1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. KAPILMA DÜNYAYA, AHİRETTE KALIRSIN YAYA…
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

KAPILMA DÜNYAYA, AHİRETTE KALIRSIN YAYA…

A+A-

Etrafınıza dikkatlice bir bakın. Kendini bu dünya hayatını kaptırmayan kaç kişi bulabilirsiniz? Hayatının en verimli dönemlerini dünyalık peşinde koşturmaktan başka bir şey yapmayan milyonlarca insan, gününü gün etmekten bir adım geri atmıyor. Ta ki hayat kömürünün ışıltısı zayıflamaya başladığı zaman kendince dolu dolu geçirdiği ömrünün çatlak vermeye başladığının farkına varabiliyor. O yaşa gelinceye dek yaptıklarının yanına kar olduğunu mu düşünüyor acaba?

Dünya hayatının gelip geçici olduğunu anlaması için elden ayaktan, güçten kuvvetten düşmesi mi gerekiyor? Peki, karşımızda kapı gibi duran Kuran ve sünnet gerçeğine rağmen niçin ahiret hayatı için önlem alması gereken yapıya kavuşmada ileri yaş beklentisi ya da gafletine düşülüyor?

Ölümün ibret olmadığı insanoğluna başka hangi misalle yön vermeye çalışabilirsiniz?

Dedesini, ninesini, babasını, ağabeyini hatta kendinden yaşça küçük olan kardeşlerini dahi kaybeden yığınla insanın ibret alması için başka hangi etkenler katkı sağlayabilir?

İşin özü, dünya yaşantılarımızı önemsemeliyiz elbette ama hayatımızın gayesi haline dönüştürmek gibi bir gaflete de kurban etmemeliyiz. Peki, bu kadar açık ve net deliller ve naslar var olduğu halde kapılmanın temelinde yatan etken ne olabilir?

İnsanlar olarak niçin hayatımızı iman ve ihsanla renklendireceğimiz yerde zillet ve gafletle karartmaya yönlendiriyoruz?

İbret olarak daha ne bekliyoruz?

Önümüze cennet be cehennem sahneleri konulsa dahi anladığım kadarıyla insanoğlu dünya yüzeyinde nefes alıp verdikçe bir takım beklentilerinden vazgeçemeyecek.

Ağabey bildiğim bir kardeşim vardı. Kendisiyle yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez fırsat bulduğumuz her anımızda birbirimize uğrar, telefonlaşır ve her fırsatta gönül almayı bilirdik. Günün birinde bu ağabeyime insanoğlunun çok isteyip te ulaşmaya güç yetiremeyeceği önemli bir makam takdim edildi. O makama oturduktan sonra defalarca karşılaştığımız halde etrafında çöreklenen şakşakçıları sebebiyle geçmişine sünger çekmiş ve kaba tabirle eski bir gönül dostu olan beni kazımamaya başlamıştı. Yoğunluğundandır gerekçesiyle uzunca bir süredir rahatsız etmedim. Kendinden hiçbir dünyalık beklentimde olmadı. Geçtiğimiz nisan ayında Konya’da tarım fuarında karşılaştım. Elinde ki o makam alınmış, etrafında ki kalabalıklar dağılmıştı. Hemen yanıma sokuldu. Hal hatır sormaya başladı. Ama incinen gönül kolaylıkla eski halini almıyordu. Belli etmemeye azami gayret göstererek selamına ve hal hatır soruşuna mukabele ettikten sonra ayrıldık. Üzerinden iki ay henüz geçmemişti ki vefat haberini aldım.

Dünya kimseye yar olmuyordu.

Kapılanına asla torpil yapmıyordu.

O yaşamı takdir eden gerçek sahibi ne kadar ömür biçmişse sadece o geçerliydi.

Nerede etrafında kalabalıkları toparlayıp nutuk üstüne nutuk atan Süleyman Demireller, Bülent Ecevitler ve diğerleri nerede halkını sindirip dilediği gibi kendi adaletini sağlayan ama insanlara korku salan Saddam Hüseyinler, Muammer Kaddafiler ve diğerleri?

Gelin dilerseniz iş işten geçmeden önlemimizi alalım. Yalan hayatımızı yeni yalanlarla besleyerek zindana çevirmeyelim.

Dünyalık lükslerin birer aldatmaca olduğunu anlamak bu kadar mı zor?

Yarın ahirette mizan kurulduğunda kurbanlık koyunların sırasını beklemesi gibi hesaba çekileceği anın dehşetiyle korku üstüne korku yaşamak yerine hayatlarımızı dünyada cennete çevirip, ahirete ak yüzle çıkma imkânımız halen bulunuyor.  

 

 

 

Bu yazı toplam 318 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.