1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. İNSANLAR NEDEN BAĞIRARAK KONUŞUR
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

İNSANLAR NEDEN BAĞIRARAK KONUŞUR

A+A-

İslâm âlimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp:

"İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?" diye sormuş. Talebelerden biri:

"Çünkü sükûnetimizi kaybederiz" deyince mübarek zat:

"Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?" diye tekrar sormuş.

Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:

"İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir."

"Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.

Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir."

Daha sonra mübarek zat talebelerine bakarak şöyle devam etmiş:

"Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsaade etmeyin, izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz... Allahü teala muhafaza buyursun..."

Evet, Hazreti Mevlâna da ne diyor:

"Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz,

Eskici bağırır, antikacı bağırmaz,

Söyleyecek sözü, fikri kıymetli olan bağırmaz

Bağıran düşünemez, düşünmeyen kavga eder..."

SENİN ALLAH DEMEN, O'NUN BUYUR DEMESİDİR.

Hz. Mevlana anlatıyor; Birisi her gece kalkıp Allah'ı anıyor, ...O'na dua ediyordu. Şeytan ona dedi ki:

- Ey Allah'ı çok anan kişi, bütün gece “Allah” deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı? Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?

Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu. Rüyasında ona söyle denildi:

- Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın ki? Neden usandın ki ?

Adam:

- 'Buyur' diye bir cevap gelmiyor k! Kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi. Bunun üzerine dendi ki ona:

- Senin Allah demen, O'nun buyur demesi sayesindedir…

Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır…

Senin çabaların, çareler araman, Allah'ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir…

Senin korkun, sevgin, ümidin Allah’ın lütfunun kemendidir…

Senin her 'Yarabbi' demenin altında, Allah’ın “buyur” demesi vardır…

Gafilin, cahilin caninin, bu duadan uzaktır. Çünkü 'Yarabbi' demeye izin yok ona. Ağzında da kilit vardır, dilinde de…

Zarara uğradığı zaman, ağlayıp, sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermez…

Bununla anla ki, Allah'a dua etmeni, O'nu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından çok ama çok daha iyidir…

Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua gönülden taa derinden kopar.

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar