Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalkışmanın Zamanı

A+A-
Bu kalkışmaya kadar daha önce yapılmış olan ihtilâllerin gerçekleştirildiği zamanlara bakarsak hepsinde ortak bazı noktaların bulunduğu dikkatimizi çekecektir.
Cumhuriyetimiz kurulduğu günlerden itibaren bazı sıkıntılı günler yaşamıştır. Buna kuruluş günlerinin sıkıntıları ve sancıları olarak bakabiliriz. Ancak yapılan seçimlerle iş başına gelen partiler bir önceki iş başında bulunan yani iktidar olan partinin veya partilerin eksik bıraktıkları işleri görerek onları telâfi etmeye çalışmışlardır.
Zaten bir memlekette kalkınmanın gerçekleştirilmesi de ancak bu şekilde olur. Nitekim Cumhuriyetin kuruluşundan 1950 yılına kadar iktidarda bulunan parti rakipsiz olduğu için gerçek bir kalkınmayı sağlayamadı. Ancak 1950 yılına tekaddüm eden yıllarda yeni partilerin kurulması 14 Mayıs 1950 yılında yapılan seçimlerde yeni bir partinin iktidara gelmesini sağladı.

Bu parti Demokrat Parti idi ve lideri de Adnan Menderesti.
Adnan Menderes, önceki yıllarda iktidarda bulunan tek partinin eksik ve yanlışlarını bilerek ve bunları vatandaşlara duyurarak yanlışları düzeltmeye ve yenilikler getirerek memleketi kalkındırmaya niyetli ve bu konuda azimli idi. Bunu da seçmenlerine iyi bir şekilde duyurmuştu. Gerçekten de iktidarda bulunduğu on yıllık dönemde beklenen ve istenen kalkınmayı sağlamış, önceki döneme göre vatandaşlar hak ettikleri gerçek bir refaha kavuşmuşlardı.
İşte tam böyle bir zamanda 27 Mayıs 1960 darbesi gerçekleşti. Ancak darbeyi yapanlar devirdikleri iktidarın yaptıklarını devam ettirecek bir görüşe ve kabiliyete sahip kimseler olamadıkları için yeni bir ilerleme ve gelişme olmadığı gibi, aksine gittikçe de geriye doğru bir gidiş meydana geldi.

Çünkü iktidarda bulunanlar tek parti döneminin yöneticileri idiler ve kendilerini Cumhuriyet’in kurucuları olarak her şeyi hak ettiklerini sanıyor ve bu durumu millet için yeterli görüyorlardı.
Tek cümle ile söyleyecek olursak, kendi memnuniyet ve refahlarını halkın refahı olarak görüyorlardı. Böyle bir durumda yeni kurulan Adalet Partisi ve Onun Lideri Süleyman Demirel bazı vaadlerde bulunarak girdiği seçimi kazandı ve gerçekten de vaatlerini yerine getirmek için çalıştı. Sonunda da vatandaşlar kalkınmadan nasiplerini aldılar.
Ne var ki bu durum 1971 yılında verilen bir muhtıra ile sona erdi. Çünkü bu muhtıra ile Demirel ve Partisi iktidardan uzaklaştırılmıştı. Ancak yerine kurulan hükümetler kalkınma hamlelerini akamete uğratmaları yetmezmiş gibi onları arattılar. Kalkınma yerinde saymakla kalmadı hatta geriledi.
Bundan sonra kurulan koalisyon hükümetlerinin mümkün olduğu kadar attıkları ileri adımların arkasından ise yine bir darbe gerçekleştirildi. Bu darbenin adı ise 12 Eylül darbesidir.
Bu günlerde gerçekleştirilmek istenen darbe de on dört yıldan bu yana memleketin huzur ve refahını artırmaya uğraşan ve büyük çapta da bunu gerçekleştiren bir partinin sevilen Liderine karşı duyulan kıskaçlığın bir eseri olduğunda şüphe yoktur.

Şöyle de denebilir: Bu, sadece duyulan bir kıskançlık değil, memleketin büyümesi ve milletin refahının artmasını istemeyen ve bunu asla kabullenemeyen dış düşmanların içte geliştirdikleri düşmanlıkla birleşerek gerçekleştirmek istedikleri bir hareketin ta kendisidir.
Buna göre şöyle söyleyelim: Neredeyse altmış yıldan bu yana gerçekleştirilen bir takım darbelerin ortak bir noktası bulunmaktadır. Bu da memleketimiz ne zaman bir atılım yapsa ve ilerleme hamlesi gerçekleştirse karşısında engel olacak böyle davranışların sergilendiği bir takım hareketlerle karşılaşmaktadır.
Bunların tesadüf olduğunu söylemek saf dillilikten öte bir şey kazandırmaz.
Bu yazı toplam 119 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.