1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İNSANOĞLU UYKUDA, ÖLÜNCE UYANIR!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İNSANOĞLU UYKUDA, ÖLÜNCE UYANIR!

A+A-

İmanla yaşanan bir gençlik, imanla yaşamaya devam edilen bir ihtiyarlık ve sonuç itibariyle ölümle noktalanan hayattan imanla göçüp gidebilmek...
Bunu özümseyebilen ve hayatını imani ölçülere fore tertip edebilen bir nesil olabilme noktasından çok uzaklaşmışız. Bugün yaşamını idame ettiren nesil, imanın lezzetini ve verdiği hazzı bilmiyorlar. Çoğumuz bilmyoruz. Nasıl bir düzenmiş ki yaşamı  idame ettiren yaşlılarımız dahi hayatlarının kalan kısmını iman lezzetini ruhunda sindirebilme yerine, dünya odaklı, inatçı, beklentileri bitmeyen, versen dünyayı doyumsuzluğun zirvesinde olduğundan bunu idrak edemeyecek kadar katılaşmış bir yapının hakim olduğu bu dünya hayatında doğrulara ulaşma çabamızın olmaması, geleceğe dair beklentilerin haddinden fazla olması sebebiyle hem dünyasını hem ahiretini zehir edebilen bir yaşam çizgisinde akıp gidiyor hayatlarımız...
Peki, bu denli dünyaya bağlanmamızın sebebi ne?
Beklentilerimiz niçin bitmek tükenmek bilmiyor?
Bu sorunun cevabını bulmak, yaşamın gayelerini ve varış noktamızı doğru tahlil etmek, insanoğlu olarak bizlerin günümüzde ısrarla üzerinde durması gereken bir gerçektir. 
Fakat gerçekler üzerine değil, hayal ve beklentiler üzerine odaklı bir hayatın mahkumları olunca, haliyle de toplumsal düzenimiz bir türlü rayına oturmyor. Herkes gergin ve telaşlı, beklentiler dağları aşmış. Dostluklar maddeyle ilintilendirilmiş. 
Değerli kardeşlerim, dostlarım, okurlarım, dünya hayatı aldatıcı bir eğlence alanı ve sonucunda da ölüm haktır. Dönüş yalnız Allah’adır ve dünya hayatı bir imtihandan başka bir şey değildir. Ve ölüm geldiğinde her canlıyı nerede olursa olsun yakalar. Ruhları kabzeden melek görevinde asla kusur etmez ve nefs ölüm korkusuyla sararır, çöker, pişmanlık ve ızdırap ile hakikati gözleriyle alenen görür. Çünkü Allah hayatı ve ölümü yaratan, dünyanın, kâinatın ve kulun hayatını belli bir süreye kadar var eden değil mi?
“Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Al-i İmran 3/185)
Bu kadar net bilinen bir gerçek karşısında ne denli sağlıklı düşündüğümüz ve dirayetli olduğumuzu sorguladığımızda bir şeyler ne hikmetse açıkta kalıyor. Çünkü dünyanın bir araç olduğu gerçeğini özümseyememişiz. Tamamen amaçlarımızın odağı haline taşımışız. 
O kadar insanlar tanıyorum ki, yaşı başı kemale ermiş 80’lerinde yaşarken halen dünyalık peşinde koşmaktan ve odaklanmaktan nefsini geri adım attıramıyor. Bile bile lades oluyor. Çünkü gençliği boyunca hep madde odaklı olduğu için maneviyatın hazzını alamamış. O hazzı duyamayınca da kıyasıya dünyaya sarılarak birilerinin sırtından köşe olmak ve bunu akılla açıklamak gibi bir saçmalığın peşinde ömür hazinesinin yakıtıyla dolu yağdanlığını tüketiyor. 
Örnek vermeme gerek yok. Şu yaşadığımız şehirde bu gerçeği bilerek yaşayan ve hayatını tanzim eden bir mutluluğun reçetesini bulabilmiş sınırlı sayıda da olsa insan olması ne kadar güzel olsa da bu gerçeği bilmeksizin yaşayan ve beklentilerinden başka bir şey bilmeyen insanların çokluğu da o denli ürkütücüdür. 
Her ay, her hafta, her gün birilerini ebedi aleme uğurladığımız dünyamızda yaşantısını tanzim ederek mutluluğun sırrını yakalamak için çaba sarfederek her iki dünyası içinde güzel insan olmayı şiar edinmiş insan olabilmek bu kadar mı zor?
Bizi bu denli gaflete sürükleyerek gerçeği görmede gözlerimizi kör eden nedir?
Uyanmak için ölmek zorunda mısınız?
Öldükten sonra uyanmak elimizde ki nas ve delillere göre kar ve kazanç sağlamıyor. Aksine uçsuz ve bucaksız bir nedametin içerisine sürüklüyor.
Gelin yahu! Uyanıverin artık. Şu dünyayı mamur edin, mamur ederken ahiretinizi de hazırlayın. Ölüm sizi korkutmasın. Aksine ölüm sizi mutlu kılsın. Ölüm sonrasına yatırımınız dünyada adına yatırım dedikleri bir deprem yahutta selle birlikte alabora olacak dev yapılar ve gemileriniz gibi yerle yeksan etmeyecek. Size kalıcı bir hayatta mutluluğun ve yaptıklarınızın semeresini almanın tarifsiz hazzını yaşatacak. 
Bakın ben ne yapıyorum biliyor musunuz?
Geçmişten günümüze kadar yaptıklarımı gözönüne alarak bilerek veya bilmeyerek hakkını yemiş olduğumu düşündüğüm yahut ta şüphe duyduğum insanlarla irtibata geçerek helallik alıyorum. Bundan da hem onlar hem de ben o kadar mutlu oluyorum ki, anlatamam. Boşverin çok zengin olsanız ne olacak? Hayatı anlamlı kılan şey zenginlik değil, mutluluktur. Mutluluğun kaynağı da bazılarınızın sandığı gibi para ve madde değildir. Mutluluğun kaynağı, insandır. Ahlaktır. Selamdır. Kaynaşmadır. Alçak gönüllü olmaktır. Haset ve fesat olmamaktır. İbadettir. Karşılıksız iyiliktir. Nefsle cihattır.  
Haksız mıyım?

Bu yazı toplam 1070 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.