1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. KADIN KATİLLERİ…
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

KADIN KATİLLERİ…

A+A-

TBMM’de kulisler dolaşan sözlerle yıkılıyor. Ne çapulcu başının Kuzey Irak’ta gayrimeşru referandumu, ne uygulanacağı iddiada kalan yaptırımlar, ne dövizdeki hızlı yükseliş ve ekonomik kiriz, iki defa üst üste değiştirilen MTV, ne de her gün teröre verdiğimiz onlarca şehitlerimiz.

 Akşam yatıyoruz; Melih Gökçek ve diğer belediyelerde bazı belediye başkanları istifa edecek mi, görevden alınacak mı?

Sabah TV’leri açıyoruz  

Acaba kimlerin ferman ile kellesi gidecek veya kurtarabilecekler var mı?

İşte gündem bu?

Ak Parti’de belediyelerden sonra vekillerde sıra gelecek gibi. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan Afyon’da verdiği mesaj açık:

“ Yorgun ve yıpranmışlarla yola devam edemem. Yoksa biz değiştirmezsek sandıkta halk bizi değiştirecek” dedi.

+++ 

Şimdi dönelim şu kadın katillerine…

 

Belki size bugün yazacağım yazı garip gelecek.

Belki feministler tepki gösterecek.

Belki birçoğunuz kızacak, birçoğunuza da düşünme fırsatı vereceğim.

Neden mi?
Nedenini açıklayayım.

Dünya’da elbette vardır ama bizde bir süredir tutturuldu :
“Kadın hakları, Kadın hakları”

Peki erkek hakları yok mu?

Kadın eşinden şiddet görüyor.

Kadına şiddet uygulamak hiçbir zaman doğru değildir. Kaldı ki, dinimize göre kadınlarımız bize emanettir. Buna bir diyeceğim olamaz.

Ne yazık ki, geçen yıl Türkiye’de 285 kadın katledilmiş. Daha dün Alanya’da yabancı uyruklu bir kadını polis yerde jopladı, tartakladı. Bu doğru değil ama, kadının ne yaptığını kimse sormuyor. Avrupa ülkelerinde polise karşı geldin mi hiç gözünün yaşına bakılmıyor ve gereği yapılıyor.

Önce şunu bilelim.

Allah’ın verdiği canı Allah alır. Bir insanı katletmek, insanlığı katletmek gibidir. Bu madalyonun diğer tarafına bakarsanız,  acaba kadın ne yaptı da ölümü hak etti. Hani bir söz vardır:
 Ölen, öldürene ne yaptı ki …

Peki  kadın, erkeğinin meşru isteklerini yerine getiriyor mu?

Bu soruya cevap arıyorum.

Eşini dinlemiyorsa, kadınlık görevini yerine getirmiyorsa, eşini küçük düşürmek için elinden geleni yapıyorsa, eşine ayak uyduramadığı için sinir bozucu işler yapıyorsa, her yerde problem çıkartıyorsa ve erkek kadına şiddet uyguluyorsa bununu sorumlusu kim?

Sonrası var.

Kadın şiddet görüyor da, erkek görmüyor mu?

Bundan bahseden yok.

Şiddet illa darp ederek olmaz. Psikolojik şiddette var. Özellikle sonradan 2. Evlilik yapan bayanların sonraki eşini oğlu, kızı ile yâda evi terk ederim diyerek tehdit ediyor. Söylediği sözlerle erkeği tahrip ediyorsa, bu kadına erkek, gül mü verecek?

Ben biliyorum ki, erkeklerde eşinden şiddet görüyor ama  bizim toplumda bunu söylemesi garipsenir ve hatta dalga geçinilir. Onun için erkek bu şiddeti sineye çekiyor.

Kimse bundan bahsetmiyor.

Bazen merak ediyorum, acaba gazete okuyor olabilirler mi?
Saçma sapan yarışma programları, abuk sabuk diziler yerine haberleri mi izliyorlar?
Bu tuhaf "domino etkisi" nasıl, nerede başlıyor?

İşte bu noktada erkek çileden çıkıyor.

