1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İslam kardeşliği ama nereye kadar?..
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam kardeşliği ama nereye kadar?..

A+A-
Rusya ile ortak hareket etmemizi şahsen bir vatandaş olarak uygun görüyorum. En azından uzunca yıllardır müttefik olduğumuzu sandığımız Amerika’nın kahpeliğini ya da Avrupa’nın ikiyüzlü tutumunu sergilemiyor. Hiç değilse tepkisini net ortaya koyuyor. PYD, YPG saçmalıklarıyla bizim aklımızla dalga geçmiyor. Uçak krizi çıkartılarak aslında o günden bugünü görenlerin oynadığı bir oyunun kurbanları seçilmiştik. Ülkemizi Amerika ve Avrupa’nın iki dudağı arasına mahkûm etmek isteyenlerin kendilerine en büyük tehdit olarak gördükleri Rusya’nın Türkiye ile yapabileceği bir evlilik ihtimalini de düşünerek içimize yerleştirerek zamanla bir güç haline dönüşmüş olan FETÖ’cü hainlerle birlikte hareket etme suretiyle çıkartılan uçak düşürme kriziyle bu çirkin emellerini de gerçekleştirmiş olacaklardı. Ama bu oyun FETÖ terör örgütünün ülkemiz aleyhine gerçekleştirdiği kirli eylemler ve hassaten de darbe girişimiyle ayan beyan ortaya çıktı. Bu ellerinde ki en büyük kozlardan biriydi. Bu koz kaybedilemezdi. Hemen yeni planlara kalkıştılar. Amerika destekli FETÖ Terör örgütü bu kezde Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrew Karlov suikastıyla bu işi akıllarınca çözme planları kurdular. Bu işi aynı uçak krizinde yaptıkları oyunun sonucunda hedefledikleri iki ülke arasında bir kriz oluşturma gerekçesiyle yaptılar. Bu ellerinde ki değerli bir kozdu. Arası açılmış Rusya ile Türkiye sayesinde bölgede daha iyi at koşturacaklardı. Kuzeyden Rusya, doğudan İran, Güneyden de Amerika destekli PYD ile kıskaca alınan Türkiye oyunda daha baştan mağlup ilan edilmiş oluyordu. Ama hesapları tutmadı. Bu lanet olası çevrelerin kirli oyunları bitecek gibi görünmüyor. Elinde ki ahlaksız vatan haini bir terörist başını iade etmemekte direnen Amerika’nın şimdilerde üzerine oynadığı gardlarda ortadadır. Bu ülkeyi içten yemeye dönük bazı çabalara giriştiler. Memleketin dört bir yanından hem etnik hem de mezhepsel ayrımcılıkları ön plana çıkararak vatanımızı içeriden yıkmaya çalışıyorlar. Nitekim geçtiğimiz yıldan, bu yılın daha doldurmadığımız ilk ayında bile terör eylemleriyle halkı birbirine kışkırtma amacıyla bir takım fitne tohumları ekmeye çabalıyorlar. Şükürler olsun ki şu ana kadar halk bu oyunu yemedi. İnşallah bundan sonrada yemeyecektir.

Halkımızın iyice döküp düşünmesi lazım. Niçin bunca felaket bizim ülkemizde ve etrafımızda ki diğer ülkelerde dönüyor? Bu kadar sistematik yürütülen terör faaliyetleri niçin Avrupa’da ve Amerika’da patlak vermiyor? Bu halkın içinden bunca hain ve parayla satın alınmış köpekler varken böylesi adi yığınlar niçin Avrupa’da ortaya çıkmıyor?
Bu, üzerinde düşünülmesi gereken en hassas noktadır.
Ülkemize çok sayıda Suriyeli mülteciyi aldık. Bu adamların ülkemizde istihdamı noktasında yeterince çaba olmadığını da kabul etmek gerekiyor. Kendi vatanını bırakıp, bizim ülkemize sığınan aç ve sefil mültecilerin komik denilebilecek rakamlarla her türlü eylemde kullanılması mümkün müdür? Değil midir?
Bu adamlarda bizde ki vatan hassasiyeti olabilir mi?
Bu mümkün olmayacağına göre bunları kontrolsüz bir şekilde vatan sathına yayan hükümetin sadece adı olan ama esamesi olmayan İslam kardeşliği gibi bir yaklaşım göstermesi mantıklı mıdır? Bahsi geçen İslam kardeşliği öleli çok oldu. Bu ruhun yeniden yeşermesi için artık daha fazla yol kat etmek gerekir. Bu yolda azmi ve gayreti elbette elden bırakmamak lazım. Ama islam toplumu dediğimiz birçoğunun yaşama bakış tarzı İslami hassasiyet değil, geçim derdi olmuş olması büyük bir risk toplumu olmamıza ana etken olmuştur.
Bu riskleri düşünerek hareket etmek ve yanlışları gecikmeksizin telafi etmemiz gerekir. Aksi takdirde içimizde beslediğimiz yılanın tıpkı PKK’lılar gibi başımıza ağrı vermesi kaçınılmaz olacaktır.
İslam kardeşliği noktasında elimizden gereken neyse onu yapalım. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama mültecileri sınırımıza alırken bazı önlemleri de almamız gerekirdi. Biz bunu başaramadık. İyilerin yanında mutlaka kötülerin de olabileceği gerçeğinden hareketle içimize karışmış olacak pisliği temizlemeden yapılacak kardeşlik gösterisi felakete dönüşmektedir. Ben şahsen iyilere sonuna kadar kucak açılması taraftarıyım. Ama her şeyin kontrollü olması lazım. Gelen her kişiye buyur gel diye kapı aralamak ne kadar akla ve mantığa uygundu?
Macaristan hududunda gelen mültecilere gösterilen sert tepki ve geri çevirme politikasının ana sebebini anladınız mı?
O insanlar bugün mazlum olarak ülkenize girebilir. Ama aralarına karışmış kötü niyetli bir takım kişilerin ülkede gerçekleştirilecek bir terör eyleminde nasıl büyük bir tehdide dönüşebileceğini bilelim.
Geçtiğimiz günlerde Reina Katliamını gerçekleştiren bir hainin Türkmenistan’dan geldiğini biliyorsunuz. Bir hainin gerçekleştirdiği eylemin ülkemizi ne hallere düşürdüğünü görüyorsunuz.
O adamın kimliğinde de İslam yazıyor. Ama bir İslam devletinin huzurunu bozmada akla zarar eylemini gözünü kırpmadan gerçekleştirebiliyor.
Rusya ile yeniden düzelen ilişkilere rağmen vize konusunda bize verilen cevap, tehdidin sürdüğünden ötürü bir süre vizeli girişin devam etmesi yönünde oldu. Koskoca Rusya bile bu tehdidi ciddiye alırken niçin biz bu onu da hümanizm çığlıkları atarak ne idüğü belirsiz bazılarına hudutlarımızı sınırsız açabiliyoruz?
Mantıklı ve hassas düşünmek lazım… 
Bu yazı toplam 258 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.