1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İNSANOĞLU, ELİYLE SONUNU MU HAZIRLIYOR?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İNSANOĞLU, ELİYLE SONUNU MU HAZIRLIYOR?

A+A-

Başlığa dikkatinizi çekmek isterim. Yaşadığımız dünyanın içinde bulunduğu yaşanamaz bir atmosfere dönüşmesinin temelinde insanoğlunun hoyratlığı, aç gözlülüğü ve ölümlü dünyaya aşırı bağlılığının yattığını söylemekte yarar var.

Ne hale getirdik, yaşlı dünyamızı!

Hayvanlar dahi insanoğlundan gelecek tehdit ve belalardan sakınır hale geldi. Tabiatı gereği vahşi dediğimiz bir çok hayvanın yanında tabiatı olmadığı halde azgınlaşan, doyumsuzlaşan ve diğer tüm canlılara karşı tehdit içeren dünyada ki en tehlikeli varlık haline dönüştü.

Çoğumuzda uçsuz bucaksız bir ego hakim oldu.

Tamamen insan odaklı, son yılların tehdit içeren bazı başlıklar hakkında internet araştırması yaparak sizlerle paylaşmayı arzu ettim. Kafanızı fazlaca ağrıtmadan bu detaya dikkatinizi çekerek bilgilendirmek isteğiyle kaleme sarıldım.

İnsanoğlunun dünyaya en büyük ihanetlerinin başında iklim değişikliğine yol açan etkenlerde ön ayak olması olmuştur. İklimler yönünü şaşırdı. Artık penceremizden yağmurun mistik ahenkle yağışını mutlu gözlerle değil, endişeli bakışlarla seyrediyoruz. Kim sebep olduysa özellikle büyük kent merkezlerinde ki plansız yapılaşmanın ve beton dikme amacıyla feda edilen onca ormanların insanın geleceğini aydınlatması gerekirken doğaya ihanetin bedelini küçük bir yağmurda yaşadığımız sel ve taşkınlardan anlamak güç olmasa gerek.

Biliyorsunuz, Allah’ın en büyük nimetlerinden olan tertemiz nefes alma hasletimiz var. Leziz oksijen ve nitrojen karışımlı atmosferimiz sayesinde nefes alabiliyoruz. Kutuplardaki metan salındığı takdirdeyse, atmosferimiz pek leziz olmayacaktır. Onurlu bilim insanları böyle bir kıyamete doğru sürüklendiğimizi bas bas bağırıyorlar. Böyle bir iklim değişikliğinin tüm insanlığı mı yoksa bir kısmını mı öldüreceği hâlâ cevaplanamayan bir soru olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bazı insanlar iklimin daha kontrollü olduğu izole habitatlarda kurtulabilir. Yine de böyle bir kıyamet sonunda insanlığın rolünün silineceği aşikâr değil mi dostlar?

Hani daha çok filmlerden duymaya alışageldiğimiz şu yapay zeka konusu çok zihnimi meşgul etmiştir. Bizden daha iyi koşan, zıplayan ve öldüren makineler yapmaya çok meraklıyız. Hastalıklara dayanıklı, yemek problemi olmayan, kendilerini yeniden başlatabilen ve kopyalarını çoğaltabilen robotlar, insanların asla sahip olamayacağı bir ölümsüzlüğe sahip olabilecek. Elbette bizim sanatsal ve nörotik eğilimlerimize oranla, onların entelektüel kabiliyetleri daha pratik ve mantıklı olabilir. Zaten eninde sonunda bize ihtiyaçları olmadıklarını anlamaları için, şiirden anlamaları da gerekmiyor! Hepimizi öldürürler mi, yoksa bir kısmımızı öldürüp mesajı anladığımızdan emin mi olurlar, bilemiyoruz. Belki bizi üzerimizde deney yapmak için canlı tutabilirler.

Diğer bir tehdit unsuru da salgın hastalıkların ayyuka çıkmasıdır. İnsan eliyle veya doğa kaynaklı bir salgın, havayla bulaştığı ve uygun bir kuluçka süresi olduğu takdirde kısa bir sürede tüm dünyaya yayılabilir. Elbette dünyanın çeşitli ülkelerinde bu tip salgınlarla laboratuvar ortamında çalışan pek çok bilim insanı var. Biri, büyük bir şehirde tek bir şişe düşürdükten sonra insanların patır patır ölmesi için Amerikan filmlerinden ilham almamız gerekmiyor.

Bir diğer tehdit te antibiyotik terörüdür. Eskiden hasta olduğumuzda antibiyotiğe başlardık ve hemen geçerdi. Peki ya şimdi? Doğrudan hastaneye gidip daha ciddi şekilde tedavi oluyoruz ve işe yarayıp yaramayacağı belli bile değil. Yeni üretilen antibiyotiklerin sayısı şu anda sıfırlanmış durumdayken, bakteriler diğer yandan çoğalmaya ve gelişmeye devam ediyor. Bir gün hastalanan insanları iyileştirecek hiçbir ilacımızın olmayacağını maalesef acı yoldan öğreneceğiz.

Günümüz teknolojisinin getirileri sayesinde insan genetiğini değiştirmek çok kolay; o yüzden Çin, ABD, Rusya, Kuzey Kore gibi devletlerin de acayip bir şey üzerinde çalıştığını düşünmek çok da sıradışı değil. Bir 50 sene içinde süper zekâya sahip veya su altında nefes alabilen insanlar görebiliriz. Tabii yeni gelen "türün" biz eski tip insanlara nasıl davranacağı kuşkulu ki bence kötüleşen dünyada pek iyi kokular alamıyorum.
Son olarak tüm dünyayı kasıp kavuran bir büyük savaş durumunun zuhur etmesi ihtimalidir ki, bu her zaman olası büyük bir ihtimaldir. 1960'lar ve 80'ler arası nükleer tehdit senaryoları kitaplarda kalmış olabilir ancak nükleer başlıklar hâlâ bir yerlerde duruyor.

Sonumuzun nasıl geleceği konusundan daha ilginci, hayatta kalıp kalmayacağımız. Saydığımız tüm ihtimaller herhangi bir uzaylı medeniyetinin başına gelebilir. Sanayinin olduğu bir medeniyet, bir süre sonra sanayinin sonuçlarıyla ekosistemini etkileyecektir. Sanayiden sonra kendinden daha hızlı çalışan ve daha zeki bilgisayarlar üretecektir. İlaç ürettikçe, ilaçlara olan bağışıklığı gelişecektir. Buradan organik kimyaya yönelecek ve kendi genetiğiyle oynayacaktır ve daha neler neler!.. Tabii, günümüzde bu problemin hepsini aynı anda yaşadığımızı düşünürsek, biz insanların sonunun daha hızlı geldiği su götürmez bir gerçek.

Biz müslümanlar olarak her an Rabbimize ibadet ve duadan ayrı kalamayız. Çünkü sahibimiz O’dur ve dönüş O’nadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.