1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. İNSANLIK DÜNYAYA GÖÇMEN OLARAK BAŞLADI!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

İNSANLIK DÜNYAYA GÖÇMEN OLARAK BAŞLADI!

A+A-

Dünya denilen yeryüzü kara parçasına bir nevi hepimiz göçmen olarak başladık. Hz. Âdem ve Havva, yasak sınırlarını aşıp yasak işleyince asli görev yeri olan dünyaya hicret ederek dünya hayatına dönmüş oldu.

Adına dünya denilen kara parçasında, çok çeşitli nedenlerden dolayı insanlar bulundukları kara parçalarını terk ederek bir başka coğrafyanın başka kara parçalarına hicret edip kendi mekanlarını değiştirmek zorunda kaldılar.

Zorbalıkla, güç kullanarak insanları topraklarından, evlerinden ve yurtlarından zorla göçe zorluyorlarsa işte burada zorbalık ve haksızlık, zalimlik ve zulüm var demektir.

Hz. Muhammed(s.a.v) de Mekke’den zorbaların, zalimlerin zorbalık ve zulümleri neticesinde çıkarılmadı mı?

İlk Peygamberden, son peygambere kadar tüm peygamberleri, zalimler ve zorbalar yurtlarından sürüp çıkarmadılar mı?

20. asır ise pek çok zorbalıkların yaşandığı bir asır olarak tarihe geçmedi mi?

21. asırda da güzel temenniler dile getirilerek başlanılmıştı. Dünya da çok güzel çalışmaların yapıldığı bir asır olmasına rağmen, insanların cinnet ve zorbalıkları artarak devam ettirildi. Zorbalık ve zulümlerin neticesinde de insanların hayatlarının zindan edildiğini görmekteyiz. İnsanların adaleti ve mutluluğu için gücü elinde bulunduranlar çalışmıyorlar, kafa yorup çareler aramıyorlar. Gücü ve parayı elinde bulunduranlar insanlığın katliamı için var güçleri ile çalışmaya devam ediyorlar.

Şu an cinayetler, zulümler, terör daha çok Müslüman coğrafyasını kasıp kavuruyor. Buda bizler için hem çok acı veriyor, hemde neler yapabilirizi düşünmemize en azından bir dua yapmamıza neden oluyor.

Acaba bu insanlar birbirlerinin kanlarını emmeyi bu kadar mı susadı lar. Yoksa, sömüren ülkeler bu kanın akmasını kendileri için mubah mı görüyorlar?

Anadolu insanı ise, Anadolu tarihinde, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’n de hep göç almış, hep insanlara kucak açmış ve hep misafirlerine misafirperverlik yapmıştır.

Hep muhacirlere abilik, ablalık, annelik, babalık etmiş ve top yekun misafirlerinin huzuru için seferberlik içerisinde çalışmış bir ülkedir.Bu konu da Türkiye, hayırda, insanlıkta ve insanlara yardım etme konusunda dünyada ilk sırada yer almaktadır.

Türkiye’nin stratejik konumu itibari ile sorumlulukları vardır tabi ve 56 ülkeye üç saatte ulaşılabilecek bir merkezi kara parçasıdır çünkü. Bu açıdan baktığımız zaman da Türkiye kazandıklarını yine kardeşleri için harcayan bir ülke görünümündedir.

Uluslar arası sistem ve gücü elinde bulunduran bazı insanlar kaostan, savaştan beslendikleri için Suriye sorunu bir türlü çözüme kavuşturulup bitirilemiyor ve Türkiye’de 3,5 milyon Suriye’li ve 1 Milyon’da diğer ülkelerden gelen misafirlerimiz var. Bugün bunların eğitimleri için kamplarda ve GEM’lerde eğitim öğretim faaliyetleri son sürat sürdürülmektedir.

2017 yılından itibaren de normal eğitim verilmeye başlanıldı ve 603 bin Suriye’li öğrenciye bugün eğitim ve öğretim veriliyor. Türkiye buna da mecbur edilmiş ve din ve inanç yönüyle de mecbur olan bir ülkedir.

