1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İslam Dünyasının Analizi : Umut Yok
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam Dünyasının Analizi : Umut Yok

A+A-
İçinde bulunduğumuz asrın her anında İslam aleminde ki zulümler, feryatlar, kan ve gözyaşı dinmiyor. Her geçen gün bu amansız gidiş yeni çirkin yüzü ile ortaya çıkıyor. Yeter artık! desek takan yok. Bazı İslam ülkelerinde ölüm sanki kurtuluş olmuş. Ümmetin birlikteliğine dair ümitler sönmüş. Sanki dünya hayatı her an savaşlar, zulümler, bombalar ve liderlerin sultasında yaşanması gereken bir gerçeklik gibi algılanır olmuş. Bazı İslam beldelerinden yaşları 15’e hatta daha fazlasına ulaşmış gençlerimiz daha özgürce yaşamın tadını alamamışlar. Kimi beldelerimizde çocuklar dünyaya geldikten sonra kendisini emzirecek anasını kahpe bir kör kurşun ile kaybetmiş. Şehit babasını tanıyamamış. Baba ve ana gerçeğiyle tanışamamış. Birçok Avrupa ve Amerika kıtası ülke çocuklarının içinde bulunduğu hayatın tatlarından bihaber yaşı ergenlik çağına gelmeye ramak kala eline taş vermişler, silah vermişler. Elinde son model silah bulunan Yahudi askerlerini işgal ettikleri vatanlarından defolup gitmesi için taşlattırmışlar. Ertesi gün olmuş. Yine aynı! Ertesi gün, ertesi gün, ertesi gün hep aynı! Değişen bir şey olmamış. Hayat onlar için hep mücadeleden müteşekkil. Ailesiyle yemek yerken uzaktan kulağa gelen bomba sesleri onların kulaklarının aşina olduğu bir gürültü sadece…
Üzülerek ifade edeyim. İslam ülkelerinin bu dağınık hali tablonun değişeceğine dair hiç ümit vermiyor. Çünkü çözüm için güvendiklerimiz genelde bu işin içinde olan gayrimüslim devletler olunca ağza çalınan yarım parmak balla her gelişmeyi çözümünde önemli rol oynadıkları rolünü oynuyorlar. İşin başında birkaç sert tepki sonrasında unutmaya mahkum zihin yapımızın etkisiyle olanları kanıksıyoruz. Şimdi birkaç haftadır tamamen İsrail’in Gazze halkına, Hamas’ı bahane ederek yaptığı acımasız katliama odaklandık.
Peki! Suriye ne oldu?
Peki! Libya ne oldu?
Peki! Mısır ne oldu?
Peki! Arakan ne oldu?
Peki! Irak ne oldu?
Daha saymamı ister misiniz?
Bizi Gazze ile oyalarlarken öte yandan Suriye’de ölmeye devam eden Müslümanlar var. Bizi Gazze ile meşgul ederlerken Mısır’da yaşanan darbe mağdurlarının mağduriyeti devam ediyor. Libya’da tamamen güvensizlik ortamı hakim ve genelde iç çete çatışmaları gibi görüldüğünden buralarda ölenler haberlere konu bile olmuyorlar. Arakan’da Budist çetecilerin gayet olağan gördükleri Müslüman katliamları devam ediyor. Canlı canlı ateşe atılan Müslümanlar tarifsiz acılar içinde can vermeye devam ediyorlar. Müslüman öldürmek suç bile sayılmıyor.
Ey Allah’ın resulü! Senin emanetine sahip çıkamıyoruz. Gittiği ve fethettiği yerlere İslam’ın hoşgörüsüyle giden bu ümmete aynıyla mukabele edilmiyor. İnsan aklının almayacağı acımasız vahşi zulümler yapılıyor. Hem de bu zulüm kendi vatanlarında yapılıyor.
Bende suçluyum ey kutlu resul, hepimiz suçluyuz. Bunların hepsi sana layıkıyla ümmet olamadığımız için başımıza geliyor. İslam ülkelerinin tepesinde seni temsil eden liderler yok. Gayrimüslim devletlerin maşası olmuş satılık yöneticilerin insafına bırakılmış İslam ümmetleri kan revan içinde huzura kavuşacakları güne ulaşmanın hasretiyle bekliyorlar.
Değerli okurlarım, biliyorum hepimizin eli kolu bağlanmış. İslam ümmetinin diğer dış güçler gibi çok önceden planlanmış stratejik hazırlıkları da yok. Günübirlik bir yaşama mahkum edilmişiz. Ama en büyük korkum; şu an içinde bulunduğumuz huzurlu ortamı gelecekte evlatlarımız torunlarımız göremeyebilirler. Bunun sonu nereye gider şu an kestirmek güç olsa da göstergenin yönü olumsuzu gösteriyor.
Karamsarlığa kapılmanızı istemiyorum. Ama gerçekleri görmemiz lazım artık!
İslam alemi senelerdir bu şekilde uyutula uyutula bu hale geldi. Halen değişen bir şey yok. Ama uyanan İslam alemi de yok. Hala mededi Birleşmiş Milletler konseyinden bekleme gibi saf bir anlayışımız var. Bugüne kadar yaşanan hadiselerde bu kurumdan İslam dünyası lehine müspet bir netice çıktı mı?
O halde neden İslam dünyası olarak bu işlerin çözümünde Birleşmiş Milletler’in çatlak yapısının yardımını bekleriz ki?
Konuyla alakalı başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçeğe işaret eden çıkışları var. Ama maalesef bundan ötesi yok. Peki bundan ötesi ne olabilir? Türkiye olarak yaşanan zulümlere münferid müdahalede bulunmamız durumunda dünyanın iliğini sömüren G-7 ülkelerinin yoğun baskısı karşısında ya geri adım atmak zorunda ya da inatlaşmak zorunda kalacağız. Tek başımıza hareket etmemiz ülkemizin pek hayrına olmayacak. Ama İslam ülkelerine tahakküm eden kalleş liderlerin de sırtımızdan vuracağı kesinken ne yapabiliriz ki?
Yani öylesine kilitlemişler ki, kurtuluşa giden tüm yolların önünde set olmuşlar. İslam aleminin selameti onların kandan beslenen bünyelerinde maraz oluşturacak. İşte bütün mesele bu… Bizi kendi halimize bırakmayacaklar.
Mevcut yapıya ve satılık liderlere bakarak bir bütünleşme ümidimizde olmadığına göre size içim acıyarak ifade edeyim:
Kendimizi teslim ettiğimiz emperyalist güçlerin üzerimizde ki zulmü artarak devam edecek. Amerika, petrol için taktiğini sürdürerek Müslümanlar birbirini kırarken petrolü kendi lehine pompalayacak. İsrail Büyük İsrail hedefi için bölgesinde ki civar ülkeleri içten yıkmaya devam edecek. İngiltere, alışageldiği sömürgecilik mantığından asla geri adım atmayarak burnunu her yere sokmayı sürdürecek. Rusya, komünist sistem artığı ülkelerin yularını elinde tutmak için onları içten içe yakmaya devam edecek.
Ve günün birinde de kıyamet kopacak.
Hepsi bu…
 
Bu yazı toplam 62 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.