1. HABERLER

  2. KONYA

  3. İstinaf Mahkemesi’nin kapatılması Konya İçin Kayıp
İstinaf Mahkemesi’nin kapatılması Konya İçin Kayıp

İstinaf Mahkemesi’nin kapatılması Konya İçin Kayıp

Türkiye’de bugün 100’ün üzerinde Hukuk Fakültesi bulunduğunu anlatan Konya Barosu’nun yeni başkanı Mustafa Aladağ, nicelik artışına rağmen nitelik ve kalitede artış olmadığını söyledi. Başkan Aladağ, avukatlık stajının başlangıcı ve bitişinde sınav getiri

A+A-

Konya Barosu’nun 14. Başkanı Mustafa Aladağ, Türkiye gündemini değerlendirerek davaların kısa sürede adil ve doğru biçimde neticelenmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanununda değişiklik yapıldığını söyledi. 15 Temmuz sürecinden sonra açığa alınan hakim savcı nedeniyle davaların bitme sürelerinin uzadığını belirten Aladağ, “Ceza yargılamasında ve hukuk yargılanmasındaki belli davaların sonuçlanması uzun yıllar alıyor. Buradaki yargı yükünü hafifletmek adına İstinaf Mahkemeleri kuruldu. Adliyenin yanında İstinaf Mahkemesi için bina yapıldı. 15 tane bölge İstinaf Mahkemesi arasında Konya’da vardı. Ama son yapılan düzenlemeyle kurulmadı, Ankara’ya bağlandık. Konya içinde meslektaşlarımız içinde bu kayıptır.” dedi.

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
Konya doğumluyum. 1994 Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. 21 yıldır serbest avukatlık yapıyorum. Baroda üç dönem yönetim kurulu üyeliği, 2012’de başkan adaylığı, 2014’te barolar birliği delegeliği görevlerinde bulundum. Son yapılan 2016’da genel kurulda da Baro Başkanı seçildim. Evliyim ve 3 çocuk babasıyım.

Baroya aday olmanızın sebebi neydi? Neyi eksik ya da neyin yapılmadığını gördünüz ve aday oldunuz?
Mesleğe başladığım 1996 yılından bu yana İlke Grubu adı altında bir grupla tanıştım. Bu grubun abileri Hasan Özen, Muzaffer Arslan gibi birçok abimle tanıştım. Kısaca meslek hayatımın ilk gününden bu yana ben baro seçimleri içerisinde aday veya bizzat nefer olarak bulundum. O anlamda baroya yabancı değilim. Son dönemde niye aday oldun dendiğinde sosyal bir sorumluluğun birileri tarafından alınması gerektiğini düşündüm. Zira geçmiş döneme baktığımız anda baromuz hiçte hak etmediği bir şekilde kamuoyunda algılandı. Çok kısaca baromuzun kurumsal kimliğini ki protokollerde en üst sıralarda yer alan bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) ya da baskı unsuru olarak kabul ederseniz Konya’mız için çok büyük öneme sahip Konya Barosunun hiçte hak etmediği içinde bulunduğu durumdan bir şekilde bir sosyal sorumluluk alarak bu göreve talip olduk. Aday olmamızın yegane temeli tekrar hak ettiği yere ulaşması, meslektaşlar arasında uzun zamandır hasretle beklediğimiz birlik ve beraberliğin sağlanması ve sadece hizmet etmesi düşüncesiyle bu göreve talip olduk.

Konya Barosu dün Türkiye’de neredeydi şimdi nerede olacak?
Türkiye’nin en büyük 6. Barosuyuz. 2 bine yakın avukat 300’e yakın stajyerimiz var. Konya Barosunun dün nerede olduğunu hepimiz görsel ve yazılı basından takip ettik. Özellikle 15 Temmuz’un ardından barolar birliği ve başkanların eşliğinde bir meclis ziyareti oldu. Meclis ziyaretinde geçmiş dönem baro başkanımıza karşı alınan tavır aslında şahsi olarak alınan bir tavır değildi. Orada şahsının olayın ne kadar içerisinde olduğu bizi pek ilgilendirmiyor. Neticede bu gizli bir soruşturma onu yargı camiasındaki yetkililer bu soruşturmayı yürüterek bir sonuca kavuşacaktır. Ancak burada yıpranan Konya Barosu oldu. Konya Barosunun mensubu olarak bizler de zarar gördük. Göreve geldiğimiz 2 Ekim’den bu yana şunu gördük. Olayı sadece meslektaş odaklı düşündük. Biz yönetmeye değil hizmete talip olduk. Zira bu makamlar bizler için fethedilecek bir kale olmadı.

