1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. İŞTE TÜRKİYE FARKI
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İŞTE TÜRKİYE FARKI

A+A-

Hak batıl fark etmez Dünyadaki tüm dinlerin (Hristiyanlık, Yahudilik, Brahmanizm, Konfüçyüzm…) , (Ehl-i Sünnet başta olmak üzere, Şia, vehhabilik, mutezile) tüm İslami mezhepler ile Hristiyanlığın, Yahudiliğin ve diğer tüm dinlerin tekmil mezheplerini, insanla , devletle , yönetimle, bu dünya ve öbür alemle ilgili sözü, iddiası olan değişik siyasi, sosyal düşünce ve sistemlerin ( komünizm, sosyalizm, faşizm) gıratını, değerini  teoride söylediklerine, kitaplarında yazdıklarına bakarak değil, eline fırsat geçtiğinde, devlet olduğunda, gücü elde ettiğinde yaptığı  uygulamaları ile değerlendirmeliyiz. Çünkü fikir başka oluyor, uygulama başka. Lafa geldi mi, teoriye bakıldı mı mangalda kül bırakmayan dinler, mezhepler, ideolojiler ;”Haydi söylediklerini hayata uygula! İşte sana fırsat, bak devlet, güç, makam, emir… Senin elinde. Söylediklerini, yazdıklarını hayata geçir…” denince işin rengi değişiyor. Fikirler, düşünceler, sözler… Kitapta durduğu gibi durmuyor, “Barış, kardeşlik, eşitlik, saadet, adalet, din, iman, çağdaşlık, modernlik, insanlık…” laflarını dilinden düşürmeyen, kitabında sürekli bu güzel, bu hoş kelimelere vurgu yapan kişi, sistem, din, mezhep, yönetim şekli… Tanınmaz hale geliyor. İnsan şaşa kalıyor.  Bundan dolayı bir dini, bir mezhebi, bir ideolojiyi, bir siyasi görüşü… işde/uygulamada göreceksin.

           Bu dünya, kurulalıdan beri nelere şahit olmadı ki, Lafa gelince, mangalda kül bırakmayan görüşler, düşünceler, dinler, mezhepler uygulamada tam ters döndü  “Zulme, adaletsizliğe, haksızlığa son” diye diye başa geçen nice krallar, sultanlar, başkanlar, şahlar, Polüt bürolar, dinler,  mezhepler,izmler, karşıyım dediği, kaldıracağını vadettiği adaletsizliğin, zulmün bin katını başa geçince  yapmaya başladılar.  Bundan dolayı dinleri,  ideolojileri işde, uygulmada göreceksin. Aksi halde iş,” ben Halep’teyken 10 arşın atlardım”  diyen adamın haline benzer. Ziya paşanın şu sözünü “  "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"  şu şekilde değiştirirsek diyeceklerimi daha iyi anlatmış olurum: “"Âyinesi iştir ideolojinin, dinin mezhebin lafa bakılmaz / uygulamada görünür söylediklerinin, doğruluğu  tarihte…"

                                                                                       HEM TARİHTE HEM BU GÜN

            Tarihe baktığımızda en mütevazı, en barışçı görünen, hep alttan alan, savaştan, ölümden nefret eder gibi görünen din Hristiyanlık, medeniyet ise Batı medeniyeti. Hristiyanlar lafta bırak savaşı ,  “Biri bir yüzüne tokat vurursa öbür yüzünü de dön.” Derler. Uygulamada ise bu dinin mensupları tarihin bildiği en büyük katliamları yapmışlardır. Tarihin bildiği en büyük savaşlar bunlara aittir.  ABD’nin yerlileri olan Aztek, İnka ve Mayalara ne oldu? Barışçı!  Hristiyanlar tarafında nesilleri kurutuldu. Haçlı seferlerini hatırlayın (1096 -1272),  bu seferlerde yapılan katliamları düşünün, 1. Ve 2. Dünya savaşında 60 milyondan fazla insanın bu dinin mensupları tarafından yapıldığını göz önüne alın… Afrika’da Asya’da Amerika’da yaptıkları zulümleri elan devam ediyor.  Hristiyanlığın teoride söyledikleri ve uygulmadaki gerçekler…

 Aynı şeyleri barışçı gibi görünen Budizm, Brahmanizm gibi uzak doğu dinlerinde ve sömürüye karşı büyük  propagandalar yaparak  iktidar elde eden ( Çinde Rusyada kamboçyada ..) komünizmde görürsünüz.             

                  Bu dünyada teorisi ile pratiği birbirine en yakın olan din İslam’dır. En iyi devletler de İslam devletlerdir.  (tabi en başta peygamberimizin kurduğu Medine İslam devleti) Çünkü peygamberimiz 13 yıl devlet başkanlığı yapmış, bu sürede tüm Arabistan Müslümanların eline geçmiş, onlarca savaş olmuş,  bu dönemde savaşlarda ölen Müslüman - gâvur sayısı 1000 bile olmamıştır. İşin garibi dinimiz gerektiğinde savaşı da emretmiştir. Mezhepler içinde de barışı, huzuru, adaleti en iyi sağlayan Ehl-i sünnet olmuştur. (4 halife,  Abbasî’nin bir dönemi, Gazneli, Osmanlı Selçuklu… Örneklerinde olduğu gibi). Tekrarlıyorum zulüm hiç bir zaman sıfır olmamış, yüzde yüz adalet hiçbir zaman sağlanmamıştır bu dünyada,  sağlanamazda, çünkü bu durum fıtrata aykırı… 

            Günümüzde de aynı gerçek devam ediyor. Son yıllardaki birkaç uygulamayı hatırlayalım: Barışçı! Modern! Çağdaş! Hristiyanlar( ABD Rusya, AB)  tüm dünyada, Komünist Çin ise Uygur bölgesinde zulme katliamlara devam ediyorlar. Son 200 yıldır hiçbir Müslüman devlet, hiçbir İslami mezhep bir Hristiyan ülkesine girmemiş, saldırmamış. Aksine Tüm İslam diyarları gâvurların ya fiili, ya ekonomik, ya siyasi baskısı altında. Ama nasılsa savaşçı! Olan, acımasız! olan, “cihadist” olan Müslümanlar; barışçı! Modern! İnsancıl! Olanlar ise batılılar.

        Türkiye en zor zamanda İran’a yapılacak yaptırımlara karşı durdu. Suriye’ye yapılacak batı işgaline karşı başta çok direndi(sonra yanlış yaptı) Bu günde Katar’a yapılmak istenen zulme karşı tavır aldı. Şu bir gerçek, İran(Şia), Suud (vehhabilik) en küçük fırsatta Türkiye’ye tavır alırlar.(pkk ve Suriye hadiselerinde bu görüldü.)  Demek ki tarih, insan, zaman hep aynı… 

Bu yazı toplam 361 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.