1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. İSLAM MEDENİYETİNDE SOKAKTA NASIL GİYİNMELİYİZ?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAM MEDENİYETİNDE SOKAKTA NASIL GİYİNMELİYİZ?

A+A-

Ebû Hureyre(r.a) ‘dan. Şöyle demiştir:” Bir kimse elbisenin uçlarını yere kadar salmış vaziyette namaz kılıyordu. Rasûlüllah(s.a.v) o kimseye “Git abdest al”buyurdu. O kimse gidip abdest aldı geldi. Tekrar: “Git abdest al” buyurdu. Bunun üzerine bir başkası: “Ey Allah’ın Rasûlü, ne oldu ki, o kimseye abdest almasını emrettin ama sebebini söylemedin?” dedi. O da:” Elbisenin uçlarını yere kadar salmış vaziyette namaz kılıyordu. Şüphesiz ki Allah, elbisenin uçlarını yere salmış vaziyette namaz kılan kimsenin namazını kabul etmez.”buyurdu.”(Ebû Davud, Müslim).
Kays b. Bişr, Ebudderda(r.a)’ın sohbetlerine katılan babam şu bilgiyi anlattı, demiştir: “Şam’da, Rasûlüllah(s.a.v)’ın ashabından bir kimse vardı. Kendisine ‘İbnü’l-Hanzaliyye’ deniliyordu. Yalnızlığı sever ve insanlarla çok az oturur kalkardı. (Evinin dışında iken de) vaktini namaz kılmakla geçirir, namazını bitirdiğinde ise evine gidene kadar tesbih çekip tekbir getirerek geçirir idi. Bir defasında Ebudderda’nın yanında bulunduğumuz sırada bizim yanımızdan geçti. Ebûdderda kendisine: “Bize faydası olacak, sana zararı olmayacak bir söz söylesen”dedi. O da şöyle dedi: “Rasûlüllah(s.a.v), bir seriye (askeri birlik) göndermişti. Birlik vazifesini yapıp döndü. Birlikte bulunan bir kimse de gelip Rasûlüllah(s.a.v)’in içerisinde bulunduğu sohbet meclisine oturdu ve yanında bulunan bir kimseye: “Düşmanla karşılaştığımız anı bir görseydin. Bu arada falan kimse de hamle yaptı ve :” Al bakalım benden, ben Gıfarlı bir gencim” diyerek düşmana mızrağı sapladı.” dedi. Onun böyle söylemesine ne dersin?” dedi. O da: “Sevabını yok ettiği kanatindeyim.” dedi. Onun bu sözünü duyan bir başkası da: “Böyle söylemesinde bir sakınca görmüyorum.” dedi. Bu sefer ikisi tartıştı. Sonun da Rasûlüllah(s.a.v) duydu ve: “Subhânallah! Onun övülmesi sevap almasına sakınca oluşturmaz ki” buyurdu.” Ebudderd’nın bu cevaba sevindiğini gördüm. Başını İbnü’l- Hanzaliyye’ye kaldırıp: “Bunu bizzat Rasûlüllah(s.a.v)’den işittin mi?” diyor, o da: “Evet” diyordu. Sürekli sordu durdu ki kendi kendime: “Onun dizlerine kapanacak “diyordum.
Bu kimse başka bir gün yine bizim yanımızdan geçti. Ebudderda kendisine: “Bize faydası olacak, sana zararı olmayacak bir söz söylesen” dedi. O da şöyle dedi: “Rasûlüllah(s.a.v) bize: “Cihad için ata harcama yapan(bu gün füze, tank uçak vd.), sadaka vermek için elini kapatmaksızın açık tutan kimse gibidir.” buyurdu.
Bu kimse başka bir gün yine bizim yanımızdan geçti. Ebudderda kendisine: “Bize faydası olacak, sana zararı olmayacak bir söz söylesen”dedi. O da şöyle dedi:” Rasûlüllah(s.a.v): “Huraym el-Esedi, ne iyi bir kimse keşke bir de saçlarını omuzlarına kadar uzatması ile elbisesinin uçlarını yere kadar uzun tutması olmasa.” buyurdu. Rasûlüllah(s.a.v)’in bu sözü Huraym’a ulaştı. Huraym, hemen eline keskin bir bıçak aldı ve saçlarını kulaklarının hizasına kadar kesti, elbisesinin uçlarını da baldırının yarısına kadar kaldırdı.”
Bu kimse başka bir gün yine bizim yanıızdan geçti. Ebudderda kendisine “Bize faydası olacak, sana zararı olmayacak bir söz söylesen” dedi. O da: “Rasûlüllah(s.a.v)’i: “Siz, kardeşlerinize gidiyorsunuz. Binekleriniz ve elbiseleriniz düzgün olsun.(Öyle düzgün olsun ki) sizler insanlar arasında, yüzdeki (güzellik timsali) ben gibi olunuz. Şüphesiz ki Allah, çirkinliği ve çirkinleşeni sevmez.” diye buyururken işittim.” dedi.” (Ebû Davud-Müslim.)
