1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Irkçı Değil, Müslümanca Yaklaşım!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Irkçı Değil, Müslümanca Yaklaşım!

A+A-
İçinde bulunduğumuz yılın ülkemize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini niyaz ediyorum. Daha ilk günlerine girdiğimiz yılın tüm aylarının İslam âleminin uyanışına vesile olmasını temenni ediyorum. Bu ümmet üzerinde türlü oyunlar oynayan şeytanın uşağı batı âleminin İslam dünyası üzerinde ki kirli ellerini bir an evvel çekmesi en büyük dileğimizdir. Yıllardır kanayan yaralar kapanmıyor. Aksine daha da açılıyor. İslam âlemi, bazı kirli dünya devletlerinin başını çektiği pis bir oyunun muhatapları olarak her an bir musibetle yüz yüze bırakılıyor. Yine bu ümmet içinden bularak kendilerine köpeklik etsin diye arakladıkları haysiyetsizlerden oluşan örgütler kanalıyla oynadıkları çirkin oyunların, içinde bulunduğumuz yılda ve en kısa sürede son bulmasını umut ediyoruz. Yeni yıla güzel dilek ve temennilerle girmek istedim. Ama geçen sene de buna benzer çok güzel temennilerde bulunmuştum. Başka yazılarda da bu dilekler vardı. Görünen o ki dualarımız kabul olmuyor. Bazı eksiklerimiz var. Bazı yanlışlarımız var. Bu yanlışlardan olmalı ki rabbim dualarımıza icabet etmiyor. Kendimizi yaşanan tüm gelişmelerde ofsayta atabiliyoruz. Diğer kardeşlerimizin ruhunda hissettiği ıstırabı nadiren algılayabiliyoruz. Bunu algılamada başrolü TV’lerde yayınlanan çeşitli programlar sağlıyor. Eğer o programlarda ki ajitasyon olmasa belki de hiçbir şey hissetmeyecekmişiz gibi bir hava oluşuyor.
Suriyeli kardeşlerimize savaş ortamından kurtulmaları için kucak açtık. Onlarla aşımızı suyumuzu paylaştık. Fakat içlerinde ki bir takım serserilerin yaptığı yanlışları umuma atfederek Suriyelilere karşı çoğunlukla cephe aldık. Hatta öyle söylentiler yayıldı ki yarın aynı duruma biz düştüğümüzde Suriyelilerin bize tenezzül bile etmeyeceğini aramızda yaydılar. Böyle bir kin ve nefret oluşumuna yol açanların içimize bulaşmış hainler olduğunu bilmeyenler hala var. Bunu bilemeyen içimizde ki saf niyetli kardeşlerimizin bile Suriyeliler için ön yargılı bir yapıya büründüklerini dehşetle izliyorum. Yıllardır bu algıyla zihinlerimizde yarattıkları hasmane tutum günü geldi ve realiteye dönüştü. Çeşitli sohbet oturumlarında, sosyal paylaşım sitelerinde hiçte tahmin etmediğim bir takım kişilerin dahi bu oyuna alenen düştüklerini gördüm. Nitekim daha ilk başlarda bende aynı hataya düşmüştüm. Sonra birdenbire kendime sordum. Bizim bunlarla sorunumuz neydi? Geçmişte bu kardeşlerimizin dedeleriyle aynı safta bu vatanı savunmadık mı?
Hiç unutmam sevgili babam karayoluyla hacdan dönerken Şam yakınlarında bir yerde konaklamak için mola veriyorlar. Orada yaşayan Suriyeli kardeşlerimiz evlerini, sofralarını, yüreklerini bu kutsal yolculuk dönüşünde ki kardeşlerimize açıyorlar. Babam bunu arada bir anlatır. Bizim bu kardeşlerimizle dost olmaktan başka seçeneğimiz yok. İçlerinde kötüler varmış. Bizde yok mu? Her gün televizyon kanallarından dehşetle izlediğimiz birçok olayın müsebbibi olan sözde ırkdaşımız olacak melunlar yok mu? Toplumsal olaylarda bizden olsun ötekinden olsun suçu işleyen kanun önünde cezalandırılır. Avrupa ülkelerinde ki soydaşlarımız yanlışlar yapmıyorlar mı? Ne yapıyorlar? Kanuna teslim ederek cezasını veriyorlar. Ülkemizde cezaların caydırıcılığı için yapılan hatalarda baş müsebbip idam yasası çıkana kadar hükümettir. Batıdan azıcık yeşil ışık yandı diyerek kıçının üstüne yatan tüm sorumluları Allaha havale ediyorum. O ister bu dünyada ister ahirette gerekli hesabı mutlaka görecektir.
Değerli dostlar, Suriye’de o harabeler arasında anasını babasını kaybetmiş ve sığınacak dalı olmayan daha bebek yaşta denecek kadar küçük Suriyeli çocukların psikolojisini yüreğinizde hiç hissetmediniz mi? Eğer hissetmediyseniz rabbimizden af dilenmeye başlayın.
Bugün Suriyeli kardeşlerimize kucak açmak geçmişin şanlı sayfalarına adını yazdırmış bir imparatorluğun evlatlarına düşen bir görevdi. El’an Osmanlı olsaydı “Bana ne Suriyelilerden” demez ve derhal onları o zulümden kurtarmaya koşardı. Bakmamız gereken çerçeve kendi ülkemin vatandaşlarına zarar gelmesinde başkasına ne olursa olsun anlayışı değildir. Bizim bu duruma İslam toplumu nazarıyla yaklaşmamız gerekiyor. Kutsal kitabımız Kuranda onca ayeti kerime içerisinde hiçbir ırka yönelik övgü ve yaklaşım görüyor musunuz? Hitaplar genelde; Ey iman edenler, Ey insanlar diye başlar. Orada bir ayeti kerimede Ey Araplar, Ey Türkler, Ey Farisiler, Ey Almanlar, Ey Amerikalılar şeklinde bir başlangıç hitabı gördünüz mü? Kusura bakmayın ama bize bu hayatı bu teni veren âlemlerin rabbinin buyruklarına uymak zorundayız. O sistemin dışına çıktığımız an gördüğünüz gibi küfür milleti tek elden üzerimize çullanıyor. Ortama bir bakın bölgesel hedeflere yönelik Amerika ve Rusya gibi güçlerin çıkar durumları dışında genel olarak haçlı dünyasının İslam toplumu söz konusu olduğunda kılının kıpırdamadığını görmek için daha ne olmasını bekliyoruz. Bu ümmeti küçük lokmalar halinde yutuyorlar. Kendilerine kul köle olmuş bir haçlı sistemiyle dinimizi elimizden almak için çaba gösteriyorlar. Bosna Hersek’ti, Iraktı, Libya’ydı, Cezayir’di, Suriye’ydi, Yemen’di derken kademe kademe çizdikleri hedefe varmak için bir noktada buluşabiliyorlar. Aralarında ki pürüzü bir şekilde çözüyorlar. Ama yakılıp yıkılan, katledilen Müslümanlar oluyor. Bunun sebebi ümmet bilincinin tamamen körelmesidir. Ahiret inancımızın zayıflamasıdır. Ölüm gerçeğini ruhlarımızda hissedemememizdir. Dünya zevklerine ve beklentilerine fazlasıyla dalmamızdır. Batıla karşı olmak yerine onlarla içli dışlı oluşumuzdur.
Daha ne diyeyim!
 
Bu yazı toplam 154 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.