1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İslam Dünyası Uyanmazsa Tehlike Ensemizdedir
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam Dünyası Uyanmazsa Tehlike Ensemizdedir

A+A-
Müslüman ümmetin haliyle dert yanıyoruz. Kimimiz masamızın başından kimimiz sosyal bir ortamdan sıkıntımızı paylaşıyoruz. Ama bundan öte gücümüzün yetmemesinden olsa gerek fazla tepki veremiyoruz. Şimdi gelin birlikte bir irdeleyelim. Klavyede iki tuş şaklatmaktan öte gitmeyen tepkimizin nedeni nedir? Bunu birlikte açalım. İslam ülkelerinde yaşanana sonu gelmez zulümlerin durması için bizim bu şekilde kıytırık ve basit yöntemlerle işin içinden sıyrılmamız mümkün görünmüyor. Verilen aşırı tepki sosyal bağrışlarımızın öylece kaldığını anlatmaktan öte bir işe yaramıyor. İslam dünyası işin özüne dönecek olursak daha işin başından beridir birbiriyle zaten sorun yaşıyor. Herkes kendisinin haklı olduğunu söyleyip diğer tavır aldığı İslami gruba karşı gösterdiği tüm tepkiyi sorunun çözümünde son nokta görüyor. Müslümanlar olarak şu anda bunun ötesinde yapabildiğimiz bir yeteneğimiz yok. Bazı İslam ülkelerinde ki aşırı İslami hâkimiyet nedeniyle olanlar karşısında tepkisini net olarak verebilmekte olan kardeşlerimizi olsa da sayıları sınırlı olduğundan yaptıkları sınırlı olarak kalıyor. Yazıktır, günahtır.
İslam dünyası maalesef bölük pörçüktür. Tepkisi civar televizyonlardan küçük bir tepki alabilir. Ama dünya medyasının ya da dünyanın gözü önüne taşıyacak olan medya kanalları gayrimüslimlere hitap ettiğinden bizim medya alanında ki boşluğumuz öylece kalıyor. İslam düşmanlarının kuru laf kalabalığıyla İslam ülkelerinin sorunları karşısında sessiz sedasız kalmaları kendi işlerine yarıyor. Kısacası kendimiz düşüyor, kendimiz ağlıyoruz.
Buradan da net olarak şu görüntü ortaya çıkıyor. Müslümanlar birlik olmadığı sürece ve batının kirli oyunlarına alet olmadığı takdirde dimdik yoluna gidebilecektir. Aksi takdirde birilerinin yardımı ya da emperyalist zihniyet mahsulü ülkelerin yalandan timsah gözyaşlarına bakarak vah tuh etmekle bir adım ilerlememiz mümkün görünmüyor.
İslam dünyasında vuku bulan olaylar bizler için bir anlam ifade ediyor mu?
Malumunuz tüm İslam dünyasının ateş içinde olduğu günümüzde İslam dünyası üzerinden prim elde etmeye çalışan bedbahtların asıl amacı nedir? Acaba diğer İslam coğrafyaları gibi Türkiye de mi savaşa sürükleniyor? Farkında olmadan büyük bir ateş çemberinin içine doğru sürükleniyor olmamız ihtimal dâhilinde midir? İşte kafaları karıştıran bu sorular için tepemizde oturanların olaylara yaklaşım açısını çok iyi taramamız gerekir. Gelişmeleri sadece güncel birer havadis gibi algılamaktan öte bir anlam ifade etmeyen yaklaşımların İslam dünyasını nasıl içinden çıkılmaz bir cenderenin içerisine soktuğunu bilmemizde yarar var.
Kalemi keskin şairlerimizden Sezai Karakoç’un Dirilişi ve Necip Fazıl Kısakürek’in meşhur Büyük Doğu isimli eserinde değinilen noktalar günümüz Müslümanlarının Per perişan hallerini açıklamada bize çok büyük ipuçları vermektedir.
Üzülerek ifade etmemiz gerekirse maalesef bazı gerçekler halen tam anlaşılmış gibi bir intiba verilmiyor. Yani bizler onların ve daha nicelerinin aydınlattığı yolda dümdüz hedefimize ilerledik mi? Eğer hedefimizde sabit olabilseydik, amacımız ve gayemiz hak yolun da olsaydı bugünkü cendere içinde olmazdık ve günden güne şiddetini had safhaya çıkaran terör bu cesareti alacak bir güç bulamazdı.
Maalesef bizim sıkıntımız aramızda ağzı laf yapmaktan öte bir adım yol alamamış klavye mücahitlerinin üç beş tespiti sadece işin kolayı bakımından sanal âlemde paylaşmasından öte bir yolla halka sunmadık mı?
Ne olduysa bu yüzden oldu bu yaşananlar. Gerçek âlimleri tüketiyoruz. Kalanlarda fikir beyan ettiği zaman ağzını kapatıyoruz. Çok az kaldıkları için konuşanların ağzını da “susss” diyerek biz tıkıyoruz. Bundan ortaya çıkan sonuçla da her facebook sayfası olanı kendi aramızda mücahit ilan ediyoruz. Adamın facebook sayfası var. Kıyasıya mücadele şiirleriyle her gün yüzlerce paylaşımda bulunuyor ya! Tamam, peşine düşülecek kişi o ilan ediyoruz. Biz geçmişte ki şairlerimizin ve âlimlerimizin sözlerini hiç dinlemedik. Onların ötelerden haber veren bestesini hiç umursamadık. Çünkü hepimiz âlimdik. Hepimiz bilgiliydik. Hepimiz açtığı facebook sayfalarından dünyaya meydan okuyorduk. Binlerce takipçimiz vardı. Paylaşımlarımız sınırsız paylaşılıyordu. Beğenenlerin sayısı binlerle ifade ediliyordu. Tıklanmada zirve noktasındaydık.
Şimdi ne olacak peki? Yine böyle miskin miskin devam mı edeceğiz Âlem-i İslam’ın umarsız duruşuna? Eğer edeceksek ki öyle görünüyor. Yakın tarihte evet yanlış okumadınız çok yakın bir tarihte devasa felaketler İslam âlemine ev sahipliği yapacak demektir.
Yaşanmakta olan olayların geri planında ne filmler dönüyor hiç düşündünüz mü?
Hiç şüphesiz Amerika, İngiltere, Almanya, Rusya ve İsrail. Kendi yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen ülkeler değiller mi? İşin gerçeği benim kişisel bakış açıma göre İslam dünyasının bu gaflet uykusundan uyanmayıp ta kukla liderler kanalıyla idare edilmesinden yaratılan boşlukla yönetilen ülkeler sayesinde yahudilik ve misyonerlik faaliyetleri tıkır tıkır işlemiyor mu? İşlerini en ince ayrıntısına kadar planlamıyorlar mı?
Ülkemiz içinde aynısı geçerlidir. Suruç, Nusaybin, Şırnak, Ceylanpınar vb. olaylardaki terörün sebeplerini iyi tespit etmek gerekir. Bütün meselelerimizin ana faili biziz aslında ve kendi problemimizi kendi inancımızla çözme gücüne ve salahiyyetine sahibiz. O halde, bütün yaşananları dünya çapında ele alırsak görünen o ki artık çözüm, çözüm süreci ile değil, İslam dünyasının bir an önce uyanışa geçip Garp âleminin NATO’su gibi bir askeri güç, Avrupa Birliği gibi bir siyasi birlik teşekkül ettirilmesidir.
Rabbimiz hakkımızda hayırlısını nasip eylesin.
 
Bu yazı toplam 71 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.