1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. İSLÂM’DA EVLİLİK YAŞI!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLÂM’DA EVLİLİK YAŞI!

A+A-

Kur’an- Kerim, evlenmenin bir yaşının ve çağının olduğunu bize net bir şekilde açıklamaktadır.Direkâyete göre hareket edilse ve yorumlansa tahminimize göre herkes tatmin olacak ve bir daha bu konunun üzerinde kendince yorumda yapmayacaklardır.

Kur’an-ı Kerim’e göre; “Yetimleri evlilik çağına (yani nikah çağına) gelinceye kadar deneyin”(en-Nisâ: 4/6). Yani onları gözlemleyin.

Bu âyetten de açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır k,, evlenmenin bir başlangıç yaşı ve çağı bulunmaktadır.

O zaman bu başlangıç yaşı, hangi yaştır ve ne zamandır dersiniz?

Yine âyetin devamında da bu konu net bir şekilde açıklanmıştır. Evlenecek olan kişinin “Reşit” olması gerekmektedir. Buna göre de bu konu şu şekilde anlaşılıp anlatılmalıdır:” Eğer onlarda akılca bir olgunluk görürseniz mallarını kendilerine veriniz.”

Rüşt veya reşit olma, bülûğa erme anlamına gelmez. Kendi lehine ve aleyhine olan şeyleri, genel olarak söyleyecek olursak, neyin nerede ve nasıl kullanılacağını bilmesi; fayda ve zararını seçebileceği yaşa ve olgunluğa erişmesi demektir.

Nitekim, bu yaş günümüzde uluslararasında farklı farklı belirlenmiş olmasına rağmen bizde yasalar nezdinde de 18 yaş olarak kabul edilmiştir. Bu yaşın altında olan bir kişi ancak belirli şartları yerine getirince evlenebilir. İslamda evlilik yaşı ise coğrafi özelliklere göre belirlenir.

Bir çocuk, çocukluk yaşından çıkınca mümeyyiz dönemine girer. Bu dönem çocuğun, gerek bülûg (fiziki-biyolojik) veya gerekse rüşt(akli-zeka) yeterliliğe hazırlık dönemidir ki buda 3-4 yıl gibi sürebilir ve bu yaştaki çocuk hâlâ mesul bile değildir. Türkiye coğrafyasında genel de kızlarda 9-12 yaş ve erkeklerde de 12-15 yaş olarak kabul edilir.Bu yaşlarda çocuklar rüşte ermediği için zaten evlendirilemezler. Sorumlu ve mesul değildirler.

Mümeyyiz döneminden sonra ise bülûg ve rüşt yaşları dönemi başlar ki, bu dönemde gerek fiziki-biyolojik gelişim ve gerekse de rüşt (akli -zeka) gelişimi tamamlanmış olur. Bu gelişme de sıcak iklimlerde daha erken görülebildiği gibi, soğuk iklimlerde de daha sonraya sarkabilir. Fiziki-biyolojik ve akli gelişimini sağlayan ve bunun çeşitli testlerle denendikten sonra evlenmesine veya daha yeterli olmadığına karar verilir. Lafın özü şudur ki; evlenecek gerek kız ve gerekse erkek avladın bedenen ve aklen kendini idare eder durumda ve yaşta olması gerekmektedir.

Ebû Hanife(r.a)ye göre, bazı iklimsel yörelerde 12 yaşındaki bu gelişim tamamlansa da, bazı yörelerde ise 18 yaşını bulmaktadır. Bu görüşe göre, asgari evlilik yaşı 13 ve azami 18 yaş olarak belirlenebilir. Tabi ki bunlar yasa değildir. Herkes, 13 yaşından sonra istediği yaşta evlenebilir. 20-30 kendi tercihidir.

Bazı insanlar, fiziksel (biyolojik) gelişimini tamamlasalar da, rüşt(akli-kendini idare etme yaşı) olgunluğuna erişemedikleri içinde evlenme akti yapma iznine sahip olamazlar. Çünkü, onlar kendilerini ve mallarını idare edecek kapasiteye ulaşamamış insanlardır ve asla mükellef sayılmazlar. Mükellef olmayan birinin evlenmesi de uygun olmaz.

Akli dengesini (rüştünü) ispat etmiiş bir kısım insanlarda vardır ki, bunlar da fiziki ve biyolojik gelişim yönünden yeterli düzeye ulaşamamışlardır. Bunlarda yine evlilik akti yapamazlar.

Diyanet İşleri Başkanlığının vermiş olduğu fetvaya gelince, o doğrudan fıkıh kitabından alınmış bir fetvadan başka bir şey değildir. İşte tüm yaygara da buradan koparılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı Linç edilmek ve algı operasyonları ile yada tüm İslami kesim bu tür saldırılarla tolumdan soyutlanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca bu fetvayı tenkit edenler bir görüş olarak değil de doğrudan dinin koymuş olduğu bir kural olarak kabul edip tenkit yolunu seçmişlerdir. Bu da başka bir yanlışı çağırmıştır. Kur’an’a bakmayı bir türlü becerememişlerdir.

Oysa, dini hükümler ayrıca günümüzde uygulanan kanun hükümleri gibi anlaşılmamalıdır. Böyle olunca da dini hükümleri açıklayan kimse delillerini tam ortaya koyamayınca tartışma ortaya çıkıyor.

İşte evliliğin en erken yaşının kaç olduğu konusunda gündeme taşınan ve günlerce üzerinde olumlu veya olumsuz görüşlerin ortaya atılmasında odak nokta buradadır.

Bu tartışmaları başlatan ve gündem oluşturmak isteyenlerin niyetlerinde bu konuda ki dinin hükümlerini öğrenmek değildir. Yâ direk tenkit etmek veya yerine göre de aşağılayıcı , küçük görücü ve düşürücü bir üslup takınılmaktadır.

Evlilik yaşı üzerine yapılan tartışmalara bakınca, kanunla belirlenmiş olan evlilik yaşı üzerinden yapılmamaktadır. Burada ki tartışma İslam Dini üzerinden yürütülmektedir. İslam Dininin bu konudaki görüşleri günümüzde hukuken uygulanmakta olmadığından, herhangi bir kimsenin, yanlış olarak bir şey söylemesi ve buna da dinin esasını, temelini teşkil eden bir hüküm olarak kabul edilmesi tartışmayı başlatmıştır.

Bu tartışmaya bu açıdan yaklaşıldığında bu kadarla da kalınmaz, daha da çok alevlenir ve uzun yıllar sürer gibime geliyor.

Bu tür konularda, esas olan, öz olan İslam Dininin ana kaynakları olan Kur’an ve Hadislere bakmak gerektiğine inanıyorum..

Selametle!...

 

Bu yazı toplam 2960 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.