Ebû Said el-Hudri(r.a)’dan. Şöyle demiştir: “Rasûlüllah(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Müslümanın alt elbisenin (ızarının) uzunluğu baldırının yarısına kadardır. Ancak topuklarına kadar uzanmasında bir sakınca yoktur. Topuklardan aşağıda ki ise cehennemden dir. Kim büyüklük taslamak için elbisesini yerde sürürse, Allah onun yüzüne bakmaz.” Ebû Davud. Hasen hadis)
İbni Ömer(r.a)’dan. Şöyle demiştir:”Rasûlüllah(s.a.v):” Kim büyüklük taslamak için elbisesini yerde sürürse, kıyamet günü Allah, onun yüzüne bakmaz.” buyurdu. Bunun üzerine Ümmü Seleme: “Kadınlar eteklerinin ucunu nereye kadar indirecekler?” dedi: “(Erkeklere göre) bşr karış daha aşağı uzatabilirler” buyurdu: “Bu şekilde olursa ayakları açıkta kalır” dedi. “(Erkaklara göre) bir kol kadar daha uzatabilirler daha fazla olmaz” buyurdu. (Ebû Davud, Tirmizi-Hasen ve sahih)
Tevazu olması için gösterişli/ lüks elbise giymeyi terk etmek İslamın güzel gördüğü bir davranış şeklidir. 
Muaz b. Enes(r.a)’dan. Rasûlüllah(s.a.v): “Her kim, giyme gücü olduğu halde Allah için tevazulu/alçak gönüllü olmak maksadıyla bir elbiseyi terk ederse, Allah onu kıyamet günü herkesin gözü önünde çağırıp iman elbiselerinden dilediğini giymesi için serbest bırakır.” buyurmuştur. (Tirmizi-Hasen).
İslam Medeniyetinde, giyim kuşam da orta yollu olmayı güzel görür.
Giyim kuşam’da orta yollu olmanın güzel olduğu, zorunlu olmadığı ve dini bir maksat bulunmadığı halde, bir kimsenin kendisini küçük düşürecek şekilde giyinmeyeceği uygun görülmemiştir.
Abdullah b. Amr(r.a)’dan. Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v): “Allah, nimetinin izlerini/ etkilerini kulunun üzerinde görmeyi sever.” buyurdu.(Tirmiz-Hasen).
İslam Medeniyet Tarihinde “İpek giymek erkeklere haram” edilmiştir. İpek giymenin, ipekten yapılmış eşyalara oturmasının ve yaslanmanın erkeklere haram olduğu, bunların kadınlara helal olduğunu da açıkça söylemiştir.
Ömer(r.a)’dan. Rasûlüllah(s.av): “İpek giymeyiniz. Kim dünyada ipek giyerse, bunu âhirette giyemez.” buyurmuştur.(Müttefekun aleyh).
Ömer(r.a): “Rasûlüllah(s.a.v)’ı: “İpeği, ancak hissesi olmayan bir kimse giyer.” diye buyururken işittim.” demiştir. (Müttefekun aleyh)
Buhâri’nin diğer bir rivayetinde ise:”İpeği, ancak âhirette hissesi olmayan bir kimse giyer. “şeklindedir.
Enes(r.a)’dan. Hz. Peygamber(s.a.v): “Kim dünyada ipek giyerse, bunu âhirette giyemez.”buyurmuştur. (Müttefekun aleyh).
Ali(r.a)’dan. Şöyle demiştir: “Rasûlüllah(s.a.v) sağ eline bir ipek, sol eline de altın aldı ve : “Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haramdır.” buyurdu.(Ebû Dâvûd-Hasen). Ebû Musa el_Eş'arî(r.a)'dan. Rasûlüllah(s.a.v): “İpek elbise ve altın, ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helal kılındı.”buyurmuştur. Tirmizî-Hasen)
Huzeyfe(r.a): “Hz. Peygamber(s.a.v) altın ve gümüş kaplardan su içmeyi, yemek yemeyi, ipek ve ibrişim (kalın dokunmuş ipek) giymeyi ve üzerine oturmayı bize yasakladı.”demiştir.(Buhari-Müslim)
Kaşıntısı yani uyuz hastalığı olan bir kimse ise özründen dolayı ipek giymesi caizdir.
Enes b. Mâlik(r.a)’dan. Rasûlüllah (s.a.v, Abdurrahman b. Avf ile Zübeyir b. Avvâm’a, kendilerinde meydana gelen kaşıntıdan (uyuz hastalığından) dolayı ipekli elbise giymelerine izin vermiştir.”(Muttefekun aleyh).
Fi Emanillah!..
 

Bu yazı toplam 1033 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum