1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İslam Dünyasına Bir Baş Gerek
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam Dünyasına Bir Baş Gerek

A+A-
Ortadoğu’nun içinde bulunduğu hale bir bakın.
Mısır’da devlet terör estiriyor. Devletin askeri ve polisi kendi masum halkına kan kusturuyor. Küçücük çocuklar ne olduğunu dahi anlamıyorlar.
Demokrasi denen gerçeğin böylesi ülkelerde tatbikinin ne kadar zor olduğunu anlamak ve bilmek lazım. Asıl önemli olan, Mısır’da yaşanan askeri darbenin kökenine iyi vakıf olmak lazım. Ortadoğu’da İslam dünyasının arasına girmiş metastaz bir ur var. O ur sebebiyle zaten alabora olan İslam aleminin demokratik açılımı sonucunda hakkı temsil edeceklerin iktidarı ele geçireceğinden de şüphe yok. Nitekim suçsuz ve günahsız (!) yattığı hapishaneden tahliye edilen Hüsnü Mübarek döneminde yaşanan karanlık dönemin ardından ele geçirilen demokrasi fırsatıyla tercihi direk İhvan-ı Müslimin’den yana koyan Mısır halkının yaşadığı mutluluk çok sürmedi. Az önce bahsetmiş olduğum ümmetin arasına giren İsrail isimli urun sebep olduğu sinsi müdahaleler sebebiyle işte gördüğünüz gibi masum insanlar, kadınlar, erkekler, çocuklar can veriyorlar. İsrail açısından bakıldığında akan Müslüman kanının hiçbir değeri ve önemi yoktur. Onlar için dünyada Yahudi ırkı dışındakilerin yaşam hakları dahi yoktur.
Çok abarttığımı mı düşünüyorsunuz?
O zaman internete girerek araştırabilirsiniz.
İslam dünyasının demokrasi ile buluşması gayri Müslim güçler tarafından kabullenemez bir gerçektir. Çünkü demokrasinin yerleştiği sistemlerde insanların kendi özgür düşüncelerini rahatça ortaya koyabilme avantajları vardır. Hür iradesine kavuşan insanların geleceğe bakış açısında müspet gelişmeler ortaya çıkar. Üretime ve yeniliğe yönelir. Bu durum karşısında batı dünyasına akan hortumların önü kesilmiş olur ki bu da batı aleminin kabullenemeyeceği bir adımdır. Buna gidecek tüm yolları setlerle kapadılar. İslam ümmetinin yöneticilerini çeşitli menfaatler karşılığında satın alarak kendilerine köle olacak ve milletine göz açtırmayacak kadar gaddarlaşmış askeri cuntaların ve satılmış sivil idarecilerin insafına bıraktılar.
Aslında bugün yaşanan gelişmelerin temelinde de bu yatıyor. Özgürleşen İslam toplumlarında yaşanacak reform niteliğinde ki gelişmelerden ürküyorlar. Çünkü kurdukları düzen sömürü üzerine inşa edilmiştir. Sömürdükleri toplumların ellerinden kayıp gitmesi kendilerinin refahına ve mutluluğuna giden yolları tıkayacaktır.
İşte bugünkü dünya düzeninde üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken ciddi tehditlerden söz edebilirim. Çok garibinize gidecek ama bu tehditlerin başında her zaman değinmiş olduğum Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Dünya Atom Örgütü, Kimyasal silahları engellemeye yönelik örgütler tamamen bu güçlere hizmet amacıyla tesis edilmiştir. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Hıristiyan ve Yahudi dünyasına yönelik tehditler söz konusu olduğunda ciddi yaptırımlara girerek tehdidi bertaraf edebilen bu oynak sistem, söz konusu İslam alemi olduğunda aynı kararlılıkla hareket etmekten imtina ediyor. Olabildiğince geciktirerek Müslüman katliamına göz yumuyorlar ki Müslüman nüfus azalsın. Nükleer tesisler İran’da ya da başka bir İslam ülkesinde olduğu zaman ciddi tehdit safsatasıyla o ülkeleri dışlayıp, soyutlama metodu takip eden bu sistem söz konusu tesisler İsrail’de olduğu zaman aynı tepkiyi veremiyor.
Gerçekler alenen ortaya çıkmaya başlamıştır. Başbakanımız da olan bitenin farkındadır. Bu sebeple son günlerde ağzından sıkça duyduğumuz İslam Birliği ve yeni tesis edilebilecek Birleşmiş Milletler’e dair söylemler geliştirmeye başladı. Sonuna kadar haklıdır.
Bölgede ve İslam ülkeleri arasında demokrasinin tam anlamıyla uygulanabildiği Türkiye için çirkin tezgahlar planladıklarından şüpheniz olmasın. Bundan sonraki süreçte ülkemizin başına da çorap örmeye yelteneceklerdir. Onlara bu fırsatı vermememiz lazım. Bunun içinde milletçe oynanan oyunun farkına varmalı ve dış güdümlü provokatif gelişmelere karşı tek vücut olmalıyız. Ufak bir kıvılcım çıkararak koskoca bir ülkeyi kaosa sürüklemekten geri durmayacak olan bu kesimlerin ekmeğine yağ sürmememiz ve içinde bulunduğumuz şu rahat ortamın farkına varmamız gerekiyor.
Unutmayalım. İslam ülkelerinin örnek aldığı nadide ülkelerin başında yer alıyoruz. Yüce dinimize mensup bir milletin evlatları olarak demokratik bir ortam tesis edebilmiş tek devletiz. Bu örneğin varlığı dahi dış güçlerin kirli planlar yapması için yeterli sebeptir. Bir takım beklenti ve şahsi hedefler için böylesi bir riski aktive etmekten çekinmeyecek iç muhalefetin de ayağını denk alması ve içinde bulunduğu rahatlığın farkındalığında olması gerekiyor.
Olası hatalara karşı yapıcı muhalefet yapabilmek bir erdemliliktir. Bizde ki muhalefet anlayışı ülkeye zarar veriyor. Ucunu fanatizme ve ideolojiye dayandıran söylemlerle yapılan muhalefet yıpratıyor. Sadece siyaset kurumunu değil, insanımızı da yıpratıyor. Kendisine gönül veren tabanını da yıpratıyor. Halkımız pozitif yaşamın ve ortamın farkındadır. Bu sebeple gönül verdiği partinin yıkıcı çıkışları karşısında ikileme düşüyor.
Bu ülke hepimizin. Bu İslam dünyası da hepimizin. İslam ümmetinin sahipsiz konumu batı dünyasına güç veriyor. Sömürecekleri İslam dünyasının ilerlemesine müsamaha göstermezler. Onlar için demokrasi ve refah kendileri içindir. Son günlerde ülkemizde gerçekleştirilecek büyük yatırımlardan da inanılmaz huzursuzluk duymaktadırlar. Lütfen uyanık olalım. Provokatör girişimlere taviz vermeyelim.

 
Bu yazı toplam 42 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.