Rahmetli anamın bir sözü vardı.

“ Erkeğin eline sopayı, görevini yapmayan kadın verir.”

Yoksa erkekler cani ruhlu da, kadınlar melek mi?

Ben yine biliyorum ki, kocasına basit nedenlerden dolayı beddua eden, hatta ona olmadık hakaretler yağdıran, ortalığı velveleye veren nice kadınlar vardır. Kadın olduğunu unutup, erkeğin fiziğini, gücünü düşünmeden ona saldıran kadınlar vardır.

İşte böyle olunca da  o vahim olay ortaya çıkıyor.

Olmuyorsa ayrılmak en doğrusudur. Onu da yapmıyor. Yıllarca mahkeme koridorlarında erkeği uğraştırıyor. Sabrın sınırlarını zorlayan kadınlar var olduğu bir gerçek.

Burada İskender’in bir sözünü yazayım.

Olmuyorsa zorlama,

Bırak orada kalsın.

Sorun ne sendedir, ne de sevgini gösterme biçiminde.

Bazıları sevilmekten hoşlanır.

Bazıları ise sürünmekten. Hepsi bu.

Yoksa istisnalar hariç hiçbir erkek cani olmak, katil olmak ve kan dökmek istemez.

Türkiye'nin herhangi bir kentinde, köyünde kasabasında kadın cinayeti işleniyor...
Bazen bir metropolde, bazen de küçük bir şehirde...
İşte ne oluyorsa, o andan sonra başlıyor sanki...
Bir katilin parmağındaki barutun izi silinmeden, diğeri tetiği çekiyor...
Sonra bir başkası sarılıyor silahına...
Sonra biri...
Biri....
Biri daha...

Bir küçük temasla birbiri ardına devrilen domino taşları misali, cinayetler de peşi sıra devam ediyor...
Olan çocuklara oluyor. Kadın inadına yenik düşüyor.

Daha niceleri var. Bence bayanlar kusura bakmasın.  Onların bir çoğu erkeklerden cani.  İşte İzmir’de annesini kesen iki kız kardeş daha önceki gün cezasını aldı.

Peki nasıl   çözülecek bu cinayetler ?
 

Kadının erkeğini dinlemesiyle, iki kişinin bir birini tahrik etmeden anlamasıyla mı?
Yoksa İskender’in dediği gibi olmuyorsa, adam gibi ayrılmak, sonra da kadın veya erkek bir birini rahatsız etmeden, görüşmeden, görüşürse bile bizim toplum kabul etmez. Medeni biçimde…

Yoksa silahın peynir ekmek gibi satılması önlenerek mi?
Kadınlara, "Evlilik, evcilik değil... Kimle evleneceğinize iyi karar verin" diye eğitim verilerek mi?
Ve bazı erkeklere, "O kadın senin tapulu malın değil. Evlenmek gibi, boşanmayı da doğal karşılayıp, kendi yoluna gideceksin" düşüncesi, beyinlerine "şırınga" ile enjekte edilerek mi!
Nerede, nasıl ve kim çözecek!

Ama şunu belirteyim. Yukarıda da belirttim. Kadın hakları, kadın hakları diye diye bu noktaya geldiğimizi düşüyorum.

Birazda erkek haklarına baksak.

Ne dersiniz?

Dün son örnek,

Yozgat’ta aile faciası.

Damat  eşini ve ailesini katletmiş, sonrada kendisi intihar etmiş.

Şimdi kim haklı.

Damadı bu noktaya getiren olay ne?
Allah iyi insanlarla karşılaştırsın. Allah azıl, fikir, izan ve her iki tarafa da edep versin.

+++

Burada azı kesime de bir örnek sunayım.

Müftü nikâh kıyamaz diye ortalığı ayağa kaldıranlar…

Atatürk’ün Latife hanımla evlendiğinde nikâhını İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi kıydığını biliyor muydunuz?

Avrupa, Avrupa deriz.

Gemide kaptan nikâh kıyar,

Kilisede papaz nikâh kıyar.

Niye Cami’de müftü nikâh kıyamaz ki…

 

Bu yazı toplam 143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.