1. YAZARLAR

  2. Adem BAŞ

  3. İstemezuk muhalefeti ve devlete köle olmak
Adem BAŞ

Adem BAŞ

Adem BAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

İstemezuk muhalefeti ve devlete köle olmak

A+A-

Türkiye’de böyle bir akım var. Biliyorsunuzdur. Genellikle CHP’ye yakıştırılır ki doğrudur da. Çünkü CHP hep muhalefette olan bir parti. İktidarı düşündüğünü bile düşünmüyorum. Teşkilatlarıyla, üyeleriyle öylesine bir dar bir çemberin içine girmişler ki dönüp duruyorlar, yine aynı noktaya geliyorlar. Hakkını yememek gerekir. Ne kadar eleştirsek de Kemal Kılıçdaroğlu önceki CHP’lilere pek benzemiyor. Katı ulusalcı bir partide, sosyalistlere solculara, sağ cenahtan önemli isimlere de yer açtı. Ama tabi bu CHP’nin geçmişindeki temizlemeye yetmiyor.

Deniz Baykallı CHP’nin dindarlara karşı tutumunu bu ülkedeki seçmenin en az yüzde 60’ını oluşturan insanlar unutmuyor. Tek parti dönemlerindeki zulmü, kıyımı, idamları, İstiklal Mahkemelerini de diğer bir kısım unutmuyor.

Yani CHP’nin mevcut kadroları, CHP’yi kapatıp yeni isimle bir parti kursalar daha sağlıklı siyaset yapabilecekler… Ama bu da çok zor… CHP’nin zinde kuvvetleri buna bile izin vermez…

***

Neyse konumuza dönelim. Aslında bu istemezuk takımı CHP ile ilgili bir mesele de değil. Muhalefet olma durumu ile ilgili… Yıllardır Anamuhalefet CHP olduğu için, bu terim üzerlerine yapıştı, ancak arşivleri birazcık karıştırdığınızda bugünün muktedirlerinin, dün iztemezuk dedikleri bir çok şeye imza attıklarını görüyoruz. Muhalefetteyken örneğin 3. Köprüyü istemeyiz ama iktidara geldiğimizde yaparız. Bu iş bu kadar basit… İktidar ve muhalefet kimliğinin düşüncelere, insanlara ve doğrudan bireylere hükmetme durumu bu olsa gerek… Sanırım Türkiye’nin siyasetinde en önemli mesele de bu. İktidardayken ‘iktidarım’ fikri yapmam dediğiniz şeyleri yaptırıyor sizlere. Muhalefetteyken ‘iktidarsızım’ fikri de sizi mahkum ediyor belli düşüncelere… Her ikisi de sorunlu bir düşünce… Üstelik bu sadece köprü meselesi gibi basit meselelerde kendini göstermiyor. Doğrudan insanların yaşaması veya ölmesi anlamına gelen kararlarda da bu durum karşınıza çıkıyor. İktidar veya güç sahibi olduğunuzda sanırım insanları insan olarak göremiyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın fikri değil, zihinsel bir süreçten bahsediyorum. Ben bu işi bin kayıpla (Bin insanın ölmesi) çözerim diyorsunuz ve kararı veriyorsunuz. Yani bizler gibi sıradan insanların markette 3 TL’lik mi 10 TL’lik mi domates alayım diye düşünüp karar vermemiz gibi bir durum oluyor güç sahipleri için…

***

Teşbihte hata olmaz derler… Zaman zaman oluyor, ama ana fikrimi aktarmak için bu örneklere de ihtiyaç duyuyorum. Anlattığım örneklerdeki duruma güç zehirlenmesi diyorlar. Ben güce hükmediyorum diye düşünürken, gücün size hükmetme durumu olarak tanımlıyorum. Devletin bekası için kritik kararlar almak gibi mecburiyeti oluyor bu insanların… Ancak bu kritik kararlar hep insanların hayatına mal olması gerekmiyor. İktidar, güç, koltuk, makam… Bunların tamamına sahip olduğunuz anda sizi ele geçiriyor. Devlete sahip olmaya çalışanların hepsi nihayetinde devlete köle olmuştur. Milliyetçi kardeşlerimizin durumu ortada… Devletin sahibiyim, muktedirim dediğiniz anda, aslında devlet size sahip olmaya başlamıştır… Bu fikirlerimi sadece bugünkü siyasi durum ile sınırlandırılmamalı…

Açıkça yazmakta fayda var. Yıllar önce birçok insan gibi ben de bu cümleyi kurmuştum: AK Parti devleti ele geçirmedi, devlet AK Parti’yi ele geçirdi. Bugün bu düşüncemden geri adım atıyorum. Aslında mesele AK Parti de değilmiş. Bir liderin şahsında her şey somutlaşıyor.

Bu yazı toplam 264 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.