Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalkışma / Devrim

A+A-
Bilindiği gibi bir hafta önce memleketimizde ihtilâl yapma yolları arandı. Ancak muvaffak olunamadı. Bundan dolayı yapılan bu harekete kalkışma dendi. Yani istedikleri neticeye ulaşamadılar. Eğer hareketleri, düşündükleri ve istedikleri şekilde neticelenecek olsaydı o zaman yapılan harekete ihtilâl / devrim denecekti.
Böyle bir denemede bulunanların şüphesiz asıl niyetleri ihtilâl yapmak idi. Yani mevcut kurulu düzeni ortadan kaldırıp yerine yeni bir düzen kurmak niyetinde idiler. Ama istedikleri olmadı.
Gerçi geçmişte Cumhuriyetimiz böyle hareketlere şahit olmuştu. Olmuştu, fakat bu kalkışma, önünde bulunan örneğine ve hatta örneklerine bakacak olursak kötü bir noktada ve zamanda gerçekleştirilmek istendi ve Allah’a şükürler olsun ki, kendilerinin âkıbetleri kötü oldu. İnşallah bu durum bundan sonra aynı şeyleri yapmak ve yeni denemelerde bulunmak isteyenlere iyi ve güzel örnek olur. Yani âleme ibret olur.

Geçmişte yapılan bu hareketlerin tamamını görmek ve değerlendirmek benim için de mümkün oldu. Ancak bende bıraktıkları izler pek de müspet değil. Yani iyi ki, yapıldı diyebileceğim bir olay olarak iz bırakmadı. Aksine bu da nereden çıktı? Yapılan işle varılmak istenen neticenin birbirinden tamamen uzak olduğunu gördüm.
Ancak bende bıraktığı izlerin ne olduğunu gözümün önüne getirdiğimde yapılan bu hareketlerin hepsinde bazı ortak noktaların bulunduğudur. Konuyu masaya yatırdığımda şu ortak noktaları tespit etmemiz de mümkün olacaktır. Benim şâhit olduğum ilk ihtilâl 27 Mayıs 1960 yılında yapılan ihtilâldir. Bu ihtilâl Ordu tarafından gerçekleştirilmiş bir ihtilâldi ve silâhlı bir müdahale neticesinde gerçekleştirildi.

İkincisi ise 1971 yılında silâhlı bir müdahale yapılmadan Ordumuzun üst kademeleri tarafından zamanın hükümetine verilen bir muhtıra ile gerçekleştirilen bir ihtilâldi.
Üçüncüsü ise yine ordumuzun üst kademelerinde, yani komuta kademelerinde yer alan 12 Eylül 1980 de komutanlar tarafından gerçekleştirilen ihtilâldir.
Bu üçüne de baktığımızda ortak nokta olarak ihtilâllerin ordu tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu görürüz.
15 Temmuzda gerçekleştirilen, kalkışmada da başrollerde ordunun olduğunu görmekteyiz. Allah’a şükürler olsun ki, bu hareket kalkışma yani isyan seviyesinde kalmıştır. Yani ihtilâl olarak gerçekleşmemiş ve kalkışma, yani isyan seviyesinde kalmıştır.
Burada o günleri gören ve takip eden bir kimse olarak şunu da tespit etmiş olduğumu paylaşmak isterim: Bu ihtilâl ve muhtıra ile hükümet deviren kimseler her hareketlerinden önce bir Amerika seyahati gerçekleştirmiş bulunuyorlardı. Yahut şöyle diyelim: Yapılan her ihtilâl ordu üst kademelerinde yer alan, yani ihtilâller, hep komuta kademesinde bulunanların Amerika seyahatlerinden dönüşlerinin akabinde gerçekleşmiş olduğudur.

Nedense bu husus da benim her defasında dikkatimi çekmişti. Şimdi bakıyor ve düşünüyorum : Bu son kalkışmanın içinde yer alanlar ve hatta işin başında bulunup silâh kullananlar ordu mensuplarımız olduklarına göre, acaba onlar da bu kalkışmadan önce Amerika seyahati gerçekleştirmişler miydi? Eğer bu yapılmamışsa eksik kalmış demektir.
Ancak buna ihtiyaç göstermeyen bir durumu da göz ardı etmeyelim. Bu işin başında bulunan kimse zaten Amerika’da bulunmakta yıllardır onlarla iç içe yaşamaktadır.
Buna göre soru şudur: Bu kalkışmada başı çekmiş görünen ve gerçekte de öyle olan Fethullah Gülen örgütünün arkasında da Amerika var mıdır?
Bence düşünüp araştırmaya değer. 
Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.