1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. KÂFİR Mİ MÜMİN Mİ? 
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

KÂFİR Mİ MÜMİN Mİ? 

A+A-

İmam-ı Azam’ın da bulunduğu bir mecliste birisi şöyle bir soru sordu: “bir adam ki, cenneti istemez, cehennemden korkmaz, ölü eti yer, rükusuz, secdesiz namaz kılar, görmediğine şahitlik eder, fitneyi sever, hakkı istemez, bu adam kâfir midir, mümin mi?”
 Mecliste bulunanlar ağız birliği etmişçesine “bunlar kâfirin sıfatlarıdır, böyle bir adam kâfirin ta kendisidir.” dediler. İmam-ı Azam susuyordu: “Ya imam sen ne dersin?” dediler. İmam-ı azam, “bunlar müminin sıfatıdır, böyle biri müminin ta kendisidir” dedi. İtiraz ettiler: “ya imam nasıl olur, mümin cenneti istemez mi?, cehennemden korkmaz mı ?..” diye.
 İmam tek tek açıkladı: Gerçek (bilinçli) mümin cenneti istemez, sahibini (Allah’ı) ister, cehennemden korkmaz, sahibinden korkar, ölü eti dediğiniz balıktır, görmediğine şahitlik eder, çünkü Allah’ı görmez ama kesin inanır, rükûsuz secdesiz kıldığı namaz cenaze namazıdır, fitneyi sever, çünkü fitneden maksat mal ve evlattır, (Kuran’da mal ve evladın müminler için fitne-imtihan- olduğu belirtilmiştir); Hakkı, istemez, çünkü  haktan kasıt ölümdür, mümin de olsa ölümü temenni etmez.”
MAL SEVGİSİ KALBİ KAPLAMAMALI
Büyük fıkıh (hukuk) bilgini, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanif’inin (vııı. yüzyıl) İlmi faaliyetleri yanında ticaretle de meşgul zengin bir zat olduğu malumdur. Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra da ticari işleri ile uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi: “ya imam gemin battı!..” (imamın ticari mal taşıyan gemileri var) İmam-ı Azam bir anlık tereddütten sonra “Elhamdülillah” dedi. Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber verdi: “ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş.”İmam bu yeni habere de: “elhamdülillah,” diyerek mukabele etti. Haber getiren kişi hayrete düştü: “ya imam, gemin battı diye haber getirdik “elhamdülillah” dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim yine “elhamdülillah” dedin. bu nasıl hamt etme böyle?” İmam-ı azam izah etti: “sen gemin battı diye haber getirdiğinde iç âlemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah’a hamd ettim. Batan geminin benimki olmadığı haberini getirdiğinde de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah’a şükür ettim.”
LÜZUMSUZ KONUŞMA VE TESBİHAT. 
Denildi ki; Muhakkak kul lüzumsuz sözleri yüzünden ahiret günü beş durakta durdurulur, onun hesabı ve korkusu uzar. Onun eti ve kalbi bundan dolayı erir ve üzüntüden paramparça olur.
Evvela; Ona denir; Şu şu kelimeleri neden konuştun? Sana lüzumlu muydu?
İkincisinde; Konuştuğun şeylerin sana bir faydası var mıydı?
Üçüncüsünde; Konuşmasan sana bir zarar gelecek miydi?
Dördüncüsünde; Sen sussan ve onun akıbetinden emin olsan daha iyi değil miydi?
Beşincisinde; Sen onun yerinde; "Subhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber" olmaz mıydı?" denilir
SUBHANALLAHİ VELHAMDÜ LİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHU VALLAHU EKBER
Bu tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler. Ebu Hureyre (R.A.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir." "Her kim bu duayı okursa her okuyuşunda cennette kendisi için bir ağaç dikilir.” Bir başka rivayette de İbni Mes"ud (ra) anlatıyor: “(sas) buyurdular ki: Miraç sırasında Hz. İbrahim’le karşılaştım. Bana: Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve haber ver ki, cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu  ekber cümlesidir. (Tirmizi: Daavat, 60). 
Cennet hazinesi olan, "Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür. Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihat [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah buyurdu ki: (Bâkıyat-üs-sâlihatı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.) Tekbir :Allahu ekber, Tahmid :Elhamdülillah, Tesbih :Subhanallah, Tehlil :La ilahe illallah, Temcid :La havle vela kuvvete illa billah İsrafil (a.s) Peygamber Efendimize (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi : ” Ya Muhammed (s.a.v) , bir kimse ; Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illAllahu vAllahu ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” (Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başkasında güç ve kudret yoktur.) tesbihini bin defa okursa Allahu Teâlâ ona beş haslet ihsan eyler; 1. ALLAH (c.c) onu çok zikreden zümre arasına yazar. 2. Gece ve gündüzde kendisini zikredenlerin en faziletlisi eyler. 3. Bu tesbihler, onun için Cennette dikili ağaçlar olur. 4. Bu tesbihler, o kimsenin günahlarını döker. Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi. 5. Allahu Teâlâ onu gözetir. Allahu teala bir kimseyi gözetirse ona azap etmez…

Bu yazı toplam 1322 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar