1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. İnsanların Gizli Hallerini Araştırmayın
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

İnsanların Gizli Hallerini Araştırmayın

A+A-
Biz insanız, biz kuluz ve hepimiz kusurluyuz. Hiçbirimiz hatadan, ayıptan ve günahtan hâli ve beri değil. Yaratılışımız gereği hata ve kusur işlemeye meyilli nefsanî unsurlarla donatılmış durumdayız. İçimizden tek bir kişinin dahi çıkıp da “benim hatam, günahım, kusurum ve dahi hiçbir ayıbım yoktur, hiç kimsenin bilmesini istemeyeceğim, kendimde gizli kalması gerektiğine inandığım tek bir hâl ve davranışım bile mevcut değildir” diyebileceğine inanmıyorum. Velev ki böyle biri ya da birileri çıktı ve bunu telaffuz etti. Ben bu cengâverlerin sadece bu hallerinin ve düşüncelerinin bile bir insana günah olarak yeteceğine inanıyorum.

Hani “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teala sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe edecek kullar yaratırdı” haberi kutsisini de düşününce, durumlarımızın çok da öyle olağanüstü olmadığını, sadece bizden beklenenin; kulluk şuur ve temkini içerisinde hatalarımızdan utanıp, mahcup olup Rabbi Teala’ya niyaz edip, el açıp yalvararak abdiyyet makamında bağışlanmamızı dilemek, hatalarımızda ısrar etmemek ve bu hususta gerekli iradeyi ortaya koyabilmek olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Değişmeyen tek bir gerçek varsa bu durumun, yani günah işleme ve tövbe etme döngüsünün son nefesimize kadar devam edeceğidir.

Vaziyet böyle olunca birileri de durumdan vazife çıkarma telaşına düşecektir elbette. Hele bir de işin içine siyasi mücadeleler, güç ve imtiyaz kavgaları, nüfuz elde etme çekişmeleri girince, insanların nefislerine yenilerek ya da şeytana uyarak işlediği bazı günahlar, gelişen teknolojilerin de olağanüstü desteği ile bir şekilde kayıt altına alınıp, günü gelince önlerine sürülmekte ve olmayacak işlerin yapılması hususunda şantaj aracı olarak kullanılmaktadır. Bazen daha da kötü bir oyun sergilenmekte, o kişinin tüm sosyal statüsünü yerle bir edecek, tabiri caizse tüm itibarını ayaklar altına alacak şekilde her türlü medyaya (yazılı, görsel ve sosyal medya) servis edilerek bir daha ayağa kalkamaz, insan içine çıkamaz hallere düşürülmektedir.

Oysa bizi yaratan ve bizi bizden çok daha iyi bilen Rabbimiz (cc) insanların gizli hallerini, hata ve eksikliklerini araştırmayı hoş karşılamamış, “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve gizli hallerini araştırmayın” buyurmak suretiyle İMAN EDENLERİ insanların ayıp ve kusurlarını araştırmaktan, ortaya çıkarmaktan men etmiştir. Mutlak Rehberimiz (sav) de “Birbirinizin kusurunu öğrenmeye çalışmayın. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize buğz etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun” ve “Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah’u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil ve rüsva eder” buyurarak bizleri uyarmaktadır. Bu son derece aşikâr ilahi mesajlardan da anlaşılıyor ki Allah (cc), biz kullarını insanların hatalarını bulup çıkarmaktan, ifşa etmekten, onları bu ayıplarından dolayı toplum içerisinde sıkıntıya sokmaktan men ediyor.

Düne kadar bu yöntemler bazı haber alma ve gizli istihbarat örgütlerinin kullandığı metotlardı. Bu surette elde edilen ses kaydı ve görüntülerle; devlet adamlarına, iş adamlarına, yetkili mercilerde bulunan üst düzey politikacı ve bürokratlara ve özellikle de askeri erkâna şantajlar yapılıyor, uluslar arası ticarette, büyük çaplı ihalelerde, hatta siyaseti ve siyasetçiyi dizayn etmede bu materyaller kullanılıyordu. Bu usulün aynen devam ettiğinden şüphemiz yoktur. Bizi asıl üzen ve gerek insanlık gerekse dinimiz adına endişeye düşüren ise; bu ahlaksız, hiçbir kutsalı olmayan ve hiçbir kutsala sığmayan mücadele metotlarının Allah’a (cc) ve ahiret gününe, hesap gününe inanan Müslümanlarca da artık mubah görülmeye başlanması, güç ve iktidar mücadelelerinde araç olarak bunlara başvurulması ve bu şekilde Allah’ın (cc) açık hükümleri ve Resulü’nün (sav) tebliğ ve öğretilerinin göz ardı edilerek bir kısım Mü’minlerin, diğer Mü’min kardeşlerinin ayıplarını araştırma ve ifşa etmekte mahsur görmemeleridir. Bu tarzın ve tavrın İslam’la, Müslümanlıkla, genel ve evrensel ahlâk kaideleri ile bağdaşır bir yanı olmadığı gibi, hele bir de bu tarz icraatlar din ve dindarlık adına yapılıyorsa, bunu yapanlar için daha büyük bir felâket düşünülemez. Dünyada kazanacakları üç beş küçük ve önemsiz mevki ve zafere ahiretlerini değişmek anlamına gelmektedir ki yazık demekten, hatta yazıklar olsun demekten başka bir şey elden gelmemektedir.
Kendi kusurlarımızın ortaya çıkmasından nasıl rahatsız oluyorsak başkaları da kendi kusurlarının araştırılmasından aynı şekilde rahatsız olur. Hatırlamak zor da olsa, birileri tarafından hatırlatılması zorumuza da gitse tekrar etmekte fayda var değerli dostlar “Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimselerdir” ve yine “Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz”. O halde sadece iman ettik demekle kalmayıp, gerçek bir müminin hallerini kuşanmak istiyorsak; nefsimize zor ve acı gelse de, kapitalizmin güçlü ve müessir mücadele metotları adına içimize kustuğu zehri akıtmak, davamızı tertemiz usullerle devam ettirmek, bala şerbet katmamak ve her hususta Allah (cc) ve Resulü’nün (sav) emir ve öğretilerine rücu etmek zorundayız. Aksi halde, her ne kadar işlerimiz sureta yolunda gidiyor gibi görünse de Huzur-u İlahi’de hesabını veremeyeceğimiz hallerle hallenmiş oluruz ki Allah (cc) hepimizi muhafaza eylesin.
 
Bu yazı toplam 113 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.