1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. İSLAMIN NERESİNDEYİZ? 
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAMIN NERESİNDEYİZ? 

A+A-

Bu köşelerde uzun yıllardır yazarak sizlerle duygu ve düşüncelerimi paylaşıyorum. Amacım yazmakla şöhret olmak değil, yazımın herkesçe okunması ya da okunmaması gibi bir derdim de yok. İşine gelen sevgili okurlarım okur. Sonuçta buradan sizlerle duygularımı paylaşarak bir nevi yolunda gitmeyen gerçekler karşısında gönüllerde bir silkinme yaratabilirsem benim için amaç hâsıl olmuştur. 
Derin üzüntülerimiz var. Ben ve benim gibi yüzlerce hatta binlerce köşe yazarı köşelerinden bas bas bağırırcasına düşüncelerini sizlere aktarıyor. Bunların cüzi bir kısmı dışında çoğunluğunun amacı samimiyetle bir hedefe ulaşmak ve insanlığa bir nebze faydalı olmaktır. Bende onlardan biriyim. Yaza yaza bir yerlere yükselme, kendimi ispat etme gibi de bir derdim yok. Ben kendimi yüce yaradana onaylatabilirsem benden mutlusu yoktur. Yoksa falanca müdür, feşmekanca bakan, filanca siyasi beni beğensin, önersin diye zerre kadar dert ve tasam yok. 
Ben inandığımı yazarım. Dün doğru olan bugün çizgisinden sapmışsa bunu açık ve netlikle köşemden haykırır ve uyanmasını sağlamak isterim. Birileri gibi yalakalık peşinde koşmam.
Benim için asıl önemli olan yüce dinimiz İslam için bir nokta ucu kadar da olsa insanlara faydalı olabilmektir. Bunu da hakkıyla yapabildiğimi söyleyemem. Bu hususta da kendimi oldukça tembel ve yetersiz görüyorum. Mısır Ezher üniversitesi mezunu bir kardeşiniz olarak bu hususta ki yetersizliğimden ötürü kendimi bir zavallı mesabesinde görmekteyim. 
Bu hesabı nasıl vereceğiz rabbimize? Ben bunun derdini ve tasasını yaşıyorum. 
Bir makale gözüme çarptı. Okuyunca açıkçası ürperdim. 
Nelerle uğraşıyoruz?
Adımız Müslüman… O kadar!
Din âlimi Prof. Dr. Mehmet Okuyan "Türkiye´de İslam’ı bilen 1000 kişi çıkmaz" diyor. Prof. Okuyan Yahudi bir kişi ile karşılaşıyor. Söz dönüp dolaşıp din konusuna geliyor. Yahudi Mehmet Okuyan´a "madem o kadar çok biliyorsun, Bakara Süresi ne anlatmak istiyor" diye soru yöneltince, Okuyan cevap veremiyor.
Sonra da kendisi şunu ifade ediyor: “Türkiye´de ve İslam âleminde "Kur’an’ı ezbere okumak" moda oldu. Dedem dindar bir insandı ve onun etkisiyle 9 yaşımda iken Kur’an’ı ezberlemiştim. Fakat anlamını bilmiyordum. Yıllar sonra Tevrat ve İncili anlayarak okudum. Kur’an’ı bilmediğimi fark ettim ve Kur’an’ı anlamak için çok çalıştım. Kitabımız "Oku" emriyle başlıyor. Başka din kitaplarında bu özellik yok. İslam Âlemi okuma özürlü. Din adamları dahi öyle. Sakallı cübbeli hoca "iyi ki okumadım" diyor. Okumayı onaylamıyor. Fakat aynı hoca "Peygamberi rüyaya getirecek terlik satıyor, yanmaz kefen" pazarlıyor.
Kur´an, insanlığın hakkını koruyup gözetmesi için emirlerine tabi olunmasını emrediyor. İslam Âlemi ise "dua ile peynir gemisini yürütmeye" çalışıyor. Tabiatıyla yürümüyor. İslam Âleminde akıl kullanılmıyor. Akıl ile hitap edenler anında "dinsizlik ile" suçlanıyor. Akıldan uzaklaşan İslam Âleminin başı beladan kurtulmuyor.
Kur´an "Birlik olun" diye emrediyor. İslam Âlemi ise paramparça. Mezheplere bölünmüş. Camiler mezheplere göre ayrışmış. Cemaat liderleri "kendinden olmayanları" dışlıyor. Mensubu müritlerine haksız menfaat sağlıyor. Siyaset liderleri dini kullanıyor ve halkı ayrıştırarak prim yapıyor. Birlikten yoksun olan İslam Âlemi, kan ve gözyaşı içerisinde yaşıyor.
Kur´an çalışmayı ibadet sayıyor. Müslümanlar ise namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi, zekât vermeyi ibadet sanıyor. Çünkü hocalar böyle öğretmiş. Halbuki bunlar dini ritüel ve yapılmasa da olur. Ancak, çalışmadan ve üretmeden olmaz. Çalışmanın ibadet olduğunu unutan İslam Âlemi fakir kaldı. 1,5 milyar Müslüman 125 milyonluk Japonya kadar üretemiyor. Fakirlik içerisinde yaşıyor.
Kur´an "dini vecibeleri para ile yapmayı" yasaklıyor. Türkiye´de 100 binden fazla imam devletten maaş alan sıradan birer memura dönüşmüş. Amaç gözetmeden vazife yapıyorlar. Kur’an’ın amir hükümleri çiğneniyor. Fakir fukaranın hakkı yeniyor. Haram para ile geçiniliyor.
Emeviler döneminde gerçek İslam bozulmuş. Siyasi İslam egemen olmuş. Emeviler İslam’ı "devlet dinine" dönüştürmüş. Daha sonradan gelen Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları "Emevi anlayışını" devam ettirmiş. Türkiye Osmanlı´nın devamı ve tarihi gelenekten kendini kurtaramamış.
İslamiyet’teki bozulmayı Hadis adı altında uydurma hikâyeler hızlandırmıştır. Hz. Ömer döneminde "Hadis uyduran bir şahsın falakaya yatırıldığı" kayıtlarda mevcut olmasına rağmen, uydurma Hadisler önlenememiştir.
Maalesef indirilen din değil, uydurulan din İslam Âlemine egemen oldu. Uydurulan din, İslam Âlemini cehalet, fakirlik, siyasal istikrarsızlığa mahkûm etti. Müslüman ülkeler teknoloji ve bilimde geri kaldı.
Değerli dostlar, dinimize hakkıyla sahip çıkamadık. Halada sahip değiliz. 
Biz, İslam’ı hak ettiği mevkie yükseltebilecek iman erleri olamadık. 
Korkağız, bilgisiziz, gayri ciddiyiz, bana neciyiz, açgözlüyüz.

Bu yazı toplam 881 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.