Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kandili Kutlamak

A+A-
Bilindiği gibi “Mevlid”, “Berat”, “Mi’raç” “Regaib” ve “Kadir” geceleri Osmanlılardan beri milletimizce kutsal sayılarak özel olarak kutlanan gecelerdir.
Aslında bu gecelerin kutlanmasının temelinde dinin bulunduğunu söylememiz mümkün değildir. Ancak bu gecelere milletimiz tarafından önem atfedilmiştir. Bundan dolayı da kutlanmasa milletimizin içinde bir eksiklik hissedileceğinde şüphe yoktur.

Bu gecelere atfedilen özellikleri şöylece özet olarak söyleyebiliriz: Mevlid, Hz. Peygamber as.’ın doğumunu ifade etmektedir; O’nun, doğduğu ve dünyayı teşrif ettiği gecedir. Berat gecesi af ve bağışlanma gecesi, Mi’raç Hz. Peygamber a.s.’ın göğe yükseldiği gece, Regaib Hz. Peygamber as.’ın ana rahmine düştüğü gece ve Kadir gecesi de Kur’ân-ı Kerîm’in Hz. Peygamber as.’a inmeye başladığı gecedir.
Her ne kadar İslâm’ın ilk yıllarında ve asırlarında her hangi bir kutlanma durumu söz konusu değilse de sonraki asırlarda, Fatımîler zamanında Mısır’da kutlanmaya başlamış; on altıncı asırdan itibaren de Osmanlılar zamanında bu geceler özel olarak kutlanmaya devam edilmiştir.
Sadece kutlanmakla kalmamış bu gecelere özel önem verilmiştir. Bu önemlerin başında da başta İstanbul camileri olmak üzere kandillerle donatılma ve Mevlitlerle naatların okunması gelmektedir.
Özellikle Süleyman Çelebi’nin on üçüncü asırda kaleme aldığı şiir şeklindeki Mevlidin, yani Hz. Peygamber as.’ın doğumunu anlatan manzumenin okunması birinci derecede önemsenmiştir.
Başlangıçta sadece nazım olarak okunan bu mevlid zamanla nağme ve makamlarla okunmaya başlamıştır.
Bilindiği gibi, “Mevlid” doğum zamanı, doğmak, yani dünyaya gelmek demektir. Günümüzde Özel olarak Mevlid, Hz. Peygamber as.’ın doğumu ve doğduğu geceyi ve bunu anlatan nazımları ifade eder.
Bu sebeple de bu doğumu anlatan pek çok nazımlar asırlar boyunca yazılmış ve bu önemli doğumu anlatması sebebiyle de muhtelif zamanlarda çeşitli sebeplerle okunmuştur.
On üçüncü yüz yılda yaşamış olan Süleyman Çelebi de Hz. Peygamber as.’ın doğumunu anlatan ve adına ‘vesiletü’n-necât’ dediği bir nazım kaleme almıştır. O zamana kadar yazılanlar içinde en çok tutulan ve en çok okunan mevlid olmuştur. Diğerleri Süleyman Çelebi’ninki kadar şöhret bulmamıştır. Bu nazım halk tarafından beğenildiği için de zaman zaman bu metin okunmuş ve zamanla da makamlı ve nağmeli olarak okunmuştur.

Dikkat edilirse çoğu zaman bu gecelerin adları anılmaksızın günümüzde Osmanlılardan kalma gecenin özel olarak aydınlatılması anlamını ifade eden kandiller dile getirilmektedir.
Tabiatıyla bu, şu anlama gelmektedir: Osmanlıların bu gecelerde camileri özel olarak kandillerle donatmaları milletin daha çok dikkatini çekmiştir. Bundan dolayı da herkes bu gecenin her birini adlarıyla değil, ışıklandırılmalarıyla kafasına koymuş ve gecelerin devamlı aydınlatılmalarını hatırlamışlardır.
Bu gecelerde okunan mevlitlerin durumu da bundan farklı değildir. Çünkü bu gecede okunan mevlidin sözlerinin ifade ettiği anlamı kimse düşünmemektedir. Çünkü anlamamaktadır. Onu ancak okuyan kimselerin ses ve nağmeleri ilgilendirmektedir.
Fakat buna rağmen bu gecelerde yine mevlidler okunmaya devam etmektedir. Hem de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da organize edilmektedir.
Kutlamalar da adı anılmadan kandil tebriki olarak yapılmaktadır.
Bu yazı toplam 149 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.