Son dönemlerde hukukta bir yıpranma, yozlaşma hatta hukukun hukuksuzlaştırıldığı görüldü bazı kesimler için. Hukuk sisteminin çalışma sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz ve nasıl olmasını istiyorsunuz?
Bu konuda 15 Temmuz’un ardından demokrasi mitingleri düzenlendi. Hepimizin demokrasiye inancı tam. Ama demokrasinin temelini adalet oluşturuyor. Adaletin olmazsa olmazlarından biride serbestçe savunmayı temsil eden biz avukatlarız. Son dönemde özellikle malum yapılanma, örgüt, balyoz, ergenekon ve şike davalarıyla beraber yürüyen süreç hukuku inanılmaz derecede yıprattı. Bu yıpranma halk nezdinde yüksek olan hukuka yargıya olan güveni maalesef aşağılara çekilmesine sebebiyet verdi. Bunun temel sebebi malum örgüte hizmet eden vatanı milleti düşünmeyen başka odaklara hizmet etme gayesinde olan insanların yıpratması diyelim. İdeal olan hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı için el birliği ile vatandaş-avukat ve diğer kurum kuruluşlarla mücadele etmek sahip çıkmak zorundayız.

15 Temmuz öncesi hukuk sistemi bir yara aldı. 15 Temmuz’dan sonraki iyileştirme çalışmaları hukuk içinde yeterli mi?
Şimdi 15 Temmuz gecesi yaşanan hadisede hepimiz bulunduğumuz makam mevki ve sahip olduğumuz unvanları bir kenara bıraktık. Önce insan olduğumuzu, geleceğimizi, eşlerimizi, çocuklarımızı düşündük. Çünkü bu vatan bizim, bu vatan hepimizin. O anlamda bu yaşanan acı karşı, hain ve alçaklara karşı devletimiz ve bizler çok büyük bir reaksiyon gösterdik. Hemen ardından OHAL ilan edildi. Edilmesi gerekliydi de doğru bir karar.

Destekliyorsunuz musunuz OHAL’i?
Evet kesinlikle destekliyorum. İçimizdeki hain alçak çetelerin örgütlerin en son ferdine kalıncaya kadar temizlenmesi için OHAL ne kadar daha uzatılacaksa uzatılmalı. 3 binin üzerinde hakim savcı açığa alındı. Bana göre en hazırlıklı olan Adalet Bakanlığımızdı. Çünkü hazırda bekleyen 5 bine yakın hakim, savcı stajyerimiz hemen açığa alınanların yerine atandılar ve atanmaya devam ediliyor.

Konya’da eksiklik anlamında bir açık var mı?
Konya’da kısmen de olsa var. Ama tekrar söylediğim gibi hazır olan potansiyelle hakim savcı adayı arkadaşlarla bu açığın da kısa sürede kapatılacağını düşünüyoruz.

Görevden alınan hakim ve savcılar belki 30 bin 40 bin karar verdi. Bunların verdiği kararlar kamu vicdanını tatmin edebiliyor mu, endişeler var mı?
Verilen kararın iki tarafı var davalı ve davacı, ceza yargılamasında da müşteki ve sanık. Bu anlamda verilen kararın her iki tarafı da aynı anda memnun etmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Geçmiş dönemde malum örgüte bağlılığı olan kişilerin verdikleri kararları sorgulamak belki bugün için çok zor. Çünkü halen OHAL kapsamındayız ve halen hukuk dışı illegal yapılanmayla mücadele ediyoruz. Selçuk Üniversitesinde bugün akademisyen hemen hemen kalmadı ya da çok az kaldı. Madem onlar bir şekilde iştirak etti bu örgüte bizim mahkemelerin o kararlarına esas teşkil eden bilirkişi raporlarının da çok ciddi anlamda gözden geçirmek lazım. Ama bugün için kısa vadede mümkün müdür? Bence değildir. Sorgulanmalı mıdır evet sorgulanmalıdır. Bizler adaletin tecellisi için mücadele ediyoruz bu iddia için yola çıktık diyorsak bunların mutlaka değerlendirilmesi, irdelenmesi ve araştırılması gerekir.

Türkiye’de çok sayıda Hukuk Fakülteleri var nasıl buluyorsunuz?
Biz 94 yılında mezun olduk 7 tane fakülte vardı. Bugün 100’ü aşmış durumda. Maalesef üniversitelerde en kolay açılan fakülte Hukuk Fakülteleri. Arkasında bir sermaye laboratuvar istemeyen fakülte. Ancak bu nicelikle beraber nitelik anlamında gerekli artış ve kalite sağlanmış mıdır bana göre hayır. Türkiye’de 17 tane İcra İflas Hukuku dalında profesör var. Mevcut 17 profesörle bu öğrencileri istenilen, ideal eğitim sistemi içerisine ne kadar dahil edeceğiz. Arzu ettiğimiz hukuk camiasına katılacak arkadaşları ne kadar kaliteli yetiştirebileceğiz. Dolayısıyla çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın aynı nitelikte ve kalitede mesleği kazandıklarını ve mesleğe geldiklerini düşünmüyorum. Örneği muhasebecilerden veriyorum. Bugün serbest mali müşavir olabilmek için fakülteyi bitirdikten sonra üç yıl staj süreniz var. Stajın başlangıcında ve sonunda sınav mecburiyeti var. Bunlar çok ciddi sınavlar. Bizde de çok hızlı bir şeklide okulun bitirilmesinin ardından stajın başlangıcında ve bitiminde mutlaka sınav getirilmek zorunda./Nagihan Çapkın-Dursun Seyis

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.