Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

İstişare

A+A-
Arapça bir kelime olan istişare Türkçemize de aynen geçmiş ve bu şekilde kullanılmaktadır. Kelime anlamı da bir konuda görüş almak, danışmak demektir. Bir kimse bir konu ile karşı karşıya kalıp da karar veremediğinde konu hakkında bilgisi olan kimselere danışarak onların görüşlerini alması anlamına gelmektedir.

Bu anlamdan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: Danışılan kimsenin danışana nazaran danışılmak istenen konu ile ilgisi ve bilgisinin daha üst seviyede olması gerekir. Aksi hâlde danışmanın ve kendisinden bilgi ve fikir almanın bir değeri olmaz. Üstelik ulaşılmak istenen noktaya da ulaşılması mümkün olmaz.

Bu kelimenin bazı türevleri de Türkçemizde kullanılmaktadır: İstişarî ve Müsteşar kelimeleri bunlardandır. Bu kelimeleri günlük hayatımızda çok kullandığımız da bir gerçektir.
İstişarî demek, danışma ile ilgili, danışmaya konu olan ve danışma mahiyetinde gibi anlamlara gelmektedir, yani bu kelime Türkçemizde bu anlamlarda kullanılmaktadır.
Aslında günümüzde, çok farklı boyutlarda gelişen olaylar ve içine ister istemez düşülen durumlarla baş edebilmek için, konuyu çözmekle görevli ve ilgili kişilerin görüşlerinden faydalanmak akıllı kimselerin yapacağı işlerden birisidir.

Bu durum, içinde yaşadığı toplumun bir ferdi olan ve sadece kendi işleriyle meşgul olup onu yürütmek isteyen bir kimse ile başkalarını da ilgilendiren bir konuyu yönetmek ve yürütmek için görev almış veya görevlendirilmiş bir kimse olmak arasında bir fark yoktur. Gerektiğinde her iki durumdaki kimseler de yapacakları iş ve işlemler hakkında istişareye yani danışmaya ihtiyaç duyabilirler.
Özellikle de devleti yöneten ve bu konu ile görevlendirilmiş olanların çok çeşitli işleri yönetirken kendilerine danışılacak, hem de farklı alanlarla meşgul, kimselere sürekli olarak ihtiyaç duyabilirler. Bu tabii olduğu kadar aynı zamanda zaruridir de.
Burada şu hususu gözden kaçırmamak da gerekir: Kendisine danışılan, kendisiyle konu ile ilgili olarak istişare edilen kimse gösterdiği yol ve hâl çaresinden dolayı sorumlu olamaz. Çünkü o işle ilgili karar yine icra mevkiinde bulunan kimseye aittir. Sorumluluk da o kimseye döner.

Meselâ, günümüzde ekonomik hayatın çok çabuk değişmelere maruz bulunduğu bir gerçektir. Böyle bir ortamda belli bir ticari iş yapmak isteyen kimse konuyu kendisinden daha iyi bildiğini düşündüğü bir kimse ile istişare ettikten sonra o işi yapmaya karar verse, fakat beklediği sonucu da alamasa bundan sorumlu olan kendisiyle istişare ettiği kişi olamaz. İstişare sonunda o işi yapmaya karar veren kendisidir ve işi yürüten de kendisidir. Dolayısıyla sorumlu olan da kendisi olacaktır. Tabii olan budur.
İş yapan kişi bazında durum böyle olduğu gibi devlet yönetiminde bulunan kişilerin icraatlarında da durum aynıdır.
Bu sebepledir ki, kendisiyle istişare edilecek kimselerin de en az, icra mevkiinde olan, yani kendisine danışarak iş yapan kimseler kadar verecekleri istişarede sorumluluk duygusuna sahip olmaları gerekir. Aksi hâlde danışmanın bir anlamı kalmaz. Bu konuda ihtisasın ne kadar önemli olduğu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. 
Bu yazı toplam 165 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.