1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İslam Dünyasının İman İle İmtihanı
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam Dünyasının İman İle İmtihanı

A+A-
Şeb-i Arus gecesini idrak ettik. Şeb-i Arus lügat manası düğün gecesi demektir. Hz. Mevlana kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir.


Nitekim Mevlana Hazretleri bir gazelinde;
Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma... Benim için ağlama, yazık, vah vah deme; Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır, Cenazemi gördüğün zaman firak, ayrılık deme, Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır, Beni toprağa verdikleri zaman, elveda elveda demeye kalkışma, Mezar, cennet topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gurubdan hiç ziyan gelir mi? Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?
Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf`u ne diye kuyuda feryad etsin?
Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç. Zira senin Hayyu Huyun, mekânsızlık âleminin fezasındadır.
Bu kısa paragraf ile Şeb-i Arus ifadesinin Rabbine kavuşma mutluluğu ifade ettiği açık ve net anlaşılmaktadır. Çünkü asli vuslat odur. O halde bu dünya dertleri ile her daim zihnini meşgul edenlerin bu uyarılardan alması gereken dersler yerine sınıfta kaldıklarını görmekten üzüntü ve hicap duyuyorum. Çünkü gerçek mü’mini mutlu edecek en özel anın aslında rabbine kavuşma anı olduğunu bilememek ve tüm gücümüzle dünya hırsı ile hareket ederek ömrünü bir hiç uğruna tüketenlerin ölüm sonrası yaşayacakları nedametin ilk ayak sesleri olduğunu anlayabilmek gerekir. Tüm günahımızla, sevabımızla, yanlışımızla, doğrumuzla, kendimizi hayra sevk edecek güzel ameller yerine geçici dünya için kıyasıya mücadele ederek aslında kendisini nasıl bir felakete sürüklediğinin bilincine varamayan müslümanların toparlanmasını ve çeki düzen vermesini anlamamız lazımdır.

Bugün dünyamız öyle bir ateş çemberi içerisinde yer almaktadır ki müslümanların kendi aralarında ki mezhepsel kopuklukları birer saplantı haline getirmeden, küfür ve şirk ordusuna kucak açmalarına karşın ihtiyaç duyduğumuz en önemli şeyin müslümanlar arası birlik olduğu gerçeğini algılayabilmemizden geçmektedir.
İslam âlemi olarak ciddi bir kopuş yaşıyoruz. Dünya milletlerini bir Mevlana gibi hakka ve hakikate davet etmeye dahi takatımız ve fırsatımız kalmamış. Tebliğden eser kalmamış. Tüm dünyayı kasıp kavuran küfür ortaklığına karşı yapayalnızları oynayan bir İslam âleminden ne gibi bir gelecek bekleyebiliriz ki? Zavallı halimize bir bakalım. Adına Müslümanlar dediğimiz topluluklar en büyük sorunlarını yine adına Müslüman dediğimiz topluluklarla yaşıyor. Aramızda ki güven bağını koparmışlar. Bizi birbirimize düşman etmişler. Aramıza soktukları hain elçiler yüzünden birbirimize karşı en güçlü silah olan önyargılarla vurmuşlar. Bu ön yargıları silebilmek tonlarca atom bombasının tahribatından daha zor bunu biliyor musunuz?

İşte bugüne bakalım. Uzun zamandır büyük çaplı savaşlardan uzak kalan yaşlı dünyamız için yeniden kirli savaş senaryoları kurulmaya çaba gösteriliyor. İşin daha kötüsü Müslüman toplumların yaşadığı ülkelerde, lider düzeyinde ki zavallıların Rusya yanlısı tavır koymaları bizim hayaliyle avunduğumuz İslam dünyası birlikteliğinin aslında ne kadar zor ve belki de imkânsız dediğimiz iç karartıcı duruma yakın olduğu sırıtıyor.
Şu İran’a bir dikkat edin. Bu yaptıkları Rusya sevgisinin adını nasıl İslam ile bağdaştırabiliyorlar ki? Uçak krizi sonrasında çıkan şu yayınlarına bir bakın.
Vatan-i Emruz Gazetesi, "Türkiye ateşle oynuyor" başlığıyla manşetten verdiği haberde Putin'in "Sessiz kalmayacağız" dediğini yazıyor.
Muhafazakarlara yakın Civan (Javan) Gazetesi, "IŞİD'le mücadele edenlere NATO hançeri" başlığıyla verdiği haberinde, Putin'in olaya ilişkin, "Çok ciddi sonuçları olacak " ifadesine de yer veriyor.
Resmi nitelikli İran Gazetesi, "Erdoğan ve Putin'den Suriye semasında güç gösterisi" başlığıyla verdiği haberde, Putin'in "Teröristlerin işbirlikçileri bizi arkadan bıçakladı'' sözlerini kullanıyor.
Sözde İslam ülkesi olan İran’ın böylesine Rus hayranlığı karşısında düştüğü içler acısı durumun gelecekte İslam dünyasının üzerinde ne gibi etkiler bırakacağı çok ciddi merak konusu olarak karşımıza çıkıyor.
Akla takılmıyor değil, İran’ın uzun zamandır uranyum zenginleştirme çabalarına ve çalışmalarına dair gazetelerden sıkça okuduğumuz yazılar akla geliyor. İran’ın nükleer çabalarının arkasında ki en büyük desteğinin Rusya olmadığını kim garanti edebilir ki?
İşte Mevlana Hazretlerinin ölüm yıldönümünde yazmamız gereken sevgi odaklı yazıların yerini yeis ve şiddete yönelen dünya ekseninde karalamak zorunda kalıyoruz.
Ortada bir gerçek var ki en korkunç olanı da odur. İslam âleminin her bir toprağı kendine emniyet olarak, süper güç dediğimiz gayri müslüm güçlerin bayrağı altına sığınmakta görüyor. Kucaklarına cuk diye oturuyorlar.
İşte yaklaşan asıl tehlike budur. Haçlı ordularının bölgeye akın akın koşmasının temelinde yatan budur.
Mevcut görüntüye göre İslam âlemi gerçek imana sahip olup olmadığını sorgulamak zorundadır. Geçmişte ki gücümüz kalplere yerleşmiş gerçek imanımızdan kaynaklanıyordu. Peki, şimdi neyimize güveneceğiz?
 
Bu yazı toplam 128 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.