1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. İş Yapmazsan Hata da Yapmazsın
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İş Yapmazsan Hata da Yapmazsın

A+A-
Son şehit haberleri hepimizin vicdanını parçaladı, zihnini allak bullak etti. Artarda gelen ölümler morallerimizi bozdu. Bu gibi anlarda aklı devreden çıkarıp duygularımızın emrine girmek en tehlikeli yoldur. Buna en iyi örnek yüzme bilmeyen bir insanın çok sevdiği evladı, kardeşi, arkadaşı boğulurken onu kurtaracağım diye kendisini de telef etmesidir. Ben Sorgunda görev yaparken buna benzer birçok hadiseye şahit olmuştum.

Son gelişmelere soğukkanlı bir gözle bakmaya çalışalım. Açılım, çözüm kardeşlik süreçleri ile devlet aklı daha önce kuvvetle , güçle geçici olarak durdurabildiği PKK meselesini barış yolu ile, antlaşma ile halletmeyi denedi. 2009 da başlayan bu sürecin (devlet aklının) ana düşüncesi ne idi? Güneydoğuda Kürt vatandaşlarımızın en temel insani hakları verilmeli ( Kürtçe konuşma serbest olmalı, Kürtçe tv, Kürtçe radyo, Kürtçe yi öğreten kurslar olmalı, inkar ve asimilasyondan vazgeçilmeli…Buna karşılık bu temel insan hakları için savaştığını iddia eden örgütte ülkeyi terk edip mücadeleyi sonlandırmalı…) Bu dönemde devlet verdiği sözlerin neredeyse hepsini yerine getirirken, pkk, gelişen iç ve dış siyasi hadiselerin etkisi ile yurt dışına çekilmeyi, silah bırakmayı bir türlü yerine getirmedi. Terör örgütünün verdiği ana sözleri tutmamasına rağmen sulh ortamının bozulmaması adına devlet, birçok önemli hadiseyi görmezden geldi. Fakat bu görmemezlik biraz abartılmış. Örgüt adeta devletleşirken, halkı silahlı bir kalkışma için hazırlarken, silah depo ederken devlet uyumuş.
Çatışmasızlık sürecini bir kaç kez bitirdiğini ilan eden ve şımardıkça şımaran 4-5 başlı kanlı örgütün asker vurmaları, polis öldürmeleri, yol kesmeleri, araç yakmaları, Kobaniyi bahane ederek 53 “makbül olmayan” Kürdü öldürmeleri… Devletin sabır küpünü 23 temmuzda doldurdu. Evlerinde yataklarında uyuyan iki polisin öldürülmesi eşinin ve çocuğunun yanında bir Binbaşının katledilmesi bardağı taşırdı. Bu hadiselerde hükümete muhalif insanların şu saptamaları hedef saptırmadan başka bir şey değil. “Hükümet çoğunluğu kaybedince Erdoğan’ın emri ile pkk vurulmaya başlandı” Niye şimdi? Sorusu bu iş ne zaman yapılırsa yapılsın sorulacak bir sorudur. Çözüm süreci döneminde “ne duruyorsunuz, niçin pkk ya vurmuyorsunuz?” diyenler devlet vurmaya başlayınca “niye vuruyorsunuz? seçimi kazansaydınız vurmayacaktınız…” söylemine geçtiler. Bu görüşler yüzde yüz haksız görüşler değil. Yalnız İnsanlarda, devletlerde hata yapar. Çözüm süreci bu milletin başlarda yüzde 70 ine yakını tarafından desteklenen tamamen yerli bir proje idi. Öyle oldu böyle oldu… Sonuç alınamadı, olmadı. O zaman yapılacak iş ne, hatadan dönmek. Devlette onu yapıyor.
