1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. İyi ki Dolmuştaydı!
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

İyi ki Dolmuştaydı!

A+A-

Aldığı son yolcu ile de iyice dolmuş olan minibüsle yoğun trafiğin arasında korna sesleri eşliğinde çarşı merkezine doğru yol almaya çalışıyoruz. Tahmin edebileceğiniz gibi Kampüs-Çarşı hattı üzerinde bir minibüsün içerisindeyiz.

Hiç gereği yokken klakson merakı tavan yapmış şoförlerin korna sesleriyle iletişim kurduklarını düşünürken, arada bir verilen kâğıt paraların nezaket ifadeleri ile elden ele dolaştırıldığı bir ortamda ön koltuktan gerilere giden bozuk para seslerini de dinliyoruz. Ayakta duranların bir koltuk boşalacağı umudu ile içerisini kolaçan ettiği bir durumda bazısı çevresini izliyor, bir kısmı elindeki ekrana hipnotize olmuş bir şekilde giderken şoför de ön koltuğa oturmuş bir arkadaşı ve hemen aradaki boşluğa bir mülteci gibi sığınmış diğer arkadaşı ile koyu bir sohbete dalmışlar, gidiyoruz.

Bu arada sonradan binenlerden şöyle uzun boyluca, kirli sakallı 30-35 yaşlarında birisi kulağında telefon bütün bir minibüs yolcularının duyacağı şekilde lakırdı ediyordu. Bir yakının uzun uzun rahatsızlığından bahsettiği kişiye de “annem” “annem” deyişinden kayınvalidesi ile konuştuğunu anlıyorum. Bütün bir yolculara yakınının uzun uzun hastalığı ile ilgili detaylı bilgi verdikten sonra sıra teşhis koymaya gelmişti… Elbette kıymetli yakınının rahatsızlığına “Allah’tan acil şifalar” diliyoruz.

Buraya kadar her şey doğal ve makul görünüyordu. Çünkü hastalık nedeniyle bilgilendirme ihtiyacı hissettiğini düşünmek istiyorum. Fakat sonraki muhabbet hayatı ve çocukları ile alakalı boyuta uzandı. Onları ne kadar çok sevdiğinden tutun da nasıl sevdiğine kadar bir dizi alengirli laflar ettikten sonra hatta bunu yüz ifadeleri ile de destekledikten sonra en küçüklerinin çok sevimli olduğunu ve onu çeşitli ifadelerle sevdiğinden söz etti. Çok rahatsız olmuştum, müdahale etmek istedim ama nasıl bir tepkide bulunacağını kestiremediğimden seslen(e)medim. Arada bir dolmuşta olduğunu ve rahat konuşamadığını da ifade etmekten geri kalmıyordu! İyi ki dolmuştaydı…

Bu tür durumlara mutlaka bir çoğumuz şahit olmuşuzdur. Şimdi yaklaşık 10-15 dakika bu kadar milletin içinde yüksek sesle telefonda konuşabilmek için nasıl bir duyguya sahip olmak gerekir anlayamadım? Çünkü toplu yaşam alanlarında uzun süre telefonda konuşmak hem diğerlerini rahatsız etmesi hem de özel hayatını diğerlerine ifşa etmesi açısından hiç uygun gelmedi nedense bana! Vel hasıl 15 dakikaya yakın başımızın etini yedi bu arkadaş!

Şimdi bunu neden yazıyorum? Hastalık da sağlık da Allah’tandır. İnsanlar iyileşir, hastalanır, tekrar iyileşir ya da ömür boyu kendisiyle birlikte bir hastalığı da taşımak zorunda kalır. Rabbim kimseye, bu arkadaş da dâhil “Dert Verip Derman Aratmasın!” Fakat yukarıda bahsettiğim kişinin yakınının rahatsızlığı mı daha olumsuz yoksa kendisinin rahatsızlığı mı daha kötü bilemedim? Şunu da iyi biliriz ki çocuklarının yaptığı hatalardan dolayı büyüklerine ya da büyüklerinin yaptığı hatalardan dolayı küçüklere suizan beslemek doğru bir davranış değildir. Hatanın da yanlışın da mülkiyeti kişiye aittir.

Elbette kıymetli yakınına acil şifalar dilerken kendisine de acil şifalar dilemek istiyorum. Müsaade ederseniz bunca stres ve gürültüye rağmen bir de yüksek sesle gereğinden fazlaca telefonda konuşan birisine “geçmiş olsun” diyemesek de “Allah’tan acil şifalar” dileyelim. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.