1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İman Menşeli Dostluk Dışındakiler Yalandır
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İman Menşeli Dostluk Dışındakiler Yalandır

A+A-
Avrupa yalanlarıyla geçen uzun bir aradan sonra artık gerçek dostlarla vuslata kavuşmanın beklentisi içindeyiz. Gerçek dostlarımız gayrimüslimlerden öte gerçek Müslimlerdir. Yani Kelime-i Tevhidi kendine şiar olarak benimsemiş, peygamber efendimiz (sav)’in gerçek önder olduğuna kalben iman etmiş gerçek iman neferleriyle vuslata giden yolda rabbimizden hayr temenni ediyoruz.
İslam’ın tüm dünyaya hâkim olması uğruna fert fert üzerimize düşen görevleri yerine getirmekten imtina etmeyen yepyeni bir neslin doğuşu için rabbimize tazarru ve niyazda bulunalım. Hak ile batılın savaşında yüzyıllardır süregelen mücadelenin farkındalığında olmak İslam ümmeti üzerinde önemli bir görevdir.
Yıllardır süregelene misyonerlik faaliyetleri ve şuurdan yoksun yetişen foslaşmış İslam neslinin temelinde İslam düşmanlarının dinimiz aleyhinde gösterdikleri yoğun çabalar yatıyor. Dinimizi kendi keyfine göre dizayn eden yapmacık Müslüman profilleri yüzünden bugünkü halimize geldik. Ne çocuklarımızda ne gençlerimizde ne ihtiyarlarımızda İslami olgunluğun kalplere yansıyan bunu da fiiliyatla süsleyen manevi oturmuşluğuna maalesef şahit olamıyoruz. Üzülerek söylemek gerekirse dünya hayatının her evresinde hayatını kişisel menfaatlere göre dizayn eden bir yapıya endekslemişiz. Kendi inandığımız şeyin adını İslam koymuşuz. O şeyden başkasını kabul edemeyecek kadar iman etmişiz.
Kötü olan ne bilir misiniz?

O şey, maalesef İslam değil.
Misyonerlerin ve Yahudilerin kurduğu hile ve desiselerle her anımız oynak yürüyor. İnancımızda samimi olduğumuzu sanıyoruz. Ama kesinlikle öyle değiliz. Uydurma naslarla düştüğümüz yolda kendimizi hakkın temsilcisi sanacak kadar cehalet denizinde yüzüyoruz.
İman denilen gerçeği o kadar basite indirgemişiz ki üç kuruşluk menfaatimizi temin uğruna tüm maneviyatımızı oyuncağa çevirmişiz.
Fazla detaylandırmak isterim ama faydası olmayacaksa neye yarar ki?
Bugün ebedi âlemi kurtarma uğruna tüm imkânlar elimizin altındadır. İmanı muhafaza ve peygamberce yaşam için tüm imkânlar elimiz altında olduğu halde insanoğlu olarak kendimize çekidüzen vermekte niçin bu kadar zorlanıyoruz?
Değerli okurlarım, müminler olarak kendimizi sahte dünya menfaatlerinden korumak ve imani duruşumuzu net ortaya koymak zorundayız. Bazı gerçekleri öğrenmek için son nefesi vermeyi beklemek mi lazım? O zamanda mevcut durumunuzdan feragat etmek için hiçbir seçeneğiniz kalmıyor. Huzura nasıl gittiyseniz o şekilde hesaba çekiliyorsunuz. Daha da kötüsü özellikle itikadi noktada gereken vazifelerimiz yerine gelmediyse ukba hayatınızı sonsuza dek feda etmiş olma riski taşıyoruz.
Dünya zevklerini yakalamış, maddi beklentilerine sonuna kadar ulaşmış olanların farkına varamadıkları dünya hayatının geçiciliği gerçeğiyle yüzleşmeyi beklemek ve irtihal sonrasına bunu anlamayı ötelemek aklı başında bir insanın yapacağı son şeydir.

Unutmayın! Dünyada emrimize sunulmuş olan tüm zevkler ve beklentiler sadece birer imtihan aracıdır. İmtihan sonuçları ebedi âleme irtihalinizle birlikte önünüze iğneden ipliğe konulacaktır. Orada göreceksiniz ki dünya yaşantınızda sıradan gördüğünüz basit fiilleriniz orada başınıza büyük dertler açacak. O dertlerden azil yolunun da sadece hesap vermeyle mümkün olduğunu göreceğiz. O zaman pek güvendiğimiz dünyada ki varlıklarımızın hiçbir anlamı olmayacak. Çünkü borç ödemenin tek yolu, ihlasla yapılan şuurlu ibadetler ve kalplere iyice yerleşmiş olan iman hasletiyle mümkün olabilecektir.
Etrafımızda yaşanan gelişmeleri görüyorsunuz. İslam ümmeti olarak kan ağlıyoruz. Belki de ümmet içinde en rahat yaşayan nadir toplumlardan biriyiz. Bize bu rahatı bahşeden rabbimize sonsuz şükürler olsun. Ama hayatında İslam uğruna en küçük bir cühdü bile olmayan kimlik Müslümanları olarak devam edegelen vurdumduymaz tavrımızın temelinde yatan ihlas eksikliğinin aslında bir Müslüman olarak kalplere yerleşmemiş olması uhrevi anlamda en büyük tehdittir.
Ömrünü insanlara karşı böbürlenerek geçirmiş olan Müslümanlardan olmak yerine rabbinin huzuruna peygamberle çıkabilen nur çehreli iman timsalleri olarak yürümek ana gayemiz olmalıdır.
Bugün bulunduğumuz nokta, etrafı kolaçan ettiğimizde madde odaklı insanlar olarak mahşerde rabbimizin huzurunda buluşacağız. O gün zor anlarımızda dünya menfaati ile etrafınızda pervane olan yığınlar olmayacak. Hatta onlardan kaçarcasına uzaklaşma yolunu tercih edeceğiz. Kul hakkının sahibine iade edilmesi gibi durumlar o ortamda en büyük korkularımız olacak.
Kime ne yaptıysanız, onu bulacaksınız. Kendinizi kandırdığınız şeylerin birer balon olduğu gerçeğiyle yüzleşeceksiniz.
Hala mı dünya yalanının peşinden bu hınçla koşmaya devam edeceksiniz?
Buyurun o zaman!
 
Bu yazı toplam 170 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.