Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İmdaaaat!

A+A-
Bu imdat çağrısını sahipsiz İslam toplumları adına yapıyorum. Birbirinden kopmuş İslam ülkeleri arasında ki koordinasyon eksikliği sebebiyle Suriye ve Mısır’dan insan aklının kabul edemeyeceği vahşet görüntüleri gelmeye devam ediyor. Eğer Suriye kasabı Esed eliyle gerçekleşen kimyasal vahşet herhangi bir gayrimüslim ülkede gerçekleşse idi batı dünyası olanlar karşısında bu kadar vurdumduymaz bir tavır içerisinde bekler miydi? 
Gün geçtikçe olaylar içinden çıkılmaz hal alıyor. Hani kınamalarını ve müdahale etmelerini beklediğimiz Amerika ve batı dünyası ise timsah gözyaşları döküyor. Gelişmelere insani açıdan baktıklarını düşünmüyorum. Tamamen gelecek beklentilerini hesaplamak suretiyle birbirinden kopmuş ve kavgalı bir İslam dünyası hedefliyorlar. Ürettikleri silahları satarak servetlerine servet katacak olan bu zalim devletlerden müspet adım beklemek açıkçası çok saf olduğumuza delalet ediyor. Bu gidişat İslam dünyalarının uyanışıyla ve birbirine kenetlenmesiyle son bulacak. Bu olayların çözümünde taraflardan birinin batı dünyası olması işin çözümsüzlüğe gideceğine dair en büyük belirtidir.
Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde ısrarla üzerinde durduğu ve çifte standart uygulamakla suçladığı kuşkusuz bir gerçek olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin görevini yapmadığını iddiası boşuna değildir. Bu Birleşmiş Milletler, dünyanın süper güçleri olarak adlandırılan totalde sayısı 10’u geçmeyen egemen güçlerinin çıkarlarına hitap eden bir kurum olarak hareket etmektedir. Son birkaç yıla damgasını vuran İslam ülkelerinde yaşanan zulümlere en sert tepkiyi dahi veremeyen ve birilerinin çıkarları için suskun kalmayı tercih eden bu oluşumun gerçek foyası ortaya çıkmış ve İslam dünyasını uyutmaktan öte gitmeyen bir oyalama kurumu olduğu kesinleşmiştir.
Birleşmiş Milletler Örgütü 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuş olup sözde amacı olan dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslararası ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için teşekkül ettirilmiştir. Bakınız Birleşmiş Milletler kendini nasıl tanımlar "Adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslar arasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluştur" Uluslararası İlişkilerde, kuvvet kullanılmasını ilk olarak evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma Birleşmiş Milletler Antlaşması'dır.
Örgütün, kurulduğu yıllarda 51 olan üye sayısı şu an itibariyle üyeliği kaldırılan Vatikan ve değiştirilen Çin Halk Cumhuriyeti son katılan üye Güney Sudan dahil 193'e ulaşmıştır. Örgütün yönetimi New York'ta bulunan genel merkezinden yürütülür ve üye ülkelerle her yıl düzenli olarak yapılan toplantılar yine bu genel merkezde gerçekleştirilir.
İşte görevinin dünya barışını ve adaletini sağlamak olduğu iddia edilen bu kurumun son günlerde Mısır’da yapılan askeri darbenin mazlum halka uyguladığı şiddet ve Suriye kasabının halkına kimyasal terör uygulaması karşısında ki tavrı çok manidardır. Ağızdan çıkan birkaç cümle kınama mesajı ile İslam dünyasını uyutmaya devam eden Birleşmiş Milletler’in daha ileri bir adım atmaması sebebiyle süregelen vahşet görüntüleri bu kurumun gerçek amacına hizmet etmeyen ve mazlum milletlerin çığlıklarına ses çıkarmayan yapısı sebebiyle tartışmaya açılma gününün geldiği gün gibi aşikardır. Son yaşanan gelişmeler göstermiştir ki dünyada gerçek amacına hizmet eden yeni bir Birleşmiş Milletler örgütünün kurulması ve mevcut olanın kendi sırlarıyla ve günahlarıyla baş başa bırakılması zamanı gelmiştir.
Hatırlarsanız Bosna savaşı esnasında Bosna Hersek Başbakanı Hakkı Turayliç BM’ye ait bir araçtan indirilerek Sırplar tarafından BM askerlerinin gözü önünde öldürülmüştü. Bir başbakanı korumaya dahi güç yetiremeyecek kadar aciz böylesi bir oluşumun dünya nezdinde özellikle İslam dünyası nazarında önemi ve değeri kalmamıştır.
TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in verdiği güzel bir örnek var. “ Dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar.” Evet Birleşmiş Milletler tarafından bir yardım ve destek kalana kadar askerin namlusundan çıkan kurşunlar Mısır’da ve Suriye’de çok masum kanlar akıtmaya devam eder. Hatta dünyanın gözünün içine baka baka kimyasal gazlarla koskoca bir halkın soluduğu hava ile ciğerleri patlatılmaya devam eder.
Değerli okurlarım bakınız 30 Temmuz tarihli köşe yazımdan aşağıya küçücük bir alıntı ekliyorum.
“Gün artık uyanma günüdür. Ama bu nasıl olacak ? İnanın bu o kadar zor bir soru ki!. İslam ülke idarelerinin başında ki kişilerin artık bıkkınlık veren batı bağımlılığı, güven vermeyen, samimi olmayan duruşları ile bu uyanış nasıl gerçekleşecek bilmiyorum. Türkiye’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, elde var bir konumundadır. Ama Mısır’da Mursi ile devam edecek olan bu sürece anında müdahale ettiler. Suriye’de aynı, Tunus’ta aynı, Libya’da aynı, Suud’da aynı… Doğrulmamıza izin vermiyorlar. Mısır’da asker geri adım atmayacak. Allah muhafaza ama geçtiğimiz gün akan kana daha çok kanlar karışacak. Toparlanmamıza engeller koymaya devam edecekler. BirLEŞmiş MİLLETLER’den sonuç çıkmaz. Çıksaydı bugüne kadar oluk oluk akan Boşnak kanına, Iraklı kanına, Suriye’li kanına, Mısır’lı kanına, Arakan’lı kanına daha işin başında müdahale ederlerdi.”
Bugünden sonra BM ile bir neticeye varılamayacağının altını çiziyorum. Bu sebeple yeni oluşuma gidilmesi için başbakanımız tarafından başlatılan seferberliğin karşılık bulmasını ve mazlum milletlere kol kanat geren yeni bir Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kurulmasını temenni ediyorum.


 
Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.