, aynı zamanda o ilâhî varlığın Zâtı hakkında vâcip (zarûrî) olan kemal sıfatları ile yüce Zâtının vasfedilmesi imkânsız olan noksan sıfâtları ve Zât-ı İlâhisi hakkında inanılması câiz olan sıfatları icmalî veya tafsilî olarak bilmek ve onlara inanmakla olur. "Allah Teâlâ'ya İman" sözünden maksat işte budur.
Bu meşhur hadise göre "İman nedir?" sorusuna cevaben Peygamberimiz (s.a.v.) iman esaslarını; "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere; hayrın da, şerrin de Allah'dan olduğuna inanmaktır" diye açıklamıştır. Bu hadis, Sünen-i Ebi Davud hariç Kütübü Sitte'de (Buharî, Müslim, Tirmizî, Nesaî ve İbn Mâce) mevcut olup, hadis ilminde tevâtür derecesine ulaşmıştır.
Bu bakımdan İslâm âlimlerince kaza ve kadere iman, iman esaslarından kabul edilmiş, Ehl-i sünnet mezhebinin ana kitaplarında yer almıştır. Biz yine mevzumuza Hadimi k.s. ile muhtelif mevzulara devam edelim:

İMAN: Kalbin, Hz. Peygamberimizin getirdiği her şeyi tasdık etmek ve dilinde onu ikrar etmesidir. (b.s.442)

KÜFÜR: Küfür üç nevidir.
1. Cehli küfür: Dinlememek, kabül kulağı ile dinlememek. Bunun ilacı, ilmin fazileti kısmında geçti. Onun gaile’lerinin tarifinden sonra öğrenmeye gayret etmektir. Cehalet yokmu? İşte o kalbin afetlerinden ikincisidir.
2. Cehli mürekkeb: Gelişen hadiseler karşısında, İslama mutabık olmayan itikattır. Felsefecilerin itikadı gibi. (b.s.443)

RİYASET VE DÜNYA

Dünyaya kendimizi kaptırmadan rızayı Bari’yi elde etmeli. Çünkü dünyevi riyaseti sevmek kalb hastalıklarının başta gelenlerindendir.
3. Küfrü hükmü veya küfrü hucudi’dir. Zem yani kötülenme korkusundan küfür üzere kalmak. Ebu Talibin küfrü gibi. Yani inkâr ve inadla olan küfür.
Dünya da şöhret de afet vardır. Bir kısım insanların taltıf etmesi ile kendini hemen şöhret bataklığına atmamalı. O bataklıktan kurtulmak da çok zordur. Zira nefsin hâkimiyetine girmek vardır. Nefsin vazifesi, cibilliyetinin iktizası, Allah Tealanın kullarını, Allah’dan uzaklaştırmaktır. Buraya dikkatinizi çekmek isterim.
Başkalarının övmelerine itibar etmemeli. Çünkü bunun altında nefsin ve şeytanın tuzağı vardır. Dünya, makam ve mevki sevgisi kötüdür. Ama onu sevmeden, ona haris olmadan bir makam ve mevkiye gelmek zem edilmez. Hz. Peygamberimiz ve Hulefa-i Raşidinin makam ve mevkilerinden daha büyük mevkimi var?. Ama onlar dünyaya asla kendilerini kaptırmadılar.

Bir gün Ebu Talibin yanına Rasülullah s.a.v. geldi. Ve dedi ki; Ya Ammi, LAİLAHE İLLALAH de. Senin için bu kelime Allah ındinde huccet olacak.

Ebu Talib: Ey kardeşimin oğlu, biliyorum, sen elbette sadıksın. Fakat ölüm esnasında “korktu “ denilmesini istemiyorum. Ve sonra öyle söylenmesi hoşuma da gitmiyor dedi. Ölüm zamanında böyle söylemek çok zor dedi.
Bunun üzerine Cenabı Hakk;”Habibim şüphesiz sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin” buyurdu. Amcası: Yigenim, Halkın tanın’dan korkmasam elbette sana iman ederdim demiştir. İşte bu küfru hücudu’dur. (b.s.451) (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.