Ak Partiye, hükümete, “Uyuyormuydun? Niçin bu kadar silaha, bu örgütlenmlere göz yumdun? Hatalısın! Diyenler haklıdırlar. Bir iş yapılmış başarılamamış. Şimdi hatadan dönülmüş. Niyet iyi oldukça, ihanet olmadıkça fertlerinde, devletlerinde hata yapmaları her zaman mümkündür. Hükümete bu hataları nasıl yaptın diyenlere bakın onlarında onlarca hatası vardır. Tabi onların hatası Hükümetin (Erdoğanın) hatasını örtemez. Kimden başlayalım. Mesela CHP…Ülkeyi kurtaran devleti ve CHP yi Kuran Mustafa Kemalin siyasi mücadelesine bir bakalım. 1921’lere kadar M.Kemal Hilafet ve Padişah yanlısıdır. Devleti kurduktan sonra en yakın silah arkadaşları olan İsmet Paşa, Kazım Karabekir, Rauf Orbay ile araları açılmış bunların birçoğu siyaset hayatından silinirken KAZIM Karabekir idamdan kendisini zor kurtarmıştır. Efsane komutan Kazım Karabekir , M. Kemal Erzuruma geldiğinde onun hakkında tutuklama kararı elinde idi. Üstelik de çok güçlü durumda idi. O bu kararı uygulasa M.kemal hapse girecek, Karabekir belki de Türkiye’nin M.Kemali olacaktı. Böyle olmadı. Ve bildiğimiz gibi kazım Karabekir çok sefil bir hayat sürdü. Dışlandı, evi gözetime alındı, eserleri tahrip edildi. Atatürk'ün İsmet Paşa ile de arası açık gitti. Kurulan T.C Devletinin yaşadığı serüveni, ekonomik durumları,i tek parti baskısını hepimiz biliyoruz. Şimdi Şöyle mi demek lazım:” M.Kemal ileri görüşlü biri değil” Dün arkadaşım dediği kişiler bu gün ona ihanet etti…” Halbuki işin doğrusu bu değil M.kemalin başarılarına bakacağız, eksiklerini göreceğiz ikisini tartıp hangisi fazla ise ona göre karar vereceğiz. Çünkü iş yapan insan hata da yapar. İş yapmayan kişi hatada yapmaz. Ne demiş Atalar,” korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan” MHP ye bakalım. 12 Eylülden önce CHP ile sağ sol mücadelesine girip 500 gencin ölümüne sebep olan ortamın failleri de biride MHP ve rahmetli Türkeş olark gösterilir. 12 Eylülden sonra Türkeş ne yaptı bir Kongrede Nazım Hikmetten bir şiir okuyup geçmiş düşmanlığı azalttı. Şimdi sadece 12 Eylül öncesindek o kavgalı dönemli değerlendireceğiz MHP yi ve Türkeşi. Devlet bahçeli, 99 seçimlerine giderken iki büyük argümanı öne çıkarmıştı ve böylece büyük bir oy patlaması yapmıştı: “Başörtüsünü Ürkekler çözemedi erkekler çözer ile APO yu biz asarız …”Bunları yaptı mı hayır. Bunlar olmadığı gibi 28 Şubat devri onun zamanından başladı. Ülke hem ekonomik hem siyasi yönden perişan oldu. Şimdi sadece bu olumsuzluklarla mı değerlendireceğiz Bahçeliyi. Hayır! O en kritik anlarda milleti ve devleti partisine tercih etti. Bu olumlu davranışları akıldan çıkarmayacağız. Hizmet hareketine gelince onlarca yanlışını artarda sayabiliriz Fethullah Gülenin: İsrailli çocuklara acırken Filistinli çocukları görmezden gelmesi, Dünyaya merhamet gösterirken(diyalog yolu ile) Türkiye’de kendi dışındaki cemaat ve gruplardan bu şefkati esirgemesi, ABD ye gidip yerleşmesi, herkesi cennete göndermek için yola çıkmış bir hareketin, Erdoğan ve çevresi için yaptıkları beddualar ve çalışmalar… Hocanın bu hataları onun daha önce yaptığı eğitim ve irşad faaliyetlerini örtmemeli.

Bu gibi değerlendirmeler her grup parti devlet ve kişi için geçerlidir. Hz Ali Efendimizin zamanına bakın, hiç dış fetih yoktur. Allah’ın Arslan’ın dönemi maalesef iç karışıklıklarla geçmiştir. Hz osman döneminde de iç karışıklıklar başlamadı mı? Said Nursi, Mehmet Akif, İttihatçılar….Sultan Abdülhamit’le ilgili değerlendirmelerde yanılmadılar mı? Demek ki neymiş? İnsan hatadan beri değildir. İş yapan hata da yapar. Tabi herkes yaptığı siyasi, dini, ekonomik, sosyolojik hatalarının bedelini maddi, manevi, siyasi ve ekonomik olarak öder. Bu da hayatın bir gerçeği.
 
Bu yazı toplam 119 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.