Misafirlerimiz yarın geri döndükleri zaman ciddi kazanımlar elde ederek geri gitsinler. Bize kimse sahip çıkmadı, eğitilmedik diyerek dönmesinler ve hayır dua ederek dönsünler.

Gözlemciler Türkiey’nin yaptığı çalışmaları taktir ediyorlar. Aslında Türkiye’nin bu tür taktir almaya hiç mi hiç ihtiyacı da yok.

Misafirlerimize neden yardım etmek zorundayız?

1-Çünkü ilk başta inancımız bize bunu emrediyor.

2-Vicdan sahibiyiz ve misafirperver bir milletiz. Irkını, inancını, fikrini, cinsiyetini sorgulamadan yardı ediyor ve etmeye de devam edeceğiz.

3-Suriye, Irak komşumuz ve komşuluk sorumluluğumuz var.

4- Tarihin verdiği garantörlük görevimiz gereği yardımcı olmak zorundayız.

İşte biz tüm bu ve benzeri nedenlere baktığımız zaman bu insanlara yardım ediyoruz. Bunun için ufak tefek de olsa dış yardımlar alıyoruz.

Sadece çocuklar için değil, Halk Eğitim Merkezleri’nde de ebeveynlere yardım edilmeye devam edilmektedir.

Batılara gibi asimile etmeyi düşünmeyen Türkiye, bu anlamda da lider olmuş bir ülke konumundadır. (fertlerin kendi eğitimleri, ilim öğrenmeleri, gelenek ve göreneklerini yaşamaları, lisanlarından vaz geçmemeleri gibi).

Onları kendi Millî dokumuzu bozmadan ve zedelemeden, bizimle beraber zorlukları aşmalarını öğretiyoruz. Bu konuda da Türkiye çok ciddi mesafeler kaydetmiş durumdadırlar.

Irkçı bir yaklaşımı hiç bir zaman Türkiye kabul etmedi ve bu davranış durumu bu milletin ne kadar necip bir bir millet olduğunu da göstermektedir.

Mültecilerin Türkiye’de bulunmasından rahatsız olup farklı çatlak ses çıkaranlarda yok değil tabi ki. Emniyete intikal etmiş resmi rakamlara göre, mülteci olarak ülkemize gelen bu insanlarda ciddi bir problem olmadığı gözlemlenmektedir. Bu da bizim için ayrıca artı bir değerdir ve o insanlarında uyum için ciddi bir çalışma içerisinde olduklarını göstermektedir.

Yapılan tüm çalışmalar kayıt altına alınmalıdır. Bunun için çok ciddi adımlar atılmaktadır. Mesela bunlardan birisi de YOBİS sistemi olarak karşımız da durmaktadır.

Okul ortamında ve çağındakilerin, okul ortamından kopmamaları ve kayıp bir neslin oluşmasını da engellemeliyiz.

Bu işe katkıda bulunmayacaklar kendi kabuğuna çekilmelidirler ve yapılan çalışmaları engelleme yoluna gitmemelidirler.

İki yıl içerisinde GEM(Geçici Eğitim Merkezleri)lersonlandırılaca ve okul ortamına kaydırılacaklar. Bunlardan İHL’ler faydalanabilirler. Yani bu öğrencilerden çok farklı şekillerde faydalınabilir.

Türkiye Cumhuriyeti ne zaman bağımsız ve özgür karar almışsa başına gelmedik bela kalmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Uluslar arası sistemi sorgulamaktan vazgeçip evet siz doğruyu bilirsiz dediği gün başına hiç bir şey gelmez.

Türkiye Cumhuriyeti’ne çelme takmaya çalışan şer odaklarının artık farkında olan bir ülke görünümü vermektedir. Bu görünüm ve kararlığı sayesinde gelecek yıllar Türkiye Cumhuriyeti için eminim ki çok daha faydalı, yararlı ve güzel olacaktır.

Fi Emanillah!...

 

Bu yazı toplam 3844 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.