1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İslam Birliği Sağlanır Mı? Yoksa Hayal Mi?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam Birliği Sağlanır Mı? Yoksa Hayal Mi?

A+A-
Bu yaz asla unutulmayacak. Mübarek Ramazan bayramı sonrasında vatanı için canını hiçe sayacak kadar samimi milletimizin yaşadığı darbe girişimi sonrasında bilinçlendiğini büyük bir mutlulukla görüyorum.
Ey ülkem! Sen ne güzelmişsin yahu!
Bünyende yaşayan kalbi iman dolu büyük bir halk ordusunu barındırıyor olman seni diğerlerinden farklı kılan en önemli etken olarak kalacak.
Son günlerde yaşanan asayiş olaylarında ki iğrenç gelişmeler ve milletimizin maddi anlamda güçlenmesi sonucunda kendi nefsinden başka bir şey düşünemeyen bencil yapılı görüntüsü karşısında açıkçası her an karamsarlığa kapılan bir kişiydim. Tabi bu gerçekler yok değil. En kısa zamanda asayiş temizliği de elbette sağlanacaktır. Ama vatanı uğruna canını düşmana siper edebilecek kadar hakiki iman sahibi, gençlerimizin, amcalarımızın, dedelerimizin, bacılarımızın, çocuklarımızın varlığı karşısında milletçe özlem duyduğumuz iman timsali vatansever kardeşlerimizi hasretle kucakladık.
Demek ki bu vatanı sonuna kadar hak ediyoruz. Yağmur gibi akmakta olan mermi seli karşısında iman zırhının kalplere ve gönüllere yerleşmiş olması geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza ve gençlerimize büyük bir miras olarak kalacaktır.

Gerçeklere geniş bir perspektiften bakmakta yarar var. Dünyada barış, güvenlik ve istikrar sağlama iddiasında en önde gelen oluşumlardan biri malumunuz Birleşmiş Milletler dedikleri gerçekte ABD’ye hizmet etme dışında dünyaya katkısı olmayan ama varmış gibi gösterilen uyduruk yapıdır. Tarihteki örneklere bakıldığında da Pax Romana veya Pax Ottomana süreçlerindeki gibi güçlünün caydırıcılığıyla istikrar sağlandığı dönemler hariç devletlerin barış ve istikrar sağlama çabaları arasında çok başarısızlar arasında nispeten daha az başarısız sayılabilecek bir yapı olarak kendini gösterebilmiş. Ama BM bugüne değin bir elin parmakları kadar “büyük güç”ten oluşan Güvenlik Konseyi nedeniyle dönem dönem çok başarısız performanslar da sergilemiştir. Bünyesinde barındırdığı daimi üye dedikleri dünyanın kaymağını yemekle maruf iki elin parmağını geçmeyecek sayıda ki ülkelerin maslahatlarını ön planda tutan ve hepsi de gayrimüslim olan yapılanmaya mecbur bırakılmışız. Geriye kalan yüzlerce devlet bu durum karşısında sesini bile çıkarmak şöyle dursun. Mevcut yapıyı kabullenmekle aslında dünyada yaşanan felaketlerin kapısını işin başından aralamıştır.

Hatırlarsınız, ben o zaman oldukça genç yaşlarda bir kardeşinizdim. Avrupa’nın göbeğinde Boşnaklara yapılanlara müdahale karşısında dönen tüm katliamlar karşısında beklediğimiz bir yiğit ses ortaya çıkmıyordu. Müslüman katliamı gırla gidiyor ama bir tane sağduyulu ses bu gelişmelere son noktayı koyacak bir tavır sergileyemiyordu. Buradan da anladık ki diplomatik girişimler ayağıyla Müslüman katliamlarının önü açılarak aslında İslam ümmeti üzerinde iğrenç bir soykırım planı uygulanmaktaydı. Ülke ülke yaşanan tüm olaylar bir araya getirildiğinde bu gerçek daha net ortaya çıkıyordu. Diplomasi ayağıyla uyutulan ümmet bugünde aslında aynı cenderenin içerisinde boğuşmaya devam ediliyor. Dünya üzerinde ki tüm Müslüman halkları esaret altına alma gibi hedefleri olan gayrimüslim çabalanmada dikkat çeken bir diğer unsurda Hristiyanların kirli planlarını uygularken onlarla birlikte Yahudilerinde ortak hareket etmesiydi. İşte burada da şu gerçek ortaya çıkıyordu. Dünyada varlık sürdüren tüm insanlar arasında İslam ümmeti dışında varlık sürdüren tüm din mensuplarının ortak bir düşmanı vardı. O da hak dini temsil eden İslam ümmeti idi. Dönem dönem de kendi içindeki uzlaşmazlıklar sebebiyle iş yapamaz noktaya gelen Birleşmiş Milletler safsatalığı tarihin her döneminde İslam ümmetinin varlığına kasteden yapısıyla gerçek yüzünü ortaya koymuştur. Irak Savaşındaki ya da soğuk savaş dönemindeki ABD-Sovyet karşılıklı anlaşmalı vetoları unutmadık. Haa! bu oluşumun hiç mi faydası olmadı? Arada ağza bir parmak bal uygulamalarıyla gazımızı aldılar. Pek çok uluslararası anlaşmazlıkta aktif rol oynadı, göstermelikte olsa barış güçleri görevlendirdi. Ama toplama bakmak zorundayız. Arada ki parantez içi uygulamalar sadece bu ümmeti oyalamaya matuf. Koskoca evrende ki küçücük bir gezegende yaşanan tüm iğrenç gelişmeler aleni çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Tüm bunları tespit etmemiz bize bir şey kazandırmıyor. Bizler artık tespit noktasını aşmalı ve gerçeklerle yüz yüze gelmeliyiz. Bunu da başarmak öyle ağızdan çıktığı kadar kolay değil elbette. Bu noktadan sonra halen bir takım bölgesel gelişmelere odaklı yapımızın devam edegelmesi ve ümmet olarak her kafadan bir ses çıkması, İslam ülke idarecilerini emperyalist devlet liderlerini iki dudağı arasında oyuncak olması. Sesini yükseltenlerin çirkin oyunlarla susturulması, örneğin Mısır’ın legal Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye karşı oynanan iğrenç oyunlarla illegal cumhurbaşkanı Sisi gibi zalimlere meydan bırakılması ümmeti kasmakta ve İslam Birliği bir türlü teşekkül edememektedir.
Bu ahval içerisinde iken yaşanan son darbe girişimiyle ortaya çıkan gerçeğe bakıldığında; Amerika kalleş, İsrail ikiyüzlü, Almanya çıkarcı, Avusturya açık ve net düşman, Fransa iyi gün dostu, Mısır düşman, BAE ikiyüzlünün daniskası…. Ve daha niceleri…

İşte en büyük sorun budur ey din kardeşlerim…
Kendi aramızda sağlayamadığımız sulhu, gayrimüslimlerle ya da uşaklarıyla sağlamamız imkânsızdır.
O halde bu gerçeği görüp bunda tek emniyet supabı olarak ortaya çıkan reisimiz Recep Tayyip Erdoğan’a güvenmek ve desteklemek boynumuzun borcudur.
Bu yazı toplam 179 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.