1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİNİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİNİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ

A+A-

İslam, sıradan bir inanç sistemi olmayıp aynı zamanda medeniyet kurucu bir hayat tarzını Medine-i Münevvere de inşa etmiştir.
Bu medeniyet ilk kez Hz. Peygamber(sas) ile kurulmuş değildir. İlk Peygamber olan Hz. Adem(a.s) ile ilgili kıssanın anlatılışında, Allah(c.c) Adem’i(a.s) terbiye etmektedir ve ona esmayı eksiksiz öğretmektedir. Ona aklını, dürtülerine ve bencil isteklerine göre değil, Allah’ın(cc) emir ve yasaklarına göre kullanması için uyarıda bulunmaktadır. İlk insan böylece Allah’ın(c.c) hitabı ile terbiye olmuş ve iman nuru ile aydınlanmıştır.Batılıların dediği gibi ilkel ve hiç bir şeyi bilmeyen bir peygamber değil aksine şehirciliği, ziraati çok iyi bilen biridir. İbliste onun bu durumunun yani alimliğini kıskanmıştır. 
İslamiyet, Hz. Adem(a.s) ile başlayan vahiy sürekliliğinin son halkasıdır. İnsanlık tarihi de ilkellikten medeniyete doğru bir ilerleme değil, ilk baştaki medeniyet kaynağından sapış ve ona zaman zaman yeniden dönülmesi şeklinde biçimlenmiştir. Hz. Peygamber’le(sas) başlayan yeni süreç ise, insanlığın hakikatten sapması üzerine vahyin aydınlığında yeniden doğru yola davet edilmesidir. İslam medeniyetini şekillendiren en önemli unsur, insanın hidayete olan bu ihtiyacına cevap verme biçimidir.
Bu medeniyet, kuruluşundan bugüne kadar tarihin her döneminde insanların her türden ihtiyaçlarını karşılayan düşünme biçimlerini, kavramları ve kurumları inşa etmişti. Başka türlü var olması ve varlığını sürdürmesi mümkün olamazdı. İslam bu medeni birikimini, önceki insani birikimi hiç dikkate almaksızın yapmadı. Hem inzal olduğu toplumun tecrübelerini hem de süreç içerisinde muhatap olduğu başka medeni birikimlerden istifade etti. Vahyin Hz. Peygamber’e(sas) ilk nazil olduğu dönemde dünya şu ana kültür havzalarından oluşmaktaydı.
a-Nil’den Amuderye’ya kadar uzanan, yaygın olarak Süryanice, Aramice ve Pehlevice konuşan Sami-İran terkibinden oluşan dünya.
b-Anadolu’dan İtalya’ya uzanan, Thales, Pisagor vb. filozofların yetiştiği ve yaygın olarak Latince’nin kullanıldığı dünya.
c-Hindistan Bölgesindeki Hindu terkibinden oluşan dünya.
d-Çin ve Uzak Doğu terkibinden oluşan dünya.
Müslümanlar bu kültür ve medeniyet havzaları ile yakın ilişkiler sürdürdüler. Ticaret ve tebliğ faaliyetleri başta olmak üzere komşuları olan bu kültür ve medeniyetlerle Müslümanların sürdürdüğü ilişki, karşılıklı etkilenmelere yol açmıştır. Müslümanlar bu havzaların inançlarını, insan tasavvurunu ekonomik sistemini, siyasi düzenini, entellektüel mirasını ve başka milletlerle olan ilişkilerini tanıdıkça hem bu mirastan istifade etmiş, hem de bu mirasa katkıda bulunmuşlardır. Bu kuşatıcı tutum, hem Müslümanların gelişim kanallarını açmış hem de İslami mirasın başka topluluklarda kaşılık bulmasını kolaylaştırmıştır. Kısa zamanda meydana gelen İslamlaşmanın en önemli sebeplerinden birisi Müslümanların bu kuşatıcı tasavvur ve tutumdur.

Bu yazı toplam 1864 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.