1. YAZARLAR

  2. Hüseyin ERYILMAZ

  3. Kafirlere Şefaat Yoktur
Hüseyin ERYILMAZ

Hüseyin ERYILMAZ

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kafirlere Şefaat Yoktur

A+A-

Yukardaki ayetlerde geçtiği gibi Kafirlere kesinlikle şefaat yoktur. Şefaatin ilk ve en önemli şartı imandır. Şuara Suresinde puta tapan kafirlerin, ahiretteki çaresizlikleri anlatılırken şöyle dediklerini Mevla Teala haber veriyor: “Artık bizim için hiçbir yardımcı ve yakın bir dost yoktur”(Şuara 100-101)

Müdessir suresinde de bu durum şöyle bildiriliyor:“Sizisekar’a sokan şey nedir? Dediler ki, Biz namaz kılanlardan değildik! Yoksulu da yedirmezdik. (Allah’ın ayetlerini inkara) girişenlerle birlikte biz de dalmaktaydık. Ceza gününü de yalan saymaktaydık. Ta ki o kesin gerçek bize geldi! Artık şefaatçilerin şefaati fayda vermeyecektir.”(Müdessir 42-48)

Başka bir ayette ise şefaat edenlerin hali açıklanmıştır: “Onlar Allah’ın razı olduklarından başkasına şefaat etmezler.” (Enbiya 28)

Bu Ayeti Kerimelerden de anlaşıldığı üzere ahireti inkar eden kafirlere şefaat fayda vermeyecektir. Ayrıca ayette: “Şefaatçilerin şefaati” ifadesi şefaatçilerin olduğuna ancak kafir ve müşrikler şefaat etmek isteseler bile fayda vermeyeceğine işaret eder.

ALLAH’IN İZNİ!

Yine Bakara suresinde “Ey iman edenler” diye başlayan 254. Ayeti kerimesinde “nebirdostluk ne de bir şefaat vardır” buyurmaktadır. Ancak bu ayete de, “şefaat yok” diyemana veremeyiz, “Allah’ın izni olmaksızın” şefaat yoktur manası verebiliriz. Aksi takdirde diğer ayet-i Kerimeler ile çelişiriz. Kur’an’da ise çelişki yoktur.

Bakınız hemen peşinden gelen Ayete’lKürsi’de Mevla Teala:“O’nun izni olmadan şefaat edecek olan kimdir?” buyurmaktadır.

Günde 5 vakit namazın ardından okuduğumuz bu ayeti kerime, ahirette şefaatin var olduğuna delildir. Çünkü bir şeyin izne bağlanmış olması, izin verilmesi halinde o şeyin mümkün olduğunu gösterir.

Yine aynı manayı teyit eden başka bir ayeti kerime de:“O’nun izni olmadıktan sonra hiçbir şefaatçi şefaat edemez.” (Yunus 3)

Başka bir ayette:“Rahman’ın huzurunda söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecektir.” (Meryem 87)

Başka bir ayette:“O gün, Rahman’ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.” (Taha 109)

Bu ayati kerimede sözünden razı olduğu kimse buyurarak mümin kişilerin hepsini içine almaktadırki, Peygamberler ve diğer şefâatçılarınşefâatları, Allah’ın râzı olacağı ve haklarında şefâat edilmeye izin verdiği kimseler hakkında olacaktır. (Enbiyâ, 27-28; Duhân, 41-42; Buharî, Cihad, 189; Müslim, İmare,

Kimlere şefaat hakkı verilecektir;

Peygamberler; Melekler.alimler; şehitler; salih müminler; çocuklar; cennet ehlinin münasip gördüğü bazı kişilere şefaat hakkı verilecektir. Yani ahirette şefaatın olacağı kitap ve sünnetle sabittir.

Peygamber, velî, şehid ve bildikleri ile amel eden imanlı âlimler ve kâmil mü’minler gibi Allah’ın müsaade ettiği, rızasına mazhar olmuş, nezdinde bir değer ve yakınlığa erişmiş kimselere şefâat etme izni verilebilecektir. (Bakara, 255; Yûnus, 3; Meryem, 87; Tâhâ, 109; Zuhruf, 86; en-Necm, 26)

MAKAM-I MAHMUDHer ezandan sonra yaptığımız duada “Vaad ettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır” diyoruz. Peki, Makam-ı Mahmud’un ne olduğunu biliyor muyuz?

Peygambermiz buyuruyor ki;

“Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52)

Ebu Hureyre (RadıyallahuAnh)’ın bildirdiğine göre Peygamberimize: “Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a (övgüye değer bir makama) yükselteceği ümit edilir.” (İsra 79) ayetinde zikredilen makam-ı mahmuddan sual edildi. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Bu şefaattir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Tefsir 17 (nr.3136); Beyhaki, Şuabü’l-İman, nr 300)

Görüldüğü gibi Peygamberimizin şefaat edeceği hususi bir makamı vardır. Ve biz her ezanın arkasında, Allah’uTeala’ya, Resulüllah efendimizi bu makama ulaştırması için dua ediyoruz. Efendimiz ezanı tekrar edip, ezan duasını okuyanlara da şefaat edeceğini bildirmiştir. (Buhari ezan, 8, 17; Ebu Davud, Salat, 37; Tirmizi, Mevakit, 43, Salat, 42; İbniMace Ezan nr. 714)

"Resulullah (sav) buyurdular ki: "Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir." [Tirmizi, şu ziyadeyi kaydeder: "Hz. Cabir (ra) dedi ki: "Kebair (büyük günah) ehli olmayanın şefaate ne ihtiyacı var!"]

Kaynak: Tirmizi, Kıyamet 12, (2437); Ebu Davud, Sünnet 23, (4739); İbnuMace, Zühd 37,

Nitekim Rasûlullah Efendimiz (s.a.v):“Her peygamberin (mutlaka kabul edileceği vaad edilen) bir duası vardır. Bütün peygamberler o dualarını bu dünyada yaptılar. Ben ise duamı kıyamet günü ümmetime şefâat etmek için sakladım. Bu şefaatim inşaallah ümmetimden, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan vefat edenlere fayda verecektir.” buyurmuşlardır. (Müslim, Îmân, 338. Krş. Buhârî, Daavât, 1; Tevhid, 31; Müslim, İman, 86)

Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan imam-ı a’zam hazretleri,(Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber)

 

Bu yazı toplam 301 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum