1. YAZARLAR

  2. Hüseyin ERYILMAZ

  3. Işıd (Daeş) Gerçeği
Hüseyin ERYILMAZ

Hüseyin ERYILMAZ

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Işıd (Daeş) Gerçeği

A+A-

ALLAHIN İNDİDİGİ İLE HÜKMETMİYENLER

Hiç şüphesiz günümüz müslümanlarını yakından ilgilendiren konuların başında IŞID fitnesi gelmektedir. Sadece kendilerini müslüman kendilerinin dışındakileri de mürted olarak gören ve kolayca öldürülebileceğini savunan belirli bir çete insanlarımızın cahilliğinden faydalanarak meydanda at oynatmakta sahip olduğu cahiller ordusuna yeni insanlar eklemektedir. Bu grup ayet ve hadislerden sadece kendi işine gelenleri alarak kendine göre yepyeni tekfirci, bağnaz, sapık bir ideoloji üretmektedir. İşte bu ideolojinin adı DAEŞ dir. Her ne kadar isimlerinde İslam Devleti ibaresi geçse de yaptıkları zulüm ve barbarlığın islamla uzaktan yakından alakası yoktur.

Yazımın tamamında sizlere bu fitnenin İslam dini, fıkhı ve geleneği açısından niçin yanlış olduğunu belirli başlıklar altında örnekler vererek açıklamaya çalışacağım.

Yazımızın ilk bölümünde Işıdın tarihsel kökenleri nereye dayanır bunu açıklamaya çalışalım. Işıd her ne kadar kendinin ehli sünnet inancına dayandığına iddia etse de gerçekte kendisi ehli sünnet inancının dışındadır ve mezhepleri reddetmektedir. İşte bu yüzden Işıd günümüz müslümanlarının çoğu tarafından kabul edilen dört hak mezhebin dışındadır. Peki tarihsel açıdan Işıd nereye dayanır. Tarihsel kökenleri açısından incelersek eğer Işıd 4 mezhebin dışında kalan Vahhabiliğe ve Selefiliğe dayanmaktadır. Her ikisininde dayandıgı yer İbni Teymiyedir. İbni Teymiye ise daha önceleri hambeli mezhebinde iken, ondan ayrılıp kendi inancı dogrultusunda hareket eden Mezhebsizlik üzere kurulmuş bir akımdır. Türkçeye çevrilen tüm kitapları sadece üç ayak üzerinde oturtur, iman, küfür ve şia düşmanlığı. Her ne kadar Işıdı Vahhabiliğe ve Selefiliğe dayandırabiliyor olsak da Işıd bunlardan daha aşırıya gitmiş tekfirci bir İslam anlayışına oturmuştur.

Selefi inanışın genel özellikleri nelerdir ?

Selefi inanışın iman anlayışına göre, Allah vardır, kürsüsü vardır, arşı vardır, elleri de vardı, o bizim ellerimize benzemez. Küfür deyince, tasavvuf küfürdür, tarikat küfürdür, türbe küfürdür, mezar, kelam, akıl, mantık hepsi küfürdür.

İbni teymiye, 14. asır ile 18. asır arasında yasadıgı dönemde birçok dini konulara girerek ehli sünnetin ihtilafa düşmesine sebep olmustur. İbni Teymiyye’nin çok sayıda talebesinden İbnü’l-Kayyım dışında hiç biri hocası kadar aşırı gitmemiş ve Ehl-i sünnet dairesinden çıkmamıştır.

İbni teymiye daha ileri giderek,peygamberimizin kabrini bile ziyaret etmek masıyettir, şirktir, demiştir. Bundan dolayı ibni teymiye defalarca bu vermiş oldugu fetvalar yüzünden bir kaç defa hapse girip çıkmış kendisinin vaaz etmesi ve fetva vermesi yasaklanmış, daha sonra peygamber efendimizin kabrini ziyaret etmenin şirk ve günah oldugunu söyleyince Sultan Muhammed İbni Kalavun’un emir ile ibni teymiye ile beraber dört mezheb alimlerini davet edip onlardan bu fetvanın dogru olup olmadıgını sorar ve dört mezhep alimlerinin ittifakla fetvanın yanlış oldugunu söylemesi üzerine, Mısır kalesindeki bir odaya bir daha çıkmamak üzere hapsedilir ve orada ölür 728 (1328).

Bugün hem Işıdın,[arabistan] hemde senelerdir iranın türkiyede kendi ideolojilerini ihraç etmek için haftalık sohbet adı altında evlerde devam ede gelen toplantılarının kaynagı yine ibni teymiyedir. İbni teymiyenin üçyüze yakın kitabı vardır.

Günümüzde Işıda tabi olanların sahip oldukları bazı inanclardan bazılarını sıralayalım:

Onlara göre Allah indinde şefaat diye bir sey yoktur; Allahın hükmünün olmadıgı bütün devletler kafirdir. Onlara göre peygamberizin anne ve babası da kafir olarak öldüler onun için kendi ana ve babanızın kafir olması normaldır. Kabir ziyareti şirktir. Kabirlere türbe yapmak veya mescit yapmak şirktir. Cehennem ebedi degildir, kafirler bile cehennemde ebedi kalmayacaktır. Peygamber veya velilerden birisini araya koyarak (vesile yaparak)‘ya rabbi peygamberin hürmetine bizim günahlarımızı bagışla demek şirktir. Oy kullanmak şirktir; mezhebleri kabul etmezler. Namazların sünnetlerini camide kılmazlar; Allah Allah diye zikir çekmenin ve tesbih çekmenin bidat olduğunu ileri sürerek karşı çıkarlar. Günümüzde hac ziyaretine gidenler bu gibilerin Kabe-i Muazzamada namazın sünnetini kılmadıklarını ve tesbihi çekmeden çıkıp gittiklerini görmektedirler. Şu anda müslümanlara tagut demektedirler. Daha bunun gibi bir çok konulara hüküm vermişlerdir.

Yukardaki bu saydıklarımızı bölümler halinde yazılmıştır ileriki sayfalarda okuyabilirsiniz.

Benim görev yaptıgım yerlerde(inançlarla ilgili) gördügüm bazı şeyler şunlardır. Bunlardan birincisi: Allahın hükmünün olmadıgı ülkeler onlara (IŞIDcılara) göre kafirdir. Şimdi düşünün ki, halkın yüzde 90’ı müslüman ama hükümetleri ya krallıkdır ya emirlikdir ya da cumhuriyettir Türkiye gibi. Biraz daha açalım, sen ben hepimiz onların gözünde kafiriz. Böyle olunca memurların aldıgi maaş haram, onun için imama tabi olup, arkasında namaz kılmak haram. Bütün erkekler güya kafir oldugu için hanımları boştur. Hatta ‘Allah korusun’ savaş olsa onlar da galip gelse erkegini öldürmek hanımını ve çocuklarını da köle ve cariye olarak alınıp satılması mallarını da ganimet olarak alınması onlar için helal olmaktadır. Kafir oldugumuz için de babasının dedesinin cenaze namazlarını bile kılmamaktadırlar. Bu gün [senin kocan kafir oldugu için kocan sana haramdır] diyerek nice kadınları kandırarak aile yuvasının yıkıldıgını görüyor, müşahede ediyor, okuyoruz.

Gelelim vahhabilere; İbni Teymiyeden sonra 18. asırda muhammet bin vahhab isminde birisi çıkar ki o da ibni teymiyeden etkilenmiştir. Ingilizler, İslamiyet’i içerden yıkmak için, İngiltere’de kurulmuş olan (Sömürgeler Bakanlığı), Necd şeyhi olan (Muhammed bin Süud)a çok para vererek ve siyasi, askeri yardımlar vaat ederek, Muhammet ibni Vahhabiyi desdekleyerek bugünkü Suudi Arabistanı kurdurmuşlardır. Yeri gelmişken şunuda belirtmek isterim ki inanın ingiliz ajanları ,islam ülkelerini bölmek ve parçalamak için islamın bütün mezhebleri dahil çok ince detayına varıncaya kadar,bugünkü nice alimlere taş çıkartırcasına çok iyi bilmekte ve uygulamaktadırlar. Halen Suudi Arabistanin mezhebi Vahhabiliktir ve şu anda Suudi Arabistanın kanunlarında İbni Teymiyenin fetvalari geçerlidir.

Bugünkü IŞIDa tabi olanların inanışlarını teker teker ele alalım;

Müslüman müslümana kafir derse hükmü nedir?

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir adam din kardeşine, ey kâfir derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer böyle denilen kişi söylenildiği gibi ise söz doğrudur; yerini bulmuş olur. Aksi takdirde bu söz söyleyene geri döner. “yani kendisi kafir olur.(Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 16).

Bir de bugün islam coğrafyası altındaki müslümanları cihat adı altında yerinden yurdundan ettikleri gibi bir de öldürmektedirler.

Cenab-u Hak bu konuda "Kim bir mümini kasden öldürürse, cezası içinde ebedî kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazabetmiş ve lânet etmiştir. Ve ona büyük bir azap hazırlamıştır."(Nisâ, 4/93) buyuruyor. (Devam Edecek)

Bu yazı toplam 748 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.