1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. KÂFİRLERDEN DOST OLMAZ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

KÂFİRLERDEN DOST OLMAZ

A+A-

                                 

        Kâfirlerin Müslümanların dostu olamayacağı konusu Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça hatırlatılmış, ayrıca farklı olaylar sebebiyle ortaya çıkan durumlar göz önüne getirilerek tekrar edilmiştir.

         Bizim dost olarak ifade ettiğimiz terim Kur’ân’da ‘veli’ (çoğulu evliyâ) olarak ifade edilmektedir. Bu ifadenin karşılığı Türkçemizde her ne kadar dost olarak değerlendirilmişse de bu dostluk bizim bugün kullandığımız anlamdan daha derin bir anlam ifade etmektedir. Arasına bir başkasının veya bir başka şeyin giremeyeceği kadar iki kişi veya şey arasındaki maddi yakınlığı da ifade eden bir dostluk ve yakınlıktır.

         Bu ifadelerden bir kaçını nakledelim: “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez” (el-Mâide, 5/51).

         “Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. (en-Nisâ’, 4/144).

         Bu iki âyet bize durumu en açık bir şekilde ifade etmektedir. Yani Müslümanlar ve Müslüman olmayan kimselerle bire bir münasebet kurabilirler, hatta birbirlerine yemek de ikram edebilirler. Yani bir Müslüman Yahudi veya Hıristiyan olan birisine ikramda bulunabilir, onların kendisine yapacakları ikramı da (dinimizin helâl kıldığı bir yiyecek olmak kaydıyla) kabul edip yiyebilir. Burada yasaklanan dostluk aralarından su sızmayacak derecede birbirlerine yaklaşarak, sırlarını onlara açacak derecede olan bir yakınlıktır.

         Ayrıca unutulmaması gereken husus kendilerinden birisi araya girecek olursa sizinle olan yakınlık onlar tarafından unutulur ve size karşı birleşmeleri uzak bir ihtimal değildir.

         Âyetin, özellikle onların birbirlerinin dostu olduğu üzerinde durmasının anlamı da budur.

Dikkat edilirse âyet, Yahudi ve Hıristiyanları kendi unvanları ile zikretmiş bulunmaktadır. Bu durumda bizim, Kudüs konusunda Hıristiyan olan ABD nin Yahudileri desteklemesini garip karşılamamız gerekir.

Hıristiyan olan bir devletin yine kendisi gibi vatandaşları Hıristiyan olan bir başka devletle olan yakınlığı zaten kimse tarafından garip karşılanmaz ve yadırganmaz. Fakat ayrı dinlere mensup vatandaşları bulunan devletlerin yakınlığı dikkat çekicidir. İşte Dinimiz bize bu durumu hatırlatarak garip karşılamamamızı, bu durumun onların tabii halleri olduğunu bize bildirmektedir.

Tarih boyunca bu durumun böyle olduğunu çeşitli olaylar sebebiyle hep görmüş bulunuyoruz.

Ben konu ile ilgili olarak şu örneği sık sık tekrar ederim: Biliyoruz ki, Birinci Cihan Harbi karşılıklı, üçer devletten oluşan iki grup (ittifak ve itilâf grupları) devlet arasında gerçekleşmiştir.

Bu gruplardan birinde İngiltere, Fransa ve Rusya yer almış, diğerinde de Almanya, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu birleşmişti. Dikkat edilirse savaş tamamen Osmanlı topraklarında yapıldı. Ne İtalya ve ne de Almanya toprakları üzerinde harp asla yapılmadı.

Dört yıl süren harbin sonunda bakıldığında bütün toprak kaybı Osmanlılarda gerçekleşti. Haydi karşı tarafı galip olduğu için bir zarara uğramadığını kabul edelim; Yenilen tarafta yer alan ne Almanya ve ne de İtalya’nın bir kaybı olmadı.

Osmanlı, harpten sonra Afrika, Avrupa ve Asya kıtalarında bir çok toprak kaybederken, yanında yer alan diğerlerinin kaybetmemesi âyetin verdiği haberi doğrular nitelikte değil idir?

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.