1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. IŞİD' i Gören Geliyor
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

IŞİD' i Gören Geliyor

A+A-
Dünyayı elinde bulunduran sistem, timsaha benziyor. Nasıl timsah yavrusunu yiyeceği zaman onu herhangi bir avı gibi görmeye başlıyorsa, Batılı Emperyaller de herhangi bir ülkeyi, herhangi bir bölgeyi işgal edeceklerinde o topraklarda yaşayan devleti, (devletin başındakileri) o bölgede yaşayan insanları bir av gibi görmeye başlıyorlar. Ardından dünya kamuoyunu, yapacakları işgale hazırlamak için, birer propaganda makinası olan, uluslararası basın kuruluşlarını devreye sokup başlıyorlar aleyhte propagandaya. Görsel ve yazılı basın aracılığı ile bu işi öyle güzel yaparlar ki bırakın dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir vatandaşı, işgal edilecek ülkede yaşayan insanlar bile bu senaryoyu gerçek sanmaya başlarlar. Televizyonlarda gösterilen görüntüler, gazetelere yansıyan fotoğraflar, yazılan köşe yazıları, yapılan röportajlar… Dünya kamuoyunu öyle etkiler ki dışlanan ve şeytanlaştırılan devlet/ ülke, uluslararası arenada yapayalnız kalır. Tanınmış sanatçılar, önemli yazarlar, meşhur aktivistlerde bu koroya katılınca senaryonun işgal bölümü hayata geçirilir, ülke işgal edilir, ülkenin yönetimi devrilir, idarecileri ya öldürülür, ya hapse atılır, ya da sürgün edilir.

Bu hale en iyi misal IRAK ve Saddam’dır. Irak’ın işgalinden önceki haberleri, görüntüleri hatırlayın. Başlılar nasıldı, Saddam’ın Füzeleri, Saddam’ın Kimyasal Silahları, Saddam’ın zulümleri, petrole bulanmış kuş görüntüleri, acayip acayip tanklar, toplar, silahlar. Herhangi bir topu, herhangi bir tankı haberlerde gösterip nerede ne zaman çekildiği belli olmayan görüntüler eşliğinde , “İşte Saddamın cehennem topları, işte Saddam’ın 2500 km menzilli cehennem kimyasal başlıklı füzeleri, ejderhaya benzeyen tankları…” Bu yalan görüntüleri seyreden, bu sahte ve tamamen kurgu olan haberleri izleyen herkes, beyninde, ruhunda Irakın mutlaka işgal edilmesi gereken bir ülke , Saddam’ın da derhal yok edilmesi gereken bir” katil” olduğuna inanmamış mıydı? Saddamı İran üzerine Kuveyt üzerine saldırtan başta ABD olmak üzere batılı katiller, batılı zalimler şimdi besledikleri bu katili yok etmek için yepyeni bir senaryo yazmışlardı. Maalesef yazdıkları senaryoya tüm dünya inanmış ardından Irak işgal edilerek, ülke parçalanmış Saddam öldürülmüştü. “Saddam gidecek dertler bitecek” “Saddam gidecek zulüm bitecek, özgürlük, demokrasi gelecek…” diye şarkılar söyleyen Irak halkının bu sevinci uzun sürmedi. Saddam gitti lakin Irak’a ne demokrasi geldi ne de barış. ABD başta olmak üzere Batılı Katiller Irak’a demokrasi yerine kan, barış yerine 2 milyona yakın insanın canına mal olan bir iç savaş getirdiler. Bu yeni durum öyle bir çıkmaz ki 93 ten beri devam eden iç savaş bitmedi biteceğe de benzemiyor.

Batılı zalimler defalarca uyguladıkları bu senaryoyu en son Suriye için vizyona soktular. Tıpkı Irak gibi Suriyeyi parçalayıp ülkeye “demokrasi” getireceklerdi. ABD yi bu işten vazgeçirmek için çok uğraşan Türkiye bunu başaramayınca Esedi reformlar için iknaya çalıştı. AKİN ne ABD Esedden vazgeçti ne de ESED reformlara yaklaştı. Irakta ABD’nin yanında yer almadığı için Türkiye’nin büyük zarara uğradığına inanan yöneticilerimiz, Suriye konusunda aynı yanlışa düşmemek için ABD ve batılılarla birlikte hareket etmeyi planladılar. Yalnız hesap yine yanlış çıktı ve Tunus’ta, Mısırda devrilen liderlerin yerine dindar insanların seçimle başa geçmesi Batılıların işine gelmiyordu. Bu nedenle Suriye’de de aynı sonucun çıkması ihtimali büyüktü. Bu nedenle ABD yi yazdığı senaryodan vazgeçti. Türkiye yine sözde dostları tarafından yalnız bırakıldı. Batı ve ABD yıllardır en büyük düşman olarak gördükleri, kendilerine “şeytan” diyen İranla da anlaşarak ESED i devirmekten vazgeçtiler. Sünni İslam dünyasının aleyhine dönen zalimler, bölgede bulunan değişik örgütler aracılığı ile mezhep ve etnik savaşları körükleyip köpürttüler.

İşte tam bu sırada IŞİD ortaya çıktı. “Dünyanın en kötü, en zalim, en çirkin, en katil, en güçlü, en , en… “ne kadar kötülük varsa bu örgüte yüklediler. Sonrada ABD öncülüğünde büyük bir koalsiyon oluşturup bölgeyi ve dünyayı “bu katil bu zalim” örgütten kurtarmak için harekete geçtiler. IŞİD i gören bölgeye koştu. Kendi çıkarını korumak için bölgeye gelen her ülke (ABD den Rusyaya kadar) herkes güya IŞİD le mücadele için geliyor. Lakin gelen her ülke IŞİD den çok kendisinin aleyhinde olan grupları vuruyor. Bu arada Suriye de yavaş yavaş parçalanıyor. Türkiye’nin Güneyinde Komünist, Marksist bit PYD devletçiği kuruluyor, Türkiye büyük bir terör sarmalına alınıyor. İran, tıpkı Irak da olduğu gibi, Suriye’de de bir fiil sahaya inerek büyük kazançlar elde ediyor…
Bu durum karşısında Rahmeti NASRETTİN HOCAMIZ yaşasaydı herhalde şöyle derdi: IŞİDİ gören geliyor, söndürün şu IŞİD’ i… ( Hocanın “kapatın ışığı” hikâyesini hatırlamayanlar Google dedeye başvursunlar)


 
Bu yazı toplam 93 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.