1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. İplikçi Kadın Rivayetinden İplikçi Cami’ye
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

İplikçi Kadın Rivayetinden İplikçi Cami’ye

A+A-

Caminin yapım tarihi ve yaptıranı ile ilgili net bilgiler olmamakla birlikte bir de halk arasındaki rivayetler konuya dâhil olunca bilgi karmaşıklığı artmıştır. Hal böyleyken caminin başındaki “İplikçi” kelimesi alınmış ve mesleği ip eğirmek olan bir kadına ithafen bir rivayet hemen yazılıvermiştir. Hikâyeye göre; bir adam: "Ben kimseden yardım almadan bir cami yaptıracağım. Sevabı sadece benim olacaktır." diye camiyi yaptırmaya başlar. Bu arada bir kadın tebelleş olur: "Ne olur Allah aşkına, benim şu paramı da alın camiye harcayın" dermiş. Ama yaptıran adam ustalara: "Kimseden bir şey almayın" diye tembihlediği için ustalar o kadının parasını almazlarmış. Kadına: "Ağamız kimseden yardım kabul etmeyeceksiniz diye sıkı tembihledi, boşuna uğraşma senin yardımını almayız derlermiş." Kadın her gün gelirmiş, istediğini söylermiş ustalarda her gün olmaz almayız koy git başımızdan kadın derlermiş. Kadın geçimini iplik bükerek sağlarmış. Onun için de kadına “iplikçi” derlermiş. Bir gün kadın büktüğü iplikleri kırpık kırpık kırpmış. Gece gizlice gelmiş iplik kırpıklarını caminin duvarının örüldüğü harca karıştırmış. Ertesi gün ustalar hiçbir şeyden haberleri olmadığı için kadının iplik karıştırdığı harcı duvar yapmada kullanmışlar. Neyse aylar geçmiş. Cami yapılmış bitmiş. Bir gün camiyi yaptıran adam rüyasında bir "pir" görmüş. O pir: "o caminin sevabı sana yazılmadı. Harçlara ipliğini karıştıran kadına yazıldı." demiş. O gün bu gündür caminin adı “İplikçi Cami” olarak kalmış.
Gelelim İplikçi adının nereden geldiğine… Mevlana Caddesi üzerinde bulunan ve bugün “İplikçi Cami” ismiyle bilinen bu yapı 13. yüzyıl başlarına tarihlenir. Hz. Mevlana’nın burada vaazlar vermesi yapının 13. yüzyılın ortalarından itibaren önemli bir dini merkez olduğunun ise önemli bir göstergesidir. İlk bânisinden (yaptıranından) dolayı “Ebulfazl Mescidi” ismiyle anılan yapı, eskiden bitişiğinde yer alan Altun Apa Medresesi’nin 1202 tarihli vakfiyesinde belirtilen İplikçi Necîbüddin Ayaz’ın medrese mütevellisi olması ve yakınındaki İplikçiler Çarşısı’ndan dolayı bu isimle anılmıştır. Doğuda, batıda ve kuzeyde olmak üzere üç kapısı vardır. Yapı 1332’de Somuncu Mesudzâde Hacı Ebubekir tarafından onartılmıştır. Onarıma dair kitabe kuzeydeki kapının üzerindedir. Cami doğu batı yönünde dikdörtgen planlı olup üç sahandan meydana gelmiştir. Kuzeyden güneye doğru yedi sahan iner. Ortadaki içeriden beyzi kubbeli, diğerleri çapraz tonozludur. Önceki minaresi güney duvarına bitişiktir. Şimdiki sonradan yapılmıştır. Kıble duvarına dışarıdan bitişik olarak yapılan kubbeli hücre Hazreti Mevlana’nın ders aralarında dinlenme odasıdır. Caminin mermer mihrabının altında tuğla ile yapılmış çinilerle bezeli orijinal mihrabı bulunmaktadır. Sık sık onarım geçiren cami 1951-1960 Klasik Eserler Müzesi olarak kullanılmış, 1960 yılında tekrar ibadete açılmıştır.

Bu yazı toplam